6 Temmuz 2011 Çarşamba

BİR PAZAR GÜNÜ…



Bugün Pazar.
Hava güneşli. Tomurcuklanan ağaç dallarında kuşlar.
Ötüşlerinde acemilik var; bütün bir kışın suskunluğundan.
Aynada kendimi beğeniyorum. Latif sabahımı süsleyen coşkunun bir adı yok.
Nasıl da salınarak yürüyorum.

Bugün Pazar.
İçim içime sığmıyor. Kucaklamak istiyorum bütün kâinatı. Affetmek istiyorum kendimi, kötü alışkanlıklarımı terk etmeğe söz veriyorum.
Nasıl da güçlü bir iradem var.

Bugün Pazar.      
İyimserlik bir tül perde gibi hareleniyor. Gözlerdeki ışıltıyı görmemek mümkün değil. Jilet gibi ütülü pantolonlar, kar beyazı gömlekler, üzerlerinde hafif kazaklar. Dostlar, konu komşu mutlu. İyimserlik latif bir sabah serinliğinin ürpertisi gibi yokluyor bedenleri.
Nasıl da arkadaş canlısıyım.

Bugün Pazar.      
Mahalle kahvesi tenha, bir tek pazarı olan haftalık tembeller ordusu fırın önünde küçükten bir kuyruk oluşturuyor. Bugün bütün ekmeler en sıcak, poğaçalar en taze ve simitler en çıtır. Kahvaltı sofraları babaları bekliyor.
Nasıl da evcimenim.

Bugün Pazar.
Mahalle mescidi asırlık çınarının tomurcuklarını seviyor. Bu asırlık hayatın her sene yeniden doğuşu, bu yüz yıllık bebek kadim bir evveliyatı şimdi ile buluşturuyor. Güleç dedeler torunlarına saygılı. Dolgun taşkın tebessümler ile torunlar dedelerini seviyor. Mütevazı şadırvanın şırıltıları üşüten muzipliğini terk etmiş hoş bir serinliğe davetkâr. Ezan derin bir teslimiyete çağırıyor.
Nasıl da muttakiyim.

Bugün Pazar.
Berberin makas şıkırtıları Şen, sıra bekleyenler hoş sohbet. Pazarcı utangaç; gözleri ile bağırıyor. Selamlar anlamlı, gözler dost. Küskün kimse yok.
Nasıl da selametteyim.

Bugün Pazar.
Allah’ın şükredilesi tüm günlerinden bir gündeyim… 
           
 Arif ARCAN  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder