31 Aralık 2020 Perşembe

Ateşin Şarkısı....

 


"Ona baktığınızda ne görüyorsunuz?" "Kızım o benim. Tabii ki her açıdan mükemmel olduğunu düşünüyorum. Fakat"... "Fakat?" Artık ondan korkuyorum.

Üç yaşındaki kızının saldırısına uğradığında Julia'nın hissettiği tam da budur. Genç kadın, dünyalar tatlısı kızı Lily'ye ne olduğunu anlayamaz, ama onu bu hale neyin getirdiğini biliyordur. Ya da bildiğini sanıyordur.

"Her şey o zaman değişti işte. Kâbus o zaman başladı. Incendio'yu ilk çaldığım zaman. Bu müzikle ilgili bir şey hayatımıza bulaştı ve kızımı, her gördüğümde kanımı donduran birine dönüştürdü."

Julia, bir antikacıda bulduğu Incendio adlı bestenin, kızı üzerindeki ürkütücü etkisinin sırrını çözmek zorundadır. Bu uğurda yalnızlığı göze alıp, yabancı bir şehrin karanlık geçmişine uzanan sokaklarında kaybolsa bile.
(Tanıtım Bülteninden)

Bir yılı daha geride bırakırken okumaya, düşünmeye, anlamaya ve anlamlandırmaya daha çok muhtaç olduğumu anlıyorum. Kitap konuştuğum arkadaşım, dostum, kardeşim İrfan'ın yokluğunda komşum Gürcan ile mümbit konuşmalar yapmak tek tesellim. 

Kavak, Ömrüm olursa 2021 de daha fazla okuyacağım. Sende Tess GERRİTSEN okumaya başlaman lazım ben devam edeceğim.

Bu verimli romancı hanımı okumayan varsa okumasını tavsiye ederim. 

Kitaplar ile dolu bir ömür diliyorum. Tâbi ki çok sevgili Bay Kavak ve Gürcan kardeşimle..

Serdar Karamanlı

Kitap Bitiş Tarihi : 31 Aralık 2020 23.26

Bayrampaşa 2020/19

26 Aralık 2020 Cumartesi

Ambler Uyarısı...

 


Nefes nefese bir kovalamaca... Amerikan hükümeti, Virginia kıyısı açıklarındaki Parrish adasında, meraklı gözlerden uzak bir klinikte, psikolojik durumları nedeniyle tehlike oluşturabilecek eski istihbarat ajanlarını "saklamaktadır". Bir zamanlar Yurtdışı Operasyonlar Birimi´nde görevli eski ajan Hal Ambler da bu insanlardan biridir.

Ancak Ambleri ile klinikteki diğer hastalar arasında çok önemli bir fark vardır: Onun psikoljik bir sorunu yoktur. Ambler bir an önce bu kabus adasından kaçmak ve buraya kim tarafından, neden kapatıldığını bulmak zorundadır.

Kitap Bitiş Tarihi : 26 Aralık 2020 20.35

Bayrampaşa 2020/18

19 Kasım 2020 Perşembe

Dijital Kale...

 

Ulusal Güvenlik Teşkilatı dünyanın kaderini değiştirecek ve dijital ortamdaki tüm şifreli metinleri bilecek özel bir bilgisayar üretir. Ne var ki, günün birinde bu özel bilgisayar karşılaştığı esrarengiz bir şifreyi çözemez. Ve kriptoloji uzmanı, zeki ve güzel Susan Fletcher göreve çağrılır. Genç kadın korkunç bir gerçekle yüzleşir. Silahlarla ya da bombalarla değil, Amerika Birleşik Devletleri’nin en güçlü haber alma örgütü olan Ulusal Güvenlik Teşkilatı çözülemez bir şifreyle rehin alınmıştır.Sırlar ve yalanlar fırtınasına yakalanan Fletcher inandığı teşkilatı kurtarma savaşı verir. Dörtbir yandan ihanete uğrayan güzel kadın yalnızca ülkesini değil, kendi canını ve sevdiği erkeği de kurtarmaya çalışır...

Kitap Bitiş Tarihi : 18 Kasım 2020 23.27

Bayrampaşa 2020/17

25 Ekim 2020 Pazar

IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN

 - I -
 
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü 
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü 
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü 
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana 
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden 
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden 
Bebekler hayta hayta yürümeden 
Geleceğim diyorum, geleceğim sana 
Ne olur kesin bir takvim sorma bana 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 

Beklesen de olur, beklemesen de 
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende 
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde 
Hangi ses yürekten çağırsa beni sana 
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi 
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi 
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? 
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana 
Kesin bir gün belirtemem, n'olur takvim sorma bana 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden 
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben 
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendirdiğin yerden 
Gemileri yaksalar da geleceğim sana 
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif 
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız 
Ey benim alfabemdeki kadım Elif 
Ne güzellik, ne de tat var baharsız 
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana 
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. 


II

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman 
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan 
Kimseye uğramam ben sana uğramadan 
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana 
Takvim sorup hudut çizdirme bana 
Ben sana çiçeklerle geleceğim 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman... 

Bilirsin ki burada değilim artık 
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Gelir benim yüreğimde toplanır
Dağların üstünden sıyrılan duman. 
Bir yanım mosmordur, bir yanım beyaz, 
Bir yanım karakış, bir yanım ilkyaz. 
Can evime bakışların saplanır; 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman; 
Ne sen gurbetçisin, ne ben sılacı. 
Senden gayrısına bakmak mümkün mü; 
Gözlerimi esir alan dağlardan. 
Kapımı üç defa çalan postacı 
“Adresinde yok! ” diye notlar düşer, 
Eski adresimde bir hüzün eser; 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Eski adresimse kurumuş bir gül, 
Gizemli bir ıtır, domur domur kan, 
Yaba yaba yelde savrulur gönül, 
Firkatli turnalar geçer uzaktan. 
Dalgınlığım debimetre tanımaz, 
Başım çarpar bir gemi bordasına 
Düşerim bir girdabın ortasına 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Birden bezeklenir sevda haritam, 
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Lâleler toplarım ben tutam tutam, 
Bizim için çalar kıvrak bir keman. 
Gök papatya, yer ise lâle bahçesi, 
Aşka ışık dokur kuşların sesi. 
Seninle hep aynı yerde oluruz; 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Kumaşı eprimiş üç mevsim geçer, 
İlkyazla uyanır derin uyuyan. 
Tan sesine cıvıldaşır serçeler, 
Sevdadır alnıma namlu dayayan. 
Havuzuma ay ışığı dökülür. 
Bilirsin ki burada değilim artık, 
Ruhum yağmur yağmur göğe çekilir; 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Gülde çiy damlası... buzum sırçayım; 
Güneşe çarpınca param-parçayım. 
Bir Emirgân’dayım, bir Kanlıca’da, 
Üsküdar’da, Beykoz’da, Çamlıca’da. 
Şehir bir hançerken kan burgacında. 
Mekâna sığar mı bu dolu yürek? 
Bu sevda çeşmesi, bu deli yürek. 
Baylanır, beklerken baygın düşerim; 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.


- III -

Saçlarına pütür pütür yapışmış, 
Gözlerinin rengi ile sıvanmış 
Bir avuç kuru çiçek topladım. 
Kırılıp dökülmesinler diye 
Sevgiyle, özenle tek tek topladım. 
Yürek fideledim zamana ve mekâna, 
Hasat vakti geldi yürek topladım. 
Belli ki bu yıl da vuslat gecikecek 
Aşıdır, serumdur, besindir her umut, 
Ey sevgili umudunu diri tut.
Bedenim hür değil, mühlet ver bana, 
Er veya geç çıkıp geleceğim sana; 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Mevsimi geçiyormuş, geçsin varsın, 
Hep böyle dönüyor zaman tekeri. 
Biri gider, biri gelir mevsimlerin, 
Sonsuzluğu, diri aşklarla kucaklarsın. 
Acılardan damıtırsın şekeri, 
Sabrı da güzel olur çeyizi hazır kızların. 
En ışıltılı çağında yıldızların 
Kaç bıldır öteden göz kırpar bana, 
Her umut bir yoldaş, her dert âşina. 
Sorma ıhlamurlar ne zaman çiçek açar
Beni güneşin ortasına atsalar da 
Yanarım, pişerim, gelirim sana; 
- Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
Bahaeddin Karakoç
( 1930 - 2018 )

10 Ekim 2020 Cumartesi

Kaybolan Yaşama isteğim....

 Artık hayatım için mücadele etmeyi bırakıyorum. Verdiğim sözleri yerine getirip ayrılacağım yaşamdan. Hayatta ki en büyük üzüntüm Zekeryamın başına gelenler, zannediyorum ki bir baba için zor dönemler evlatlarının hastalanması veya daha bilemediğimiz bir çok hüzün.

Gerçekten dünya yaşanması ve katlanılması oldukça zor bir yer haline geldi. Aklını yitirmiş ve gerçeklikten kopmuş bir dünya manyak kendi egoları ile ailelerine gelecek sağlama telaşını atlatamadıkları gibi geride belki de telafisi olmayan çatışmalar bırakacaklar.

En yakınların tarafından anlaşılamamak ayrı bir üzüntü. Canları sağolsun artık diyeceğim bir şey kalmadı. Sözümü ve nefesimi tuttup kalanını sessiz sedasız geçireceğim.

Serdar Karamanlı

10 Ekim 2020


4 Ekim 2020 Pazar

Hz. Ömer'in mumu...

 Sevgili dostlar, malum İslami Camia da ki en önemli yönetici Adaleti ile meşhur Hz. Ömer'dir. İslami Camia'nın Hocaları, Şeyhleri ve özellikle de Siyasi Partilerin eski jenerasyonu olanlarının en çok haklı bir övgüye layık olan Hz. Ömer'in mumu hikâyesini göz yaşları içinde anlatmalarını bizim yaş kuşağı unutamaz! 

İlk önce hikâyeyi hatırlayalım, sonra devam edelim,

"Hz. Ömer halife iken, bir gece makamına ashaptan biri gelir ve selam verip oturur.

Fakat selamı alınmaz. Hz. Ömer önündeki işle meşguldür ve konuk merak içinde bekler.

İşini bitiren Hz. Ömer, önünde yanan mumu söndürdükten sonra ikinci mumu yakar ve konuğunun gözlerinin içine bakarak “Aleyküm selam...” der.

Konuğu sorar:

- Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın ve bir mumu söndürüp diğer mumu yaktıktan sonra konuşmaya başladın?

Hz Ömer cevap verir;

- Evvelki mum devletin hazinesinden alınmıştı. O yanarken özel işlerimle meşgul olsaydım Allah indinde mesul olurdum. Seninle devlet işi konuşmayacağımız için, kendi cebimden almış olduğum mumu yaktım, ondan sonra senine konuşmaya başladım.

Sahabenin gözleri yaşarır, ellerini kaldırarak şöyle dua eder;

- Ya Rabbi! Hz Ömer’i bizim başımızdan eksik etme."

Hikayeyi hatırladınız mı?

 Benim merakla cevabını aradığım, lakin bulamayacağı mı anladığım soru bankama bir ilave daha olmaktan öteye gidemeyecek bir soru daha. 

Siyasal İslami hareketin hikmet dolu sözlerine, Haksızlık karşısında mazlumun yanında olunacağına, 

Devletin malının ateş olacağına tutanın elini yakacağına,

Memleket insanın eşit olacağına , 

İnancından ve düşüncelerinden dolayı kimseyi yargıla mayacağız konuları kanımca çok gerilerde kaldı. 

Artık bambaşka bir paradigma'nın parçası olmuş, hareket tarzı ile yola başka bir şekilde devam eden eski gözü yaşlı siyasiler. Devletin, millete ait tüm imkanlarını  kişisel çıkarları için kullanan bir mekanizma olarak karşımızda durmaktadır.  Yanlarında da bu mekanizmadan seken, artan ve düşenleri toplayacağı anı bekleyen destekçileri bulunmaktadır. 

Peki Sorum şu, buraya nasıl gelindi ve Sahi Hz Ömer'in mumuna ne oldu? 

Ne Romantik bir soru?

Serdar Karamanlı

23 Eylül 2020

22 Eylül 2020 Salı

Memleketimin İktidar değişikliği yaklaştı..

 Artık mevcut yönetim iç ve dış sorunları yönetemiyor. Yalnızlaşan bir ülke görünümünü artık kabul edilebilir değil. Onun için geniş tabanlı "Millî Mütabak Hükümeti" kurulması amaçlan malıdır. 

Gelecekte bizi nasıl sorunların beklediğini anlayacak, bu anladığını Halka doğru bir şekilde anlatacak bir yönetim gelmelidir. Bu nasıl olur gerçekten bilmiyorum İlahi yardıma ihtiyacımız olduğu kesin. Bunca kutuplaşmanın olduğu bir coğrafyada Akıl bir işe yaramıyorsa ki şu anda yaradığı söylenemez.

Umarım Halk bunu anlar, açıkçası çok umutlu olduğum söylenemez. Tarihe küçük bir not düşmek istedim.

Serdar Karamanlı

22 Eylül 2020

12 Eylül 2020 Cumartesi

Siyasal İslam'ın partileri...

 Rahmetlik Erbakan ile başlayan Siyasal İslâmî hareket uzun emekler ve fedakârlıklar üzerine Millî Nizam partisinin 1970 ile başlayan ve 2020 yılına kadar gelen süreçte neler yaşandı bu bir araştırmanın konusu umarım iyi çalışılmış bir eseri okuma fırsatımız olur.

Benim baktığımda gördüğüm kadarıyla şöyle bir komplo teorim var. Türkiyemiz de, görünürde bir kavga veya derin fikir ayrılıkları yaşayarak ayrılanlar başka Siyasasi İslâmî particikler kurdular/kurmaya de devam edecekler.

Sanki bu oluşumun şöyle bir fikri var, Halkımız seçim zamanı geldiğinde oy kullanırken bizim içimizden çıkan partilerimizin dışına çıkmasın. Marjinalini de biz kuralım, Demokratik görünümünlü olanını da hatta bu ikisi arasında farklı tercihlerde olabilecekleri de. 

Bu İslami Siyasi hareketlerin, siyaset arenasında ki tüm aktörlerini çalışacak birilerine ihtiyaç var bence. Aslında bu Siyasi oluşum nasıl bir çalışma ile bu günlere geldiği tüm İslami tarikatlar, dernekler, vakıflar ve oluşumların bunda ki etkisinedir? Katkısı nedir? 

Başka paydaşları var mı? Vs...

Merakla beklemekteyim....

12 Eylül 2020 Cumartesi 07.05

Serdar Karamanlı







Mulan seyreden kız çocuğu..

 

Yaşamlarımız süratli bir şekilde akıp gidiyor, dünyamız da yaşayan insanların ne kadarı farkında bilmiyoruz.

Fakat kendi payıma şunun farkındayım yaşlanmış ve çocuklarım benim evlendiğim yaşa gelmişler. Aslında herşey gözümüzün önünde oldu ve manasız bir şekilde algılayamadan geçip gitti.

Dün bir gazeteci dedi ki, (hapisanede olmasını kast ederek) " benden bir mevsimi çaldılar, çocuğumun ilk dişinin düşüşünü göremedim" bize verilmiş bir hayatı saygısız, vahşi, çoğu zaman duygusuz bir şekilde yaşamaya devam ediyor olmanın derin üzüntüsü içindeyim. 

Bize bahşedilmiş hayatın derin anlamı üzerine düşünmek bir yana, yaşamlarımızı zorlayan geçim derdine düşmüş ve orada tutuklu kalmış durumdayız.

Evet Mulan seyreden kız çocuğu büyüdü doğru fakat baba olarak üzerime düşeni yapabildim mi emin değilim. Aslında çocuklarımızın bizlerden asıl beklentileri nedir konusu üzerine düşünmekte de geç kalmış bulunuyorum.

Kendime, Babalık ettiğim süreyi değerlendirme yaptığımda ki hâlâ devam ediyor. Notum çok zayıf kaldı. Bunun sebebi not verme de cimri olmam değil, gerçek bu maalesef.

Birde onlara sormak lazım, eşim bana ne not veriyor, kızım ve oğullarım ne not verdiler acaba?

12 Eylül 2020 Cumartesi 06.19

Serdar Karamanlı

4 Eylül 2020 Cuma

Doğu Akdeniz gerilimi...

 Dünya egemenleri yine Ortadoğu'da ve yine Ortadoğu'nun kıyılarında karışıklık peşinde.

Uçak gemileri geliyor, ortak askeri tatbikatlar yapılıyor, Yunanistan'a uçak satıyorlar silah satıyorlar. Türkiye'miz savunma sanayine acaip para akışı sağlıyor. Araplar zaten kendi yöneticileri üzerinden hep aynı kucakta ve ineceğede benzemiyor. Arap baharı hikayesi yüzünden Mısır ve Libya'da durum zaten vahimdi daha beter oldu/olacak. 

Fransa bir Lübnan'a geliyor bir Irak'a gidiyor, Libya'da ki meşru hükümet ile kontak kurmaya çalışıyor. Suriye'de insiyatif almaya çalışıyor ve final de gerilimi tırmandırıyor.

Almanya bütün sinsiliği ile çalışmaya devam ediyor. Avrupa'nın abisi görünümünü sürdürmeye çalışıyor. 

İngiltere görünürde yok, acaba yok mu?

Amerika ve şımarık çocuğu Arapları kafa kola almış anlaşmalar yapıyor, hava sahaları açılıyor ve ortak ticaret alanları oluşturma konularında ilerleme kaydediyorlar. Yunanlılar, Rumlar ve Mısır ile anlaşmalar yapıyor ve Türkiye'mizi dışlıyorlar. Gerilim yükseliyor sular ısınıyor.

Peki bunlar kimin işine yarıyor? Aslında ne oluyor? Dünyanın en kadim coğrafyasının insanların dan ne saklanıyor?

Ben baktığım yerden şunu görüyorum, başka bir şeyler oluyor ve oraya bakmamız istenmiyor. Işıkları bu tarafa tutanlar gölgeleri içinde başka işler peşindeler. Şimdilik bilemiyoruz, fakat çok sonraları öğreneceğiz. Acaba iş işten geçtikten sonra mı öğreneceğiz. Görünen o ki yine öyle olacak.

Çünkü ışığı tutanlara kimse ışık tutup gölgeyi aydınlatmak kimsenin aklına mı gelmiyor? Yoksa gücü mü yok? Yada iş birlikçi mi?

Sanki öğrenmeyeceğiz.

4 Eylül 2020

Serdar Karamanlı

1 Eylül 2020 Salı

Bir Çöküşün Öyküsü..

 


Bu son derece çarpıcı çöküş öyküsü, XV. Louis döneminde Fransız sarayında epey etkili olmuş aristokrat bir kadının gerçek yaşamına dayanır. Madame de Prie günün birinde gözden düşer ve kral tarafından Normandiya’ya sürülür. İktidar sahibi ve ilgi odağı olduğu hareketli ve eğlenceli Paris günlerinden sonra, ne kadar süreceği belli olmayan, kendisiyle baş başa kalacağı bir sürgün dönemi beklemektedir onu. Ancak iktidar savaşları, entrika ve eğlenceden ibaret boş saray hayatı varoluşuna anlam katan tek şeydir. Hem kendini hem çevresindekileri sürekli kandırma eğilimindeki bu sığ ve kibirli kadın, malikânesinde gösterişli eğlenceler düzenleyerek Paris’teki hayatını yeniden canlandırmaya çalışır. Giderek mantıklı düşünme yetisini bütünüyle yitiren Madame de Prie, yeniden bütün dikkatleri üzerine çekebilmek için inanılmaz bir plan yapar.

 Kitap Bitiş Tarihi : 1 Eylül 2020 16.21

Esenköy 2020/16


Altıncı Koğuş...

 


Çehov bir taşra kasabasındaki akıl hastanesinde geçen bu novellasında, eğitimli bir hasta olan İvan Dmitriç ile Doktor Andrey Yefimıç arasındaki felsefi çatışmaya odaklanır. İvan Dmitriç maruz kaldıkları adaletsizliğe, içinde yaşamaya zorlandıkları berbat koşullara karşı çıkarken, Andrey Yefimıç bunları görmezden gelmekte ısrar eder ve durumu değiştirmek için kılını bile kıpırdatmaz. Doktor sonunda içine düştüğü “felsefi” yanılgının farkına vardığında ise artık iş işten geçmiştir. Altıncı Koğuş, Rusya’nın ve ülkenin sorunlarıyla ilgilenmek yerine onları uzaktan izlemeyi tercih eden elit Rus aydınının “deliliği”nin simgesidir adeta. Altıncı Koğuş, Russkaya Mısl dergisinin 1892 kasım sayısında yayımlandığında büyük ilgi görmüştü. Hatta Lenin’in de yapıtı okuduktan sonra dehşete kapıldığı, “Kendimi Altıncı Koğuş’a kapatılmış gibi hissettim” dediği rivayet edilir

Kitap Bitiş Tarihi : 1 Eylül 2020 13.23

Esenköy 2020/15



31 Ağustos 2020 Pazartesi

Kassandra Damgası..


 Kötülüğü engellemek mümkün müdür?

İnsanlığın hızla sürüklendiği yok oluşu, bu kaçınılmaz görünen kaderi engellemek peki?

Kendini bir uzay istasyonuna hapsedip kötülüğün alametlerinin peşine düşen bir Rus bilim insanı, yaptığı akıl almaz keşifle birlikte, dünyada köklü değişimlere yol açmayı umar. Kötülüğün genetik kodlarını çözerken, yolu ünlü bir fütürologla dramatik bir biçimde kesişir.

“Gerçek şu ki yeryüzünde biz insanlar dışında bir kötülük kaynağı yok. Ama her bir insan kötülüğün kaynağını kendisi, kendi ailesi, nesli, milleti, devleti ve biraz daha ileri gidersek ırkı, dini, ideolojisi dışında, yani bir başkasında arıyor. Ve hayat kötülüklerle sürüp gidiyor. Nihayet, embriyoların hayatı protesto etmesine kadar geldik. Dur! İleride yol yok!”

Usta yazar Cengiz Aytmatov, bilimkurgu öğelerinin ağır bastığı bu romanında, esaslı sorular sorarak insan kaderinin yönünü inceliyor.

 

(Tanıtım Bülteninden)

Kitap Bitiş Tarihi : 31 Ağustos 2020 15.45 

Esenköy 2020/14

16 Ağustos 2020 Pazar

Masumiyetin için savaş...

 Masum olduğu kanıtlanana kadar o bir suçluydu...


Miranda Wood evine geldiğinde, ayrılmak istediği yasak aşkını yatağında ölü bulur. O şimdi insanların gözünde hem tanık hem de şüpheli durumundadır. Kimliği belirsiz bir adam tarafından kefaleti ödendiğinde ise dikkatleri daha da üzerine çeker.

Miranda suçsuzluğunu ispatlamak için çabaladıkça, kendisini karanlık bir bataklığın içinde bulur. Şantaj ve sıra dışı skandallar ortaya çıktıkça gerçeğe daha da yaklaştığını hisseden Miranda, katil tarafından takip edildiğini fark eder. O, katil için büyük bir tehlikedir ve bu tehlikenin ortadan kaldırılması gerekiyordur… Masumiyetini kanıtlamak için verdiği mücadelede sevgilisinin hayatına dair öğrendiği sırlar Miranda’nın kurtuluşu olabilecek midir?

“Tess Gerritsen, kütüphanemden asla eksik etmediğim yazarlardan biri. Her kitabıyla beni kendisine hayran bırakıyor.”
Stephen King


Kitap Bitiş Tarihi : 16 Ağustos 2020 21.16
Bayrampaşa 2020/13

7 Ağustos 2020 Cuma

Parafili...



Doktor, Avukat, Polis Memuru, Seri Katil... Kapıyı açmak için hangisine daha çok güvenirdiniz?

Maeve Kerrigan üç kadını kendi evlerinde boğarak öldüren bir seri katilin izini sürüyor...İçeriye zorla girildiğine dair hiçbir iz yok, bütün işaretler onu kurbanların kendilerinin içeriye aldığını gösteriyor.
Üçüncü cinayette katilin bıraktığı delil, Maeve'in eline onu şaşkına çeviren bir şüpheli verir: Maeve'in ortağı Komiser Josh Derwent. Maeve onun bu işle bir ilgisi olduğuna inanmayı önce reddeder, acaba onu ne kadar iyi tanımaktadır? Çünkü bu Derwent'ın cinayetle suçlandığı ilk olay değildir...

Belki de katil çok yakınınızda ve siz onu tanıyorsunuz...


Kitap Bitiş Tarihi : 7 Ağustos 2020 00.57
Esenköy 2020/12

5 Ağustos 2020 Çarşamba

Tarihe Not düşmek üzere, Siyasal İslâm...

Erbakan'ın Peşinden sürüklenip, 2002 yılında büyük umutlarla iktidara taşıdığımız AKP.
Şimdi ne halde Biz, biz biz diye diye ülkeyi getirdiği nokta "ayrışma, düşmanlaşma ve kindarlaşma" 2015 seçimlerinden önce hayatımıza not olarak düştüğüm düşüncelerim hala maalesef geçerli.

Peki bu 18 yıllık Yönetim de Siyasal İslâm ne kazandı, ne kazandır dı?
Gerçekten Türkiyemizin geleceğine iyi katkılar sağlayabildi mi?
Çevremizde ki Ülkeler ile sıfır sorun, düşmanları azaltıp dostları çoğaltacağız Dış Siyasetine ne oldu?
Siyasal İslam, (sözüne Davutoğlu istediği kadar itiraz etsede) bir yanlışı başka bir yanlış ile düzeltmeye çalıştı. Eski bir Adalet Bakanının dediği gibi "Ne yani Başkalarını mı bakanlığa doldursaydım" bu Türkiyemizin geleceğine ne katkı sağlayacak? 
Tüm Türkiye Cumhuriyeti Kurumlarına kendi ideolojisine uygun partilileri yerleştirince neyi düzeltmiş oldu?
Yeni nesil gençler siyasete başka bir açıdan bakmaya başladıklarında, artık eski siyasilerin sonu gelecek. Şimdilerde 45 yaş üstü insan grubunun desteklediği bu yeni dünyayı anlamayan Siyasilerin gidişi hızlanacak ve bir süre sonra hatırlanmaya değer bulunmayacaklar.  

Maalesef iyi gider gibi gözüküyorken nedenini hâlâ anlayamadığımız parti içi hesaplaşmanın geçici galibi, RTE'nin retoriği ve halkın içinden gelmesi sayesinde ona inanan, inanmaya devam edenler azalsa da bir siyasi yolculuğun sonu geldiğini gösteriyor. 

Peki 18 yıllık iktidar arkasında ne bırakacak?
Söyleyeceğim, KOSKOCAMAN BİR ENKAZ şimdi göremiyor olabilirsiniz fakat Allah ömür verirse hep beraber göreceğiz. 

AKP Hareketinin içinde bulunan bazı eski dostlara bakınca ve arada yaptığımız konuşmalar da kişisel servetlerin nasıl yükseldiğini görüyorum. Maalesef 18 yıl bu birilerinin kişisel zenginliğine zenginlik katmanın sonuna gelindi. 

Şüphesiz bunların hesabını Kanunlar çerçevesinde soracak Dürüst ve Şerefli Memleket evladı Savcı ve Hâkimler çıkar. 

Üzüntüm hayallerimizin ROMANTİK çıkmasıdır.

5 Ağustos 2020
Serdar Karamanlı









26 Temmuz 2020 Pazar

Ruhundaki Zehirle Yüzleş

İlk ceset tam bir muammadır...

Kız genç ve güzeldi. Üzerinde, bir telefon numarası karalanmış kibrit kutusu dışında bir delil bulunamamıştı.
Sonraki ceset bir uyarı...

İkinci cesedin ardından adli tıp uzmanı Kat, şehrin sokaklarında acımasızca dolaşan bir seri katilin varlığından endişe eder. Fakat ne polis ne de belediye başkanı onunla aynı düşüncededir, çünkü Kat'in şüphelendiği kişi şehrin en tanınmış isimlerindendir.

Peki sıradaki ceset... kendisi olabilir mi?

Ölü sayısının artması üzerine Kat, katili ortaya çıkarmak için harekete geçer. Fakat katil sandığından daha da yakınındadır. Kat'in ona doğru attığı her adım acaba kendi sonunu mu getirecektir?

Kitap Bitiş Tarihi : 26 Temmuz 2020 08.31
Bayrampaşa-İstanbul 2020/11

19 Temmuz 2020 Pazar

Sona Kalan...

Herkesin yarası vardır, ama bazılarınınki daha belirgindir…

Bambaşka hayatlara ait Claire, Will ve Teddy adında üç masum çocuğun yolları bir anda, hiç beklenmedik bir trajediyle kesişir. Önce aileleri, ardından koruyucu aileleri katledilen bu çocuklar için artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. Peki, onları bir araya getiren bu sarsıcı olaylar bir rastlantı mı yoksa birbirleriyle bağlantılı gerçeklerin önemli bir halkası mıdır?

Jane Rizzoli ile Maura Isles, katledilen ailelerle ilgili araştırmalarını derinleştirdikçe uzayan sır perdesini aralayabilecek, bu çocukları bekleyen korkunç kaderi değiştirebilecekler midir?

İnsanın okunmadan edebiliyor olması bu devirde mümkün çünkü gerçekten yaşam sıkıntılar içinde hayatı kazanmak, parayı kazanmakla oluyor maalesef. Kitap almak ve hayatı idame ettirmek ekonomik rahatlıkla mümkün maalesef.

Her geçen yıl daha fazla okumak düşünmek ve geride kalanlara tecrübeyi miras bırakmak. Bakalım bunu becerebilecek miyim?

Kavak Dostum biraz daha yaklaştık görüşmeye. Geldiğinde konuşacak çok şey birikti.

Kitap Bitiş Tarihi : 19 Temmuz 2020 10.54
Bayrampaşa-İstanbul 2020/10

24 Haziran 2020 Çarşamba

Pusu...


Ünlü bir Rus yazar ve eski bir paraşütçü-asker olan Alexander Kurbsky, Putin hükümetinden yaka silkip Batı’da “gözden kaybolmak” ister. Bu haberin evde nasıl karşılanacağıyla ilgili bir tedirginliği olmasa da, yurttaşlarının çoğunun Rus gizli servisleri tarafından canice öldürüldüklerini görünce Charles Ferguson, Sean Dillon ve “Başbakanın özel ordusu” olarak bilinen gruptaki diğer üyelerle kaçış ve gizlenme konusunda kayıtlara geçilemeyecek türden planlar yapar.

Bu Batı için gerçek bir darbedir, tek bir şey dışında: Kurbsky hâlâ Ruslar için çalışmaktadır. Plan en yüksek seviyede İngiliz ve Amerikan istihbaratının içine sızmaktır. Bu işi en etkili şekilde yerine getirmek için kendi motivasyonlarına sahip olan Kubsky’nin ne yapması beklenen şey umurundadır ne gitmek zorunda olduğu yer... ne de kimi öldürmesi gerektiği.



Kitap Bitiş Tarihi : 24 Haziran 2020 05.36
İstanbul 2020/9

14 Haziran 2020 Pazar

Hasat...

Tess Gerritsen adını tüm dünyaya duyuran roman
Dizlerini karnına çekip, kollarını kendine dolayarak oturdu. Tuhaf bir titreme sarmıştı vücudunu, uğraşsa da engel olamıyordu. Soğuktan değil, ruhunun ta derinliklerinden gelen sarsılmalarla dişleri takırdıyordu. Gözlerini kapattığında o gece gördükleri canlandı zihninde. Nadiya bir ışık bulutunun üstünde adeta yüzerek güverteyi geçti. Helikopter, kapısı açık onu bekledi. Nadiya eğildi, uzanarak pilota bir şey verdi.
Bir kutu.
Yakov iyice büzüştü ama titremeleri durmadı. İnleyerek başparmağını ağzına götürdü ve emmeye başladı.
Abby DiMatteo geleceği parlak, başarılı bir hekimdir. Boston Bayside Hastanesi’nin organ nakli ekibine kabul edilince dünyalar onun olur. Ülkenin en seçkin cerrahlarıyla birlikte çalışacaktır artık. Ancak bu mutluluğu, kalp nakli bekleyen on yedi yaşındaki hastası için uygun bir kalp bulunduğu halde, organın başka bir hastaya, hem de nakil listesinde adı daha alt sıralarda olan varlıklı bir kadına tahsis edilmesiyle bozulur. Ortada ciddi bir adaletsizlik vardır ve Abby bu adaletsizliğin üzerine gitmeye kararlıdır. Ancak şahit olduğu bu olay, buzdağının sadece görünen kısmıdır. Genç kadın daha da derinlere daldıkça akıl almaz gerçeklerle karşılaşacak, en yakınındaki insanlar bile onun için büyük bir tehlike kaynağı haline gelecektir.

İnsan hırsının sınır tanımadığı bir dünya da yaşıyor olmak gerçekten üzüntü verici.
İnsan ırkı Dünyamız için en büyük tehlike umarım tüm Dünya canlıları için bu ırk bir yerde durur. 
İstilâ ettiği Dünya bu kötülükten kurturlur.
Kavak dostum bu kadın Harika, gelmeni   kitaplarını okumanı ve üzerine konuşmayı sabırsızlıkla bekliyorum.

Kitap Bitiş Tarihi : 14 Haziran 2020 18.49
İstanbul 2020/8

6 Haziran 2020 Cumartesi

Yeni siyasi partiler neyi temsil ediyor?

Mevcut hükümet ve güya geçmişte kalan yöneticileri yeni partiler kuruyor, oluşumlar başlatıyor. Bence hiç bir şeye yaramayacaktır. Zihin dünyalarında gördüğüm kadarıyla çok değişiklik olmadı olamayacak.

Geçmişin hesabını kendi vicdanlarında vermemiş, ülkeye yapılan ve yapılmaya devam eden olayların arka planlarını anlatmamış  olanların gerçek bir samimiyeti ortaya koymuş olamayacakları aşikardır.

Anladığım şu, bu oluşum içerisinden çıkanlar ile her zaman kendi iktidar alanlarını kontrol altınada tutmak, devamlı kendi oluşumlarının Ülkede tek alternatifin kendileri olduğunu göstermek istiyorlar ki sanki başarmak üzereler.
Ayrıca iktidarın 3 Mart 1924 tarihli Hilafetin kaldırılması meselesini ele alacak bunu seçim de kullana bilecek kadar rövanşistler gibi bir öngörüye de uzun zamandır sahibim.

İnsanlarımızı çaresiz bırakan yaklaşıma seyirci kalmaktan başka çare var mı?
Aslında var,
Muhalif olanların ülke sorunlarına yaklaşımlarını  Halkın gerçek gündemini anlayan ve TEMİZ SİYASET üreten gerçek Vatan severlerin oluşturduğu bir oluşum. Bunun ölçüsü TEMİZ HAREKET. Her adımının denetime açık olduğu tarafsız, korkusuz ve adaleti sağlayacak Güçlü bir Sistem.

Yoksa 10 yıllar sonra yine yeniden aynı meseleri konuşmaya devam edeceğiz/edecekler. Ne Romantik bir istek ama...
6 Haziran 2020
Serdar Karamanlı

Melekler ve Şeytanlar


Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon efsanevi gizli örgüt Illuminati'nin -Galileo zamanından beri Katolik Kilisesi'nin bağnaz inançlarını lanetleyerek bilimin yararlarını yücelten- hala faaliyette olup cinayetler işlediğini öğrenince şok geçirir. Parlak bir fizikçi olan Leonarda Vetra cinayete kurban gitmiştir. Tek gözü oyulmuş ve göğsü örgütün sembolüyle dağlanmıştır. Bilim adamının son buluşu güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı karşımadde çalınmış ve yeni Papa seçiminin gerçekleşeceği gün Vatikan Şehri'nin altına saklanmıştır. Langdon, Vetra'nın meslektaşı ve aynı zamanda kızı olan Vittoria ile medeniyeti yok olmaktan kurtarmak amacıyla Roma sokaklarında, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluğa koşuşturarak 400 yıllık izi sürerek Illuminati'nin izini bulmaya çalışırlar.

Bay Kavak bu film sektörüne, sektör git demek istiyorum müsade edersen.  Kitaba Fransız kalmışlar. Bu kitap ile film arasında 15 diyorum başka da bir şey demiyorum.


Kitap Bitiş Tarihi : 6 Haziran 2020 06.31
İstanbul 2020/7

28 Mayıs 2020 Perşembe

6 Mayıs 2020 Çarşamba

Sokağa çıkma yasağı..

Ağlanacak halimiz var. (10 Nisan 2020)
Dün akşamki sokağa çıkma yasağını icat eden akıllın bu devleti idare  edemeyeceğini görmek
için daha ne yapması lazımdı?
Fakat 18 yıl nasıl geldik, bilanço çok ağır olacak onu biliyorum.
Gerçekten ülke nasıl düze çıkacak?

İktidar her alanı kaplamak, her türlü muhalifin siyaset alanını daraltmak kendileri gibi düşünümeyenleri sindirmek için her türlü yasal çerçeveyi çizme derdinde.
Birisi Anamuhalefet mi olacak onu da kendi belirlemek istiyor. Bence başarılı da oluyor.

Muhalefet partilerinin maalesef Kendi gündemlerini oluşturacak bir kabiliyetleri yok. Halkın en büyük talihsizliği bu dönemde bu sanırım.
Kazandıkları Belediyeler büyük şanstı, yine iktidarın çizdiği çizgileri takip ediyorlar orada da. Ankara Belediye başkanı hariç.

Mansur Yavaş başka biri mahzende unutulan Yusuf gibi, inşallah yanılmam.
(6 Mayıs 2020)


Beni Seviyor musun diye soruyorsun ya

Biliyorum saçma gelecek sana
Ben kimi sevdiysem hep hüsranla
Bitti ya,
Ondan korkuyorum aslında
Sevmek güzel şey
Doğru
Haklısın bunu duymak istemekte
Diyemiyorum işte
Ne zaman demek istesem
Ne zaman hissetsem
Ne zaman söylesem
Arkasından derinlere dalış gibi
Yalnızlığa doğru dalıyorum
Daralıyorum
Sevgi kelimesiden korkuyorum
Evet saçma gelebilir.
Ama korkuyorum işte
Derin suların
Serin karanlıkları neyse
Oda bana öyle geliyor.
Belki de erken tükettim
Sevgimi
Değerini bilmez ellerde

Haklısın Can
Biliyorum sende suç yok
Bende ızdıraplı yara çok
Ana, baba akraba
Güya sahte sevgilerde
Boşuna tükettiğim sevgileri
Evet
Bunu istemekle haklısın

Ömrüm senin
Canım senin
Son nefesim senin
Son bakışım senin olsun
Bana son bakan sen ol
Kulağımda son ses sen ol
Sessiz sedasız giderken
Ağlama yarim

İsterim ki
Sade içten
Sıcacık bir elveda

Bu dünyadan bana
Kalan
En güzel
Hatıran

3 Mayıs 2020
Serdar Karamanlı

18 Nisan 2020 Cumartesi

Son Av..

Kara orman’da son av başladı… ardında hiçbir iz bırakmayan avcı kim?
Komiser Niémans, yardımcısı Ivana Bogdović’le Alsace bölgesinde işlenen vahşi bir cinayeti çözmeye gider. Kendi karanlık geçmişlerini de yanlarında götüren iki polis, Kara Orman’da saklanan bir sırrın peşine düşerler. Kızıl Nehirler’in başkahramanı Niémans’ın dönüşünü müjdeleyen Son Av, kökeni Nazi Almanyası’na kadar giden sürprizlerle dolu bir gerilim…

Bir Grange takipçisi olarak okuduğum en vasat kitabı diye bilirim. Beklentimiz o kadar yüksek ki aslında ortalığa göre iyi bir hikâye fakat en azından benim bekletimi karşılamadı. Ama okumaya ve takip etmeye devam edeceğim. O kadar da kredisi var Grange'ın
Bay Kavak sevgili dostum arkadaşı bi tık kınıyorum, vasat olmuş.

Kitap Bitiş Tarihi : 16 Nisan 2020
İstanbul 2020/6

Şibumi...

Şibumi,sıra dışı bir katilin öyküsünü sıra dışı bir şekilde aktaran harika kurgulanmış bir kitaptır. Nicholai Hel,Go oyununda uzmanlaşmış,son derece güçlü bir iç disipline sahip,en basit nesneleri bile öldürücü bir silah olarak kullanan,fotoğrafı asla çekilemeyen bir katildir.Artık emekli olmuş ve şatosunda yaşamını sürdürmektedir.Yaşadığı bir olay bu sakin emeklilik yaşamına son verir ve şatodan çıkar.Şatodan çıkarken bilir ki eski dostları,serveti ve yaşamı dünya ile yüzleşirken yok olacaklardır.Kitabın her satırında yazarın dehasını hissedebiliyorsunuz.

Sevgili dostum Bay Kavak hediyen için teşekkür ediyorum. Bi tık tebrik ediyorum. Umarım çıktığında görüşürüz. Yaşarsak malûm korona mücadelesi içindeyiz.

Kitap Bitiş Tarihi : 
16 Mart 2020
İstanbul 2020/5

3 Mart 2020 Salı

Gideceksin biliyorum...

Gideceksin biliyorum,
Dur diyemeyeceğim
Hakkın var gitmeye
Gitme demeye
Hakkım yok biliyorsun.

Sevildin belki duymadın
Ama sessizce sevildin.
Babaların sevgisi böyledir,
İfadesiz, kocaman
Milyonlarca balonu ucururcasına
İçine kâinat sığmaz
Bu sessiz sevginin.

İfade edilmeyen bu derinlik
Deniz gibi hayatını kuşatır,
Sen göremezsin ama
Oradadır.
Bilirsin
Bilmelisin
İfade edemeyen yürekler
Hep çok severler.

Aslında bu ifadesizlik
Korkudur

Biliyorum gideceksin,
Gitmeli ve yeni hayatını
Denemelisin.
Ve başarmalısın.

Hep bileceksin
Hatta unutmayacaksın
Belki görmeyecek
Belki duymayacak
Ama
Hep denizin içinde
Derinde de olsa
Denizimde
Kalacaksın.

Geri dönmen gerekirse
Denizin kenarında ki
Liman hep açık olacak
O liman hep senin olacak.

Haydi şimdi açıl
Çık Denize
Fenerin yol gösterecek
İfade edemeyecek
Ama sen ışığını
Hep göreceksin
Hep hissedeceksin
Liman yaşadığı sürece
Hep içinde olacaksın.

Yolun açık, bahtın güzel olsun.

Serdar Karamanlı
3 Mart 2020



18 Şubat 2020 Salı

İnsancıklar..

Dostoyevski’nin henüz yirmi dört yaşındayken kaleme aldığı ilk roman olan İnsancıklar; Rus edebiyatında “İşte yeni Gogol!” diye sevinçle karşılanan yazarın edebiyat dünyasına attığı ilk adımdır.
İnsancıklar‘ın mekanı, pek çok Dostoyevski öyküsünde olduğu gibi yine Petersburg. Büyük ustanın, o güçlü üslubuyla anlattığı; sıradan, pek fazla dikkat çekici olmayan, fakir insanların dostluk ve sevgi öyküsü.
18 Şubat 2020 Salı / 07.52
Bayrampaşa /İstanbul  2020-4


9 Şubat 2020 Pazar

Ölmesi Gereken Kız..

“ŞİMDİ NE YAPACAKSIN?” 
“KEDİ OLACAĞIM, FARE DEĞİL.”

Lisbeth Salander uzun süredir ortalıkta yoktur. Üstelik evini bile satmış, ardında da hiç iz bırakmamıştır. Kimsenin haberi olmasa da tek bir şeye odaklanmıştır: Artık av değil, avcı olacak ve kız kardeşi Camilla’yla kozlarını paylaşacaktır. 

Mikael ise Lisbeth’in bu sessizliğinden büyük endişe duyuyor ama ona bir türlü ulaşamıyordur. Deİsveç sokaklarında ölü bulunan evsiz bir adamın kimliğiyle ilgili yardıma ihtiyacı vardır çünkü resmî kurumlarda adama dair hiçbir kayıt yoktur. Bu adamı ilginç kılan şeyse cebinde Mikael’in telefon numarasının bulunması ve ölmeden önce de bazı devlet yetkilileriyle ilgili merak uyandıran iddialarda bulunmuş olmasıdır. 

Lisbeth geçmişinden kalan son parçanın peşinde, Mikael ise yozlaşmış düzenin yine tam ortasındadır. Ama bu kez birbirlerine daha önce hiç olmadığı kadar ihtiyaçları vardır çünkü ikisi de ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştır. 

Ölmesi Gereken Kız, serinin özünden hiçbir şey kaybetmeden hak ettiği mükemmel kapanışı yapıyor.” 
Le Monde 

Kavak dostum İsveçli Bacı esiyor, gürlüyor ve kayboluyor. Ama sessiz sedasız her zaman ki gibi.
Kavak dostum 3 kitap bende seni bekliyor ☺️


9  Şubat 2020 Pazar / 18.10
Bayrampaşa /İstanbul  2020-3

3 Şubat 2020 Pazartesi

Fatihler , Korsanlar, Tüccarlar...


Avrupa tüm Ortaçağ boyunca değerli maden yokluğu yüzünden büyük sıkıntı çekti. Ancak beklenmedik bir anda, 16.yüzyılın ortasından başlayarak, Amerika kıtasındaki sömürgeleri, özellikle de Meksika ve Peru, İspanya'ya tonlarca gümüş akıttı. İspanya sınırlarını da aşan bu günüş bolluğunu, Venedik elçisi Vendramin, "evlerin çatısına yağan ve ilk düştüğü yerdekilere hiçbir yarar sağlamadan süzülüp aşağı akan yağmura" benzetiyordu. Değerli madenler bu şekilde, Batı'dan Doğu'ya ilerleyerek, bir ülkeden diğerine hızla yayıldı. Bu arada Avrupalıları imrendiren Doğu malları da -baharat, ipek ve özellikle de porselen- aksi yönden (Doğu'dan Batı'ya) hareket ederek bütün dünyada yoğun bir ticaretin gelişmesini sağlıyordu. Bu ticari gelişmeye olanak sağlayan temel araç da, İspanya'da sekizlik real ya da peso, Anglo-Sakson ülkelerde sekizlik sikke ve İtalya'da piastra diye adlandırılan kaba ve ağır bir madeni paraydı. Türkiye'den İran'a, Hindistan'a, Çin'e kadar, bu sikke en çok aranan şey oldu ve kıtalar-arası karşılıklı ticaret yöntemini çalıştırmak için gerekli olan paraya çevrilebilir değir sağladı. İspanyol-Amerikan gümüşünün heyecan verici, ilginç öyküsü ve sekizlik real'in başarısı Cipolla tarafından kitapta büyük bir ustalıkla anlatılmaktadır.

Ekonomi Savaşları hep vardı ve devam ediyor. Emperyalizm 
yeryüzü halklarını sömürmeye, katletmeye ve alın terini hiçe saymaya devam ediyor edecek. Çünkü mazlum ülkelerin yöneticileri bu gidişe son verme konuşmaları yaparak yönetime geliyor bir süre sonra onlarda zalimlere dönüşüyor. 2020 nin dünyası ile 1530 ların dünyası arasında insan farklılığı yok.
Evet teknoloji gelişti fakat insan aynı kaldı.

3 Şubat 2020 Pazartesi   / 08,31


Bayrampaşa /İstanbul  2020-2

Aşkımız eski bir roman....

İstanbul’da bir kanun adamı, sokaklarda bir suç bilgesi. Başkomser Nevzat, karmaşık cinayetleri çözerken insan ruhunun derinliklerinde gezinmeye devam ediyor...

Edebiyat bazen çok tehlikeli olabilir. Anna Karenina, Madam Bovary, Esmeralda ve daha birçok kadın roman kahramanı... Bu muhteşem kadınlara ulaşmaya çabalarken, önce doğru düşünme yeteneğini, sonra da yaşamını yitiren bir adam...
Kimsenin önemsemediği overlokçu bir kızın cinayeti bile önemli sırlar içerir. Katil ve maktul apaçık ortadaymış gibi görünse de hakikat çok derinlerde gizlenmiş olabilir. Ama ne kadar gizlenirse gizlensin, Başkomser Nevzat gibi vicdanlı polisler olduğu sürece karanlık aydınlanacak, adalet mutlaka yerini bulacaktır.
Aşk hiçbir zaman masum değildir. Petersburg’un soğuğundan, İstanbul’un sıcağına gelen bir Rus bilim insanı. İstihbarat servislerini birbirine düşürecek kadar gizemli bir kayboluş. Mutluluğu ararken kendini ölümün kıyısında bulan çaresiz bir âşık...
En zevkli anlar kanlı gerçeklere dönüşebilir…
Cinayetleri çözmek için sadece aklından ve deneyimlerinden değil, yaralı yüreğinden de güç alan Başkomser Nevzat, belki de en çok bu yüzden ayrılıyor benzerlerinden, belki de en çok bu yüzden seviliyor, okunuyor ve hatırlanıyor. Aşkımız Eski Bir Roman, onun bu zorlu serüveninde yepyeni bir halka...
... mesleğini doğru yapmak için cesaret yetmez, aynı anda kocaman bir yürek ister. Ama o yürek çelikten yapılmıyor. Bir süre sonra el bombası gibi gümlüyor. O yüreği zamansız gümletmeyelim Ali. Zalimleri sevindirmenin âlemi yok.

(Tanıtım Bülteninden)
31 Ocak 2020 Cumartesi 07.30

Bayrampaşa /İstanbul  2020-1