31 Aralık 2012 Pazartesi

HIRSIZLAR KASABASI......


Bir kasabada her gün hava kararınca, insanlar maymuncuklarını ve
fenerlerini yanlarına alır, komşularının evlerini soymaya giderlermiş.
Fakat, gün doğarken geri döndükleri her seferinde kendi evlerini de
soyulmuş durumda bulurlarmış. Ama ülkede kimse kaybetmezmiş, çünkü
herkes birbirinden çalarmış.

Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkmış. Geceleri,
diğerleri gibi çantasını fenerini alıp hırsızlığa çıkmaktansa, evinde
kalıp çalışmayı tercih edermiş bu adam. Hırsızlar da onun evinin önüne
geldiklerinde içeride ışık yandığını görünce döner giderlermiş. Fakat
bu durum böyle bir süre devam edince, ahali ona kızmaya başlamış:
"Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını engellemeye
hakkın yok" demişler.
Bunun üzerine dürüst adam, geceleri ışığını söndürüp dışarı çıkmaya
başlamış. Her gece, hırsızlık yapmadan orada burada dolaşır durur,
sonunda yatmaya evine dönermiş. Fakat her döndüğünde evini soyulmuş
bulurmuş. Sonuçta bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek içecek hiç
bir şeyi kalmamış ve memleketini terketmek zorunda kalmış.
Kasabada hırsızlıkta ustalaşıp giderek zenginleşenler kendileri
için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar.
Zamanla, zengin fakir ayrımı çoğalmış. Zenginler mallarını korumak
için bekçiler tutmuşlar, hapishaneler kurmuşlar. Kendi mallarının
çalınmasını da yasa dışı ilan etmişler! Ancak yoksulların mallarını
çalmak hala serbestmiş!

Bir süre geçtikten sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz
etmez olmuş. Çünkü, yoksulların çoğu ya açlıktan ölmüş ya da oraları
terkedip gitmişler. Zenginler ve maaşlı soyguncular ise ortada
soyacakları kimse kalmadığından servetlerini yavaş yavaş yitirmeye
başlamışlar.
Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için oraları ilk
terkeden dürüst adamı başa getirmeye karar vermişler. Sora sora nerede
yaşadığını öğrenmişler. Evine gittiklerinde kapıda yazılı bir kağıt
görmüşler.
Kağıtta şunlar yazıyormuş:
"Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa, her şey için çok
geç olmuş demektir..."
Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır.
Ama uyumuyor da uyuyor gibi yapıyorsa ne yapsanız nafile, uyandıramazsınız.


(Hikayenin kime ait olduğunu bulamadım. Bilen varsa bildirir ise sevinirim.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder