31 Ağustos 2015 Pazartesi

Eşleri ile AVM'ye giden Erkeklerin resmidir...


Unutturulan Zaferimiz: Kut-ül Amare

29 Nisan 1916...Türkiye'nin NATO'ya üye olduğu 1952 yılına kadar, bu tarih Silahlı kuvvetlerde 'KUT bayramı' olarak kutlanmaktaydı. Çünkü bu tarihte Irak /Kutül Amare'de Halil paşa komutasındaki Osmanlı kuvvetleri İngilizleri perişan etmiş ve Çanakkale zaferinin hemen ardından kazanılan bu zaferle düşmana büyük bir darbe daha vurulmuştu. İngiliz ordusunun generali Towshend dahil 13 bin İngiliz askerinin esir alındığı ve onbinlercesinin öldürüldüğü bu bayramın bugün yıl dönümü

KUTUL AMARE NEDİR?

Tarih 29 Nisan 1916’dır. Unutulan bugün tıpkı Çanakkale gibi diline, ırkına, memleketine bakılmaksızın Müslüman Osmanlı Ordusunun Irak’ın Kut bölgesinde İngilizlere karşı kazandığı büyük bir zaferidir.

Kutul Amare’de 13 bin 300 İngiliz askeri ile 13 general 481 subay esir alınıyor ve 40 bini aşkın İngiliz askeri öldürülüyordu. İngilizlerin müttefiki olan tüm ülkeler ve tabi İngilizler bu zafer karşısında şaşkınlık gösteriyordu 

Büyük kuvvetlerle Çanakkale’ye saldıran İngilizler, aynı tarihlerde de diğer Osmanlı topraklarında adım adım ilerliyorlardı. Çanakkale yenilgisinden sonra ağırlıklı olarak Ortadoğu,Kuzey Afrika ve Irak Cephelerine kuvvet kaydıran İngilizler bölgenin kalbi Bağdat’ı ele geçirmek istiyorlardı.

General Tawshend komutasındaki birlikleri 24 Temmuz 1915 günü Bağdat’a doğru hücuma geçti. Bu ilerleyiş karşısında Irak Umum Kumandanı Nurettin Bey komutasındaki birlikler 28 Eylül 1915 tarihinde İngilizler karşısında Kut’ül Amare’den çekildi ve İngilizler burayı işgal etti.

22 Ekim günü ise İngiliz birlikleri Bağdat üzerine iki koldan yürümeye başladılar. Bu birlikler Selman Pakt’ta Nurettin Bey komutasındaki birlikler tarafından 22 Kasım günü durduruldu. İngilizler tekrar Kut’ül Amare’ye geri çekilmek zorunda kaldılar. 23 Kasım günü de Osmanlı birlikleri hücuma kalktı. Birçok yerde çok çetin çatışmalar oldu. Zaman zaman Müslüman birlikleri geri çekilse de Müslüman Osmanlı askerinin genel saldırısını İngiliz kuvvetleri durdurmadı.

5 Aralık günü Osmanlı birlikleri, Kut’ül Amare önlerine geldiler. Aralık ayı boyunca Kut’ül Amare’de sıkışan İngiliz birlikleriyle çok çetin çatışmalar oldu ve İngilizler kuşatıldı.

Osmanlı ordusu Kut’ül Amare’de İngilizleri tam manasıyla kuşatmış ve bir çember içine almışlardı. Bunu yarmak için İngiliz birlikleri zaman zaman takviye aldıysa da başarılı olamadı. Mart ayına kadar süren bu kuşatma sırasında İngilizler içinde büyük kayıplar oluyordu. Nehirlerden yapılan cephane ve yiyecek yardımı yeterli olmuyordu. Bu yarma sırasında Sabis bölgesinde Ali İhsan Bey komutasındaki birliklerle de başarılı çarpışmalar oluyordu. Sabis Meydan Muharebesi olarak da tarihe geçen bu çatışmalarda Müslüman Osmanlı Askeri büyük başarılar elde ediyordu.

10 Mart 1916 günü zor durumda bulunan İngiliz birliklerine, Halil Paşa, tarafından teslim olma önerisi verildi. İngilizler buna olumlu cevap vermedi. İngilizler 6 Nisan günü büyük bir saldırıya geçerek yarma harekâtına giriştiler, ancak başarılı olamadılar ve çok büyük kayıplar verdiler.

9 Nisan günü İngiliz Generali Tawshend’e, Kut’ül Amare Kahramanı Halil Paşa’nın "teslim ol" çağrısı gitti. General buna, "Türkler, muharebe sahasında daima iyi asker ve necip insandırlar; fakat ben henüz teslim olmayı düşünmüyorum" cevabını verdi.

22 Nisan günü İngiliz birlikleri General Tawshend komutasında 5 bin kişilik bir birlikle hücuma geçtiler. Bundan da sonuç alamadılar. 3 bin ölü vererek geri çekildiler. Arada Hali Paşa’ya rüşvet teklif ederek kuşatmanın kaldırılmasını istediler.

Hali Paşa da bu tarihî teklife şu anlamlı cevabı verdi: "Baltacı devirleri geride kaldı!"

29 Nisan günü İngilizler, Osmanlı ordusuna teslim oldular. Bu tarihi zafer üzerine Altıncı Ordu Komutanı Mirliva Halil Paşa, ordusuna şu mesajı çekiyordu:

"Bugüne ‘Kut Bayramı’ namını veriyorum."

Bu zafer Avrupa’yı tam manasıyla şok etti. Bütün gazeteler Osmanlının zaferini yazmak zorunda kalırken, İngilizler için de "Çanakkale’den sonra en büyük hezimete uğradı" değerlendirmesini yaptılar.

Bir süre sonra buradaki Osmanlı birlikleri, Almanya’nın etkisiyle, İran cephesine gönderildi ve zayıf kalan bu cepheye İngilizler 1917 yılı başında büyük kuvvetler yığarak bekledikleri güce ulaştı ve 11 Mart 1917’de Bağdat’ı geri aldılar. Daha sonra da Musul’a doğru ilerlediler. Petrol yatakları Musul’u, Müslüman Osmanlının direnişi karşısında alamadılar.

Ancak bu zaferlerin bu direnişlerin seyri Mondros Mütarekesi’yle değişti. Mondros Mütarekesi’nden üç gün sonra Irak ve İran Cephelerinde savunulan Müslüman toprakları işgal edildiler.

Kut’ül Amare ve çevresindeki bölgelerde görev yapan ve adlarını iki büyük zafere attıran Ali İhsan ve Halil Paşalar yıllar sonra soy ismi olarak bu bölgenin isimlerini aldılar. Sabis ve Kut.
Kut’ül Amare’de Osmanlı ordusu bizim bugün bu topraklarda bir Müslüman olarak yaşamamız için 25 bin şehid verdi.

Halil paşa kut zaferi üzerine 29 nisan 1916 tarihli günlük ordu emrinde şu tarihi notları düşüyordu:

“ORDUMA

Arslanlar!..
- Bugün Türkler’e şerefü şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın müşemmes semasında sühedamızın ruhları şadü handan pervaz ederken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum.

- Bize ikiyüz seneden beri tarihimizde okunmayan bir vakayı kaydettiren Cenab-ı Allah’a hamdü şükür eylerim. Allah’ın azametine bakınız ki, binbeşyüz senelik İngiliz Devleti’nin tarihine bu vakayı ilk defa yazdıran Türk süngüsü oldu. İki senedir devam eden Cihan harbi böyle parlak bir vaka daha göstermemiştir.


- İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci vakayı Çanakkale’de, ikinci vakayı burada görüyoruz.

- Bugüne KUT BAYRAMI namını veriyorum. Ordumun her ferdi, her sene bu günü tesit ederken şehitlerimize yasinler, tebarekeler, fatihalar okusunlar. Sühedamız, hayatı ulviyatta, semevatta kızıl kanlarla uçuşurken, gazilerimiz de gelecekteki zaferlerimize gözcü olsunlar.”

Mirliva Halil
Altıncı Ordu Komutanı 
29 / nisan / 1916- Bağdat

Onları rahmet ve minnetle anıyoruz.

30 Ağustos 2015 Pazar

Aynı Yıldız Altında...

16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. 

Düşüncem ; Bir insan evladı özelikle de gençler ve küçük çocuklar kanser olduğunda veya hastalanıp öldüğünde Anne ve Babasının Hristiyan, Müslüman, Budist, Yahudi veya hangi dine mensup olduğu önemli değildir. 
Gerçek olan Çekilen acının tarifsiz olmasıdır. İşte olan budur, sevdiğinizi kaybettiğinizde içiniz acır. 
Bazen ölmesine de gerek yoktur. Hayatından çıkması yeterlidir…. 

Seyredin derim, yada nasıl isterseniz. SİZ BİLİRSİNİZ!

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Hitler'in günlüğü....

Birçok ülkede kitapları en çok satanlar listesine girmiş gerilim ustasının heyecan dolu romanında, gizli ajan Sean Dillon, eski başkanın iskeletinden doğmakta olan bir krizin üstesinden gelmeye çalışıyor. 

İkinci Dünya Savaşı'nın bitimine yakın bir zamanda Hitler, o güne kadar sakladığı günlüğünü ölümünden sonra koruma altına alması amacıyla genç yardımcısı Baron von Max Berger'e teslim eder. Von Berger yıllar içinde bu mirası dünyanın en zengin ve güçlü adamlarından biri olmak yolunda kullanacak ; İngiliz İstihbaratından Binbaşı Ferguson, onun yardımcısı ve eski IRA tetikçisi Sean Dillon ve Dillon'ın Amerikalı meslektaşı Blake Johnson'ın düşmanı olan Rashid ailesiyle gizli bir ortaklık oluşturacaktır. 
Nihai yüzleşmenin zamanı yaklaşmaktadır. Günlük ve onun, savaş zamanında Hitler ve Roosvelt arasında gerçekleşmiş olan buluşmayı ifşa edebilecek ve şimdiki Amerikan Başkanı Jake Cazalet'i yerinden edebilecek sırrı her an ortaya çıkmayı beklemektedir, tabii günlüğü ilk eline geçiren kişi Dillon olmazsa...

Kitabın Bitiş Tarihi 
29 Ağustos  2015 
İstanbul  2015/22

25 Ağustos 2015 Salı

Yanlış Hafıza....


Müthiş bir kitap, ilk 180sayfa tabiri caiz ise kazıyarak gitti. Meğer Yokuşu çıkarmış, sonrası mı yokuş aşağı. :)

Kitabın Bitiş Tarihi 
25 Ağustos  2015 
Esenköy 2015/21

Kitap ve Filim Zihin kontrolünü detaylı bir şekilde anlatıyor...












Bu filimi de seyredin derim...

18 Ağustos 2015 Salı

Günün paragrafı...


Hep uzaktan bize doğru gelmesini umduğumuz bir devrimi bekledik
Her şey bir anda değişsin
Ve o akıntıyla bizi de önüne katıp sürüklesin,
Bizi olamadığımız şeyle değiştirsin istiyorduk. Bu,
'Biz bir insan inşa etmenin sancısını hiç göze almayalım”
Demenin havalı bir ifadesiydi çoğumuz için...

İddialarımızın boyumuzu aşmasını dert etmiyorsak;
O iddialara hiçbir zaman erişemeyeceğimizi de
Peşinen kabul etmiş oluyoruz.

Hayır için bir bina kurmak istiyorsak,
Taş üstüne taş koyarak sabırla o binayı yükseltmemiz lazım,
Hazır betonla işte bu kadar oluyor!


Gökhan Özcan

İhanet ve Kahpelik...


17 Ağustos 2015 Pazartesi

Arkadan yapılan her işe KAHPELİK denir. Kendini aldatma...


Ceyhan suyu akar akar bulanır derler 
Düz akışı bayır dolanır önüme düşer 
Pusu kurmuş ondört KAFİR elinde mavzer 
Ölüm olsa da sonunda gidilir gidilir cemalım 

Huyuna da cemalım huyuna 
Kıymışlar da selvi boyuna 
Cemalımın kanı akar ceyhan suyuna 

Ardı duman nazlı dağlar sebebim oldun 
Can alacak KAHPE kurşun yarimi buldun 
Muradımı alamadan kırıldı kolum 
Bedenime kefen diye sarılır cemalım 

Huyuna da cemalım huyuna 
Kıymışlar da selvi boyuna 
Cemalımın kanı akar ceyhan suyuna

9 Ağustos 2015 Pazar

BOŞ DÜNYA..

Gittiler… 
Bana dünyam
Birdenbire boş geldi.
Seçilmiş oldu eşyam.
Odalarım loş geldi.
Gözlerim müebbette,
Günü gelir elbette…
Gelir,Melek nöbette,
Safa geldi, hoş geldi.

7 Ağustos 2015 Cuma

Suriyeli yaşlı kadın IŞİD ve Beşşar'a ayetle haykırdı

Tuhaflıklar dünyasında yaşamak....


Son Sığınak

 Hayat perdenin arkasında; 
Hayatın öte yakasında. 

Şu gaflet yükü insana bak; 
Kendinden varlık cakasında. 

Ve aşksız yobaz... İşi gücü, 
Namazla Cennet takasında. 

Tam dört asırdır Müslümanlık, 
Cansız etiket markasında. 

Ku'ran kalbi kör ezbercide, 
Din, üfürükçü muskasında. 

Batı, Batı der çırpınırlar, 
Batı tükürük hokkasında. 

Makine dimdik demirden put, 
İnsanoğlu ruh laçkasında. 

Hürriyet nerde söyleyeyim: 
Hakka esaret halkasında. 

Zamanda her şey kopuk, kesik; 
Biçkisi kader makasında. 

Ey insan, sana son sığınak, 
Son peygamberin hırkasında! 


Necip Fazıl 
1982

4 Ağustos 2015 Salı

Başıboş....



Vatanımda sular akar, başıboş;
Herkes, birbirini kakar, başıboş.
Bozkırlardan topal bir tren geçer;
Çocuk, merkep, öküz bakar, başıboş.
Yanmaz da yürekler, güneşe atsan;
Bir kibrit, bir orman yakar, başıboş.
Tarih, kutuplara kaçmış bir fener,
Buz denizlerinde çakar başıboş.
Yirmi dokuz harflik sözde aydınlar,
Yafta yazar, isim takar, başıboş.
Allah’ım sen acı bu saf millete!
Akşam yatar, sabah kalkar, başıboş…
Necip Fazıl Kısakürek
1964

1 Ağustos 2015 Cumartesi

Yaratıcının sevgisinden mahrum olmak..

Hac, 38. Ayet: Allah, iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki Allah, hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder.