29 Kasım 2012 Perşembe

Kur'an dan hatırlatmalar....



 Meryem Suresinden
Bismillâhirrahmânirrahîm.
40. Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz varis oluruz (her şey gider, biz kalırız) ve onlar ancak bize döndürülürler..

Ankebut Suresinden
1. Elif. Lam. Mim.
2. İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
3. Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
4. Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!
5. Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi işiten ve bilendir.

Furkan Suresinden
26. İşte o gün, gerçek mülk (hükümranlık) çok merhametli olan Allah'ındır. Kafirler için de pek çetin bir gündür o.
27. O gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım!
28. Yazık bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim!
29. Çünkü zikir (Kur'an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü bırakıp rezil rüsvay eder.
30. Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.

Son ayete dikkat edelim....



Yol mu kapalı, göz mü kapalı?



    Almanya’dan veya diğer Avrupa ülkelerinden karayoluyla Türkiye’ye gelen kardeşlerimiz bilirler. Özellikle izin zamanlarında, bu yollarda oldukça uzun konvoylar oluşur. Bazen iki-üç kilometre uzunluğuna varan bu konvoylar, trafik sıkışıklığına göre yarım saatlik yolu, ancak beş-altı saatte kat edebilirler. 

Bazen ise konvoy tamamen durur. Tekrar hareket edebilmek için yolun açılmasını beklemekten başka çare yoktur. Nitekim kontaklar kapatılır, el frenleri çekilir ve başlanır beklemeye... Bu arada karnı aç olanlar arabada veya yol kenarında yemek hazırlığına girişirler. Karnı tok olan yorgun yolcular ise genelde uyumayı tercih ederler. 

İşte böyle bir konvoyda bulunan bir arkadaşımız da uyumayı tercih etmişti. Çünkü böylesi duraksamalar, şoförlerin dinlenebilmesi için en iyi fırsatlardır. Nitekim arkadaki arabaların şoförleri de bu fırsatı ganimet bilmiş ve onlar da uyumuşlardı. Olayın bundan sonraki durumunu ise arkadaşımız şöyle anlatıyor., 

- Abi, ne kadar uyuduğumu bilmiyorum. Fakat kısa bir süre olmasa gerek. Çünkü gözlerimi açtığımda, önümdeki bomboş ve ıssız bir yol uzanıyordu. Arkadakilerin bana küfredeceğini düşünerek hemen arabayı çalıştırdım ve bastım gaza. Bir, bir buçuk saat tam topuk gitmeme rağmen, önümdeki konvoyun kuyruğuna yetişemedim. İşin garip tarafı yolda uzun bir çay ve kahvaltı molası vermeme rağmen arkamdan gelen hiçbir araba yoktu. Herhalde benim arkamdaki şoförler daha uyanmamıştı! 

Bu olayı dinlediğim zaman üç-beş kilometre uzunluğundaki bu konvoyda bulunan insanları düşündüm! Hiç şüphesiz ki bu konvoyda uyumayanlar, uyanık olanlar da vardı. Bu uyanık insanlar, elleri direksiyonda, ayakları gaz pedalında yolun açılmasını sabırsızlıkla bekliyorlardı! 

Yolda herhangi bir tıkanıklığın olmadığını, yolun açık olduğu tabi ki bu uyanık insanların hiç aklına gelmezdi. Çünkü bu uyanık insanlara göre, şayet yol açık olsa, öndeki arabalar mutlaka ve mutlaka hareket ederlerdi! 

Bu uyanık insanlar, öndeki yolun açık, fakat öndeki arabanın şoförünün gözlerin kapalı olduğunu nereden bileceklerdir ki? 

Tabi ki bu olayı sizlere, hoşunuza gitmesi için anlatmadım. Çünkü sizler de birbirini takip eden, birbirinin peşi sıra giden bir konvoyda bulunuyorsunuz. Sevdiklerinizi, saygı duyduklarınızı, yetkin ve yeterli gördüklerinizi geçirmişsiniz bu konvoyun başına! 

Bunlar durdukları zaman, konvoy da duruyor, siz de duruyorsunuz. Ve gönülleriniz rahat ve herhangi bir endişeniz, herhangi bir kuşkunuz yok…Çünkü öndekiler durduğuna göre, mutlaka ve mutlaka yol kapalıdır!. Yol açık olsa hiç gitmezler mi? Hiç hareket etmezler mi? 

Sizler uyanık olduğunuza göre, sizlerin önündekiler haydi haydi uyanıktır değil mi? 

İşte bu kanaatinize, sadece bir kelime ilave etmek istiyorum, 

- Acaba!.. 

Mehmet ALAGAŞ / AYNALAR ve İNSANLAR

27 Kasım 2012 Salı

Cumali...


Mehmed ALAGAŞ' tan Cumali

İNSAN DERGİSİ YAYINLARI
173 SAYFA
KİTAP BİTİŞ TARİHİ : 26KASIM2012

Arka kapaktan ;

"Bizler de müslümanız!." demelerine rağmen Allah´ın hükmünü görmemezlikten, İlahi kelamı duymamazlıktan gelen bu beyler, kendilerine müdahale eden, kendilerini hakka ve kulluğa davet eden, daha açık, çok daha açık bir ifadeyle "Konuşan bir Allah" istemiyorlar! 

Kendilerine aydın, düşünür, yönetici denilen bu beyler, "Görmedim, duymadım, söylemedim" diyen üç maymun heykelinde ifade edildiği gibi kendilerini görmeyen, kendilerini işitmeyen ve kendilerine konuşmayan bir tanrı, yani bir put istemektedirler!.

Var dedikleri Allah susacak, Allah´ın yerine bunlar konuşacak! Neyin iyi, neyi kötü olduğuna bu beyler karar verecek! 


Ben ne mi düşünüyorum;

Allahım bize dizelerden kurtararak Kitabını okumayı, anlamadığımız meseleler de anlayan kullarınla karşılaşmayı, onlarla demlenip hayata Kur'an'nın  bak dediğin yerden bakmayı nasip et. Diye dua etmeyi düşündüm...

Serdar Karamanlı


26 Kasım 2012 Pazartesi

Söylenmeye değer olmak....

Hiç bir şey söylememe hakkı ne büyük bir nimettir. Çünkü ancak o zaman nadir olanı;  yani gerçekten söylenmeye değer olanı yakalama şansımız doğar.

Gilles Deleuze

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/babaoglu/2012/11/26/bu-gevezeligimizin-sonu-nereye-varacak



25 Kasım 2012 Pazar

Şura Suresinin hatırlattığı...



Şûrâ SURESİ  /17

Çünkü indirdiği vahiy ile hakikati ortaya koyan ve [böylece insana, doğru ile eğriyi tartacağı] bir terazi veren O'dur.  Senin bütün bildiğin ise, Son Saat'in yakın olduğudur. ( Muhammed ESED)

Kimi zaman çevremizde kızdığımız, insan modellerini dindarlıkları üzerinden eleştirir ve bu yüzden "DİNDEN SOĞUDUM BU MÜSLÜMANLIKSA, BEN DEĞİLİM"  diyen insanlar görür ve konuşmalarına şahit oluruz.
Bazense, ya buna ne olmuş bizim gibi sırada yaşayan biri idi. Şimdi tuhaf davranıyor, "güya dindar olmuş" dediklerini de hepimiz biliriz.

Bu eleştirenler ve eleştirilenler açısından, doğru bir terazi ile ölçüp ölçemediğimizi göstermesi açısından çok hatırlatıcı bir ayet oluğu kanısına vardım. Yaşamı bir ilke üzerinden yaşayacaksanız, Onun ilke ve öğretilerini iyi anlayıp ona göre yaşamınıza aktarmalısınız.

Ancak doğru olan bu olsa gerektir. Müslüman olmuşsun, İsevi olmuşsun, Musevi olmuşsun veya diğer izm'lerden olmuşsun vs vs. İlkesi olmayanın teraziside olmaz. Allah bize bir terazi vermiş. Kabul edenlere Müslüman demiş ve "artık bu teraziniz yaşamınızı buna göre tanzim edin "demiştir. Teraziyi düzgün kullanmayanların yüzünden "Dini yaşamak isteyenlere"  eleştiri getirirken dikkatli davranmak, Hem insani bir yaklaşımdır ve akılla da çelişmez.

Selam, dua ve kalbi hürmetlerimle
Serdar Karamanlı

Öylesine...


Sevgisiz,
Susuz,
Ve çorak gönüller,
Onlar için ağlayabilen
Birilerini beklerler.
Bilirler ki,
Sevgi,
Geçtiği yeri yeşertir.
Çağlayanlar akıtır,
Sevgiye susamış, 
Çorak gönüllere.
Bunu beklerler
Ama bulurlar mı?
Bilinmez.....

Serdar Karamanlı
15Ağustos2011

Farklı olmak...


Ama biz farklı görünmeye bayılıyoruz. Evimiz farklı olmalı, arabamız farklı olmalı, kıyafetimiz farklı olmalı yememiz içmemiz farklı olmalı.

Peki ya beynimiz?

O farklı olmasa da fark etmez! 

Nasıl olsa nadiren kullanıyoruz.

Yavuz Bahadıroğlu
(Hayatı Aşkla Yaşamak, Sayfa 113)

24 Kasım 2012 Cumartesi

Telefonunuz telefonumu özlemesin....

Ne zamandan beri yazmak istediğim bir konu kız kardeşim ile yazışırken yeniden aklıma geldi .
Birini görmek istediğimizde veya özlediğimiz de telefonla arayıp hal hatır soruyoruz, telefonuna mesaj atıyoruz veya e-posta yolluyoruz. Ne kadar soğuk aslında, İrfan canım teknoloji bana iyi gelmiyor, eski de mi kaldım ne?

Benim arkadaşlarım beni bilirler ben dostlarımı ve sevdiklerimi ziyaret ederim. Bunu kıymetli abeyim Şevket HÜNER'den öğrendim. Bana,  daha sıcak ve daha samimi geliyor. Samsunlu bir nenenin torununa sarılıp "seni çok özledim, göresim gelmişti" dediğini aktarmıştı değerli ağabeyim. Ama bu söz 737 km. yaptıktan sonra daha kıymetli olmuş demek ki, bana derin etki yapmış.

Çok faydasını görüyorum, bir dedem var Hasan amcam baş tacıdır. Bir gün ne zamandır uğramıyorsun dedi üzüntülü, işi gücü bıraktık Faruk hadi tertibini ziyarete gidiyorum gel dedim, kırmadı sağ olsun gittik. Bizi görünce ne kadar sevindi "pah pah" hakikaten çok neşeli ve dualı olur bu ziyaretler. Bir koyar on alırsınız.

Bir de internetten ders dinleme modası var, ya adam canlı. Dersine gidiyorsun, televizyon da seyrettiğin adamla yan yanasın. Kafana bir şey takılıyor, arada veya soru cevapta konuşuyorsun.
Sonra uzun zamandır görmediğin birine rastlıyor laflıyorsun, biri ile yemek yiyor hadi ardından çay sohbeti...

Teknolojinin hayatımızı alabildiğine hızlandırdığı bir devri yaşıyoruz. Mutlu muyuz peki? (İrfan sana sormuyorum canım) Ben kendi payıma değilim. O kadar hızlı yaşamak bana mutluluk vermiyor. Hayatı ıskalıyorum gibi geliyor. Arabalar hızlı, internet hızlı, görüntü aktarımı hızlı vs. ve en kötüsü insanlık bu hıza aşık. Geçenler de birine

- Sesi duydun mu ne güzeldi dimi? diye sordum
- Ne sesi dedi.
Arkada ağaçta onlarca kuş cıvıldıyordu. Allahın ne nimetleri var. Farkın da değiliz. Çünkü hep bir yerlere yetişmemiz gerekiyor.

Bence bu hızı bırakmalıyız. Frene basmalı hatta el freni falan ne varsa kullanmalı ilk önce durmalı ve etrafa bakıp neler oluyor ya, demeliyiz. Bunu yaparken sevdiklerimize ve dostlarımıza vakit ayırarak, onları mekanların da ziyaret etmeli ve hadi bakalım şu KIRK yılı tazeliyelim diyelim mesela.

Serdar Karamanlı
24Kasım2012


"ol iz vel" 3 idiots...

Bu filimi seyrederken çok eğlendim hem de çok. Seyretmediyseniz seyredin....

Serdar Karamanlı

20 Kasım 2012 Salı

Kur'an'dan Dini Hikayeler...

Hayvanların dilinden Peygamberlerin Hayatı, eğlenceli bir kitap. Çocuğunuza rahatlıkla okuyacağınız bir kitap.

Eğer Zekeriya ile okuyorsanız emin olun daha zevkli olur.

İyi eğlenceler....

Serdar Karamanlı

20 Kasım 2012

Namaz Televizyondan Hayırlıdır....




İnsanların namaza nasıl çağrılacağı konusu, Efendimiz (s.a.v.) ile diğer müslümanlar arasında istişare konusu olmuş ve bazı rivayetlere göre Hz. Ömer (r.a.)'ın gördüğü rüya dikkate alınarak, bugünkü şekline karar kılınmıştır. İlk ezan okuyan sahabe ise hepimizin bildiği ve sevdiği Bilal i Habeşi'dir.
Asırlardır günde beş vakit okunan ezanı dikkate aldığımız zaman, sabah ezanı ile diğer ezanlar arasında ufak bir fark olduğunu görürüz. Sabah ezanında, diğer ezanlara nazaran bir fark, bir ziyadelik vardır. Bu ziyadelik, ezan içersinde kullanılan şu ifadelerdir.
"Essalatü hayrum minennevm
Essalatü hayrum minennevm"
Namazın uykudan hayırlı olduğunu belirten bu ifadeler, sadece sabah ezanında kullanılmakta ve uyuyan müslümanlar, bu gerçek ifadelerle uyandırılmaktadır.,
"Namaz, uykudan hayırlıdır
Namaz, uykudan hayırlıdır"
Diğer ezanlardan farklı olarak sabah ezanında bu ifadelere neden gerek duyuldu sorusu, cevaplanması zor bir soru değildir. Çünkü asr ı saadet dönemi müslümanlarını, namazdan engelleyebilecek veya namaza geciktirebilecek en belli başlı şey, sadece ve sadece fıtri bir istek olan uykuydu. İşte bu müslümanlar uyku noktasında muhatap alınmakta, namazın uykudan hayırlı olduğu belirtilerek ikaz edilmektedirler.
Sabah ezanındaki bu ziyadelik, ezana muhatap olan müslümanların durumu dikkate alınarak ezana dahil edilmiş ise,
acaba,
günümüzdeki müslümanların durumunu da dikkate almamız gerekir mi?
Müştehitliğe soyunarak sakın "Gerekir" demeyin!
Çünkü bu soruya gerekir cevabını verdiğiniz ve ezana gerekli ifadeleri dahil ettiğiniz zaman, ezanlar uzun bir kasideye dönüşecektir! İnsanları namazdan engelleyen, namaza geciktiren sebebleri ezanlarda zikretmeğe kalktığınızda, ezanlar gerçekten çok uzayacaktır. Çünkü zamanımız daki insanları namazdan engelleyen sebebler çok olduğu gibi, bu sebeblerin ezanda bir veya iki kere tekrar edilmesi de yeterli olmayacaktır. Mesela her yatsı ezanında, namazın televizyondan hayırlı olduğunu, en az on, onbeş kere tekrar etmeniz veya ettirmeniz gerekecektir!.
Namaz, televizyondan hayırlıdır,
Namaz, televizyondan hayırlıdır......
Gerçi bu ezanlarla, bu davetlerle, insanların hangi camilere, hangi mescitlere davet edileceğini de soracaksınız!
Konuştuğumuz mesele şimdilik namaza davet olduğu için, yukarıdaki soruyu sormayın. Meselenin o yönünü lütfen hiç karıştırmayın!.
Çünkü bildiğiniz gibi şey çıkıyor!.

Mehmed Alagaş - AYNALAR VE İNSANLAR

http://www.facebook.com/pages/Mehmet-Alaga%C5%9F/136100379762170?fref=ts

18 Kasım 2012 Pazar

Çocuklarımız ve endişelerimiz...

Geçenlerde sevdiğim bir arkadaşımla sohbet ederken endişeli bir hali olduğunu, nedenini sorduğum da geçtiğimiz günler de yaşanan iki olayın canını çok sıktığını ve endişesinin artığından bahis etti.

Ne idi dostumu endişelendiren olaylardan ilki, Antalyalı Üniversiteli bir kız öğrencinin ilk önce tecavüze uğrayıp, sonra hunharca katledilmesi idi. İkincisi Urfa da küçük bir evladımızı taciz edilip sonra katledilmesi olayları idi. Toplumumuza ne oluyor, neden böyle işler oluyor. Aslın da var idi de gizli mi kalıyordu, Basın yayım kuruluşlarının gelişmesi ile artık her şey gözümüzün önünde cereyan etmeye başladı.

Bu toplumsal güvensizliği de beraberinde getiriyor diye bahisle konuşmaya devam etti dostum. Anne ve baba olarak endişelerini anlattı. Birde üstüne Urfa ya, Suriye den düşen bombalarla evi perişan olan babayı konuşunca gözyaşları ister istemez boşaldı. Bu duygularla Kurban bayramına girdik, yani kurbanlar vererek.
Sonra, arkadaşlarımızdan ve ağabeylerimizden eleştiri aldığım bir yazı yazdım.
Memleketimiz de terör yüzünden, gün geçmesin ki ölüm haberleri ile evlere ateş düşmesin. Böyle bir ortam da evlat yetiştireceğiz, Ülkemize ve insanlığa faydalı olması için.

Yine de umudumuz var, çünkü can çıkmadan umut çıkmaz. Umudumuz daha merhametli, paylaşmasını bilen yöneticiler ile onların düzgün çalışmasını sağlayacak yürekli ve cesur bir halka ihtiyacımız bulunuyor.

O neslin gelmesi dileklerimle....

Serdar Karamanlı
17 Kasım 2012

17 Kasım 2012 Cumartesi

Kaldığı yerden devam etmek...

Bu gün Bizim çılgın Mustafa'nın (ELBİR) katkılarıyla yine bir araya geldik.

Bazı dostlukların seneler geçsede mesala 20 yıl görmediğim Ersel dostumla bir araya gelip kaldığımız yerden devam etmek beni mutlu etti.

Her zaman böyle olmuyor, senelerce beraber yaşayıp yapmadığımız icraatın kalmadığı arkadaşımla seneler sonra Almanya da karşılaştığımız da tavrına inanamamıştım.

Fakat Gürdal dostumu ziyaret ettiğim de, sanki evimde gibi rahat etmem de şimdi hatırlıyorum da beni ne kadar mutlu etmişti.

Bir dostla oturup konuşurken hesapsız konuşmak ne kadar keyifli oluyor....

Gerçekten bir dostla kahve içmeye vakit ayırmalıyız. Çünkü hayat çok hızla akıyor....

Birbirimize vakit ayıralım dostlar. Ama aradan yirmi yıl geçmesin kimin ne kadar yaşayacağı belli olmuyor dimi yani....

16 KASIM 2012
Serdar Karamanlı

15 Kasım 2012 Perşembe

Güçlü sözler..


Allah için vazgeçilmez kul yoktur. Lakin kul için Allah vazgeçilmezdir.
MUSTAFA İSLAMOĞLU

Kur'an dan hatırlatmalar...


Bismillahirrahmanirrahim
Fussilet 34 İyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.
Bakara Suresinden
121. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar, ona iman ederler. Onu inkar edenlere gelince, işte gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.
Şu’arâ 109 Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir.
 127 Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir.
145 Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir.
164 Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir.
Meryem Suresinden.
1. Kaf. Ha. Ya. Ayn. Sad.
2. (Bu,) Rabbinin, Zekeriyya kuluna rahmetinin anılmasıdır.
3. Hani o, gizli bir sesle Rabbine niyaz etmişti:
4. Rabbim! dedi, benden (vücudumdan), kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Ve ben, Rabbim, sana (ettiğim) dua sayesinde hiç bedbaht olmadım.
Bir Peygamber ki, Allah cc. Kendisini rahmetle anmış ve O, Dua etmeyi ve istemeyi hiç bırakmamış. Haydi bakalım hayır dua ile istemeye buyrun.....
Keyf Suresinden
1. Hamd olsun Allah'a ki kuluna , Kitab 'ı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
2. Onu dosdoğru olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azaba karşı uyarmak ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel mükafat bulunduğunu müjdelemek için.
3. Onlar orada ebedi kalacaklarlardır.
NAHL SURESİ - 90. Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.
Keyf Suresin'den
1. Hamd olsun Allah'a ki kulu (Muhammed'e), Kitab 'ı indirdi ve ona hiçbir eğrilik koymadı.
2. Onu dosdoğru (bir Kitab)olarak indirdi ki katından gelecek şiddetli azaba karşı (insanları)uyarmak ve yararlı işler yapan müminlere kendileri için güzel mükafat bulunduğunu müjdelemek için.
3. Onlar orada ebedi kalacaklarlardır.
Ali İmran/ 30 Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulduğu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Allah kullarına çok şefkatlidir.

Muhafaza et....


Tut beni, 
Ey Oruç. 
Edepsizliklerimi tut, 
Edepli olana dek bırakma. 
Katılaşan kalbimi tut, 
Yumuşat. 
Bulanan zihnimi tut, 
Beraklaştır. 
Cimrileşen beni tut,
Cömert olmadan bırakma.

Tut beni ey ORUÇ, 
MUHAFAZA EDİLMEYE İHTİYACIM VAR ALLAHIM......

9AĞUSTOS2011
SERDAR KARAMANLI

Müdür beyle görüşecektim....


 Günümüzde müdür olmak,  Müdür dostlar alınmasın

14 Kasım 2012 Çarşamba

Kitaplara kaçmak....


          "Kimi başında taçla doğar, kimi elinde kılıçla.. ben kalemle doğmuşum. insanlar kıyıcıydılar, kitaplara kaçtım. Kelimelerle munisleştirmek istedim düşman bir dünyayı." 

   Cemil Meriç

12 Kasım 2012 Pazartesi

Kuvvetli bir söz...


"Sen daha yol geçidindesin, mekana bağlılıktan geç… Hicaz ve Şamlı olmaktan geç, Acem ve Turanlı olmaktan geç" 

Muhammed İkbal

Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı.

Kem durur yoksulluktan nicelerin varlığı,
Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı.

Batmış dünya malına, bakmaz ölüm haline,
Ermiş Karûn malına, zehî iş düşvarlığı.

Bu dünya kime kaldı, kimi berduhâr kıldı?
Süleyman'a olmadı onun berhurdârlığı.

Süleyman zembil ördü, kendi emeğin yerdi,
Onun ile buldular onlar berhudârlığı.

Gel imdi Miskin Yunus, nen var yola harc eyle,
Gördün elinden gider bu dünyanın varlığı.

Yunus Emre

10 Kasım 2012 Cumartesi

1 Hadis, 1 Ayet ve hatırlattıkları...

          Bir Hadis paylaşmak istedim bu gün.
     
    Rasûlullah (sav) buyurdular:
    
    Benim ve sizin durumunuz, ateş yakıp da, ateşine cırcır böcekleri ve pervâneler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye çalışıyorsunuz. 
   
(Müslim, Fedâil, 19. Buhârî, Rikâk 26; Tirmizî, Edebi 82)
    
Bu Hadis üzerinden, Rabbimiz Kur'an da Peygamberini tanıtırken şöyle tanıtır.
 
Tevbe Suresi 
128. Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.  

        Peki şimdiler de ülkemize bir bakalım, 
       Merhametimiz artıyor mu? 
       Yardımlaşmamız artıyor mu?
      Oy verdiğimiz siyasi parti bizim yanlış bir iş içinde olduğun da bu yanlıştır"diye biliyor muyuz?
    
   Sahi biz neye ve nereye çağrılıyoruz?
  
Bu günler de yaşanan yüksek gerilim sürerken, nasıl birbirimizi seveceğiz? Bir birimizle nasıl konuşacağız?  Allahım bu gerilimi gidermeyi nasip et. Amin....
  
Selam ve dua ile
Serdar Karamanlı







Ebu Bekir'in ümmete hatırlattığı....




Rasûlullah (s.a.) âhirete intikal edince Hz. Ömer kılıcını çekerek "Kim
Muhammed öldü derse boynunu vururum" diye bağırmıştı.

Hz. Ebu-Bekir mimbere çıkıp  Allah'a hamdu senâdan sonra şunları söyledi:

"Beni dinleyin! Kim Muhammed'e tapıyor idiyse bilsin ki, Muhammed (s.a.)
ölmüştür ve kim Allah'a tapıyor idiyse bilinsin ki Allah diridir, asla ölmez."

Hz. Ebû-Bekir bu sözlerinden sonra, delil olmak üzere şu âyeti okumuştu:

Muhammed ancak bir elçidir, ondan önce de Allah elçileri gelip geçmiştir,
imdi o vefat etse veya öldürülse geriye dönüverecek misiniz. Kim gerisine
dönerse bilsin ki, Allah'a hiçbir zarar veremez; Allah şükredenlerin
mükâfatını verecektir." (Âli-İmrân: 3/144).

9 Kasım 2012 Cuma

Dua...


Bıçak soksan gölgeme
Sıcacık kanım damlar
Girde bak bir ülkeme
Başsız başsız adamlar
Ağlayın su yükselsin
Belki kurtulur gemi
Anne seccaden gelsin.
Bize DUA et emi.....
N.F.K



Karikatür niyetine...


8 Kasım 2012 Perşembe

Aaaaaaaa KASAYI KİM BOŞALTMIŞ...


BİR SÖZ..


"Müslüman gibi görünüp, Firavun gibi yaşamayalım"

Prof. Dr. Hayri KIRBAŞOĞLU

ANKARA İLAHİYAT 

Şimdiden Hayırlı Cumalar dostlar...


Yarın Öğlenin girişi ile beraber Ezan-ı Muhammedi okunacak, 

Ve Müminler çağrıya icabet edecekler Camilerde cem olacaklar. 
Nasip olursa İkindi de , Akşam da, Yatsıda da Aynı çağrı yapılacak. "Hayi Namaza, Haydi kurtuluşa" denecek.
Sabahta bir fark olacak Ezan-ı Muhammediye de, orada şunu ekleyecek Müezin efendi"Şüphesiz Namaz Uykudan Hayırlıdır." HAYIRLI CUMALAR DOSTLAR...

Bir ara Şevket ağabeyin hatırlatması ile Namaz ama nasıl bir Namaz hakkında düşünelim istiyorum...

Serdar Karamanlı

Düşünmek isteyene...



De ki: "Size tek bir öğüdüm vardır: Allah için ikişer ikişer ve tek tek kalkınız, sonra düşününüz, göreceksiniz ki arkadaşınızda bir delilik yoktur. O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyarmaktadır." 

Sebe Suresi/46

6 Kasım 2012 Salı

Kumar oynama veya oynayanların yanında durmak

Dostlar hayırlı günler, 
Bir arkadaşımız Kumar oynama veya oynayanların yanında durmakla alakalı Kur'an da bir ayet varmı? diye sormuştu. 

Ayetler şunlar...


Maide- 
90. Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.


91. Şeytan içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bunlardan) vazgeçtiniz değil mi?


En’âm 68 Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma.

Bu Kur'an dan bir hatırlatmadır.
Serdar Karamanlı


Hanımlar ve durumları...

Yeni dünya düzenin de Hanımlar daha çok yoruluyor. 
İyi bir evlat, 
iyi bir anne, 
İyi bir çalışan, 
iyi bir eş, 
İyi ev hanımı, 
iyi ahçı
.
.
.
.
.
.

abi bu ne ya ama çok iş yapıyorlar yazdıkça yazılıyor.....:):)) 
Kolaylıklar dilerim tüm Hanımlara, haydi dostlar hanımlara yardım etmeye. 
İrfan Kavak bu akşam yemeği sen yap mesela, 
Volkan sen kesin bulaşıkları yıkarsın, Ben de sofrayı toplarım, 
Sinan Kardeş sende ama senin ilk önce evlenmen lazım:):) 
Hadi kolay gelsin millet:):):)




Irfan Kavak De get
Serdar Karamanlı de get de ne, ya bir kibarlaştıramadık, Kardeşim yengemin telefon de dediği kadar varsın huhuhuhu:):)
Irfan Kavak Tabiki kadinlar yorulacak. Onlar biz erkeklerin mutlulugu icin varlar :)
Serdar Karamanlı Yuuuuuuuuuuuuuuuuuuukesin taşlanacaksın bu cümleden sonra:):)
Serdar Karamanlı beceriksizim yazamıyorsun da, canım benim:):):)

Kira öder gibi..


Yalanlar ve Gerçekler...


Uçmak :)



Peygamber A.S uyarılıyor ise bize ne oluyor da kulak asmıyoruz..

Ahzap Suresinden


Bismillahirrahmanirrahim


1. Ey Peygamber! Allah'tan kork, kafirlere ve münafıklara boyun eğme. Elbette Allah her şeyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadır.


2. Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.


3. Allah'a güven. Vekil olarak Allah yeter.


Bu Kur'an'dan bir hatırlatmadır..
Serdar Karamanlı


4 Kasım 2012 Pazar

Bakkal amca...



Bakkal amca, bir din ver, bana şöyle yüz gram;
İçinde hem komedi, hem de birazcık dram.
Öyle bir din olsun ki; bizi fazla sıkmasın,
Her yerde 'ahlâk' diye, karşımıza çıkmasın...

Ramazan'da otuz gün, vücut girsin bakıma,
Ama bayram gelince, karışmasın rakıma.
Bırakalım insanlar, her tür haltı yesinler,
''Ne yani.. Biz müslüman değil miyiz?'' desinler..

Bir din ver ki; içinde, birazcık kahve falı,
Ve üstünde bir kaşık, sosyetik mevlid balı,
Arasında bir dilim, Kaşar Yaşar olmalı,
Böylece kalplerimiz, hidâyetle (!) dolmalı...

Bir de şu kurbanlıklar, sorun çıkardı biraz,
Neden dersen bütçemiz, bu sene hepten ayaz
Eğer fetvâ verirse, şu senin 'Süper Beyaz',
Belki biz de keseriz, ya bir tavuk, ya bir kaz...

Bakkal amca bir din ver; zorda "Allah" diyelim,
Açılınca kapılar, "Haydi Yallah" diyelim.
Âlimler ehli cümbüş, fetvâlarda varyasyon,
Biraz Budist felsefe, biraz reenkarnasyon...

Bir din ki; insanları, hayallere daldırsın,
Tüm cinsel yasakları, yürürlükten kaldırsın.
Eroslar, Afroditler, sokaklarda çıldırsın,
Ve bu çılgın tanrılar, şeytanları yıldırsın...

Açılsın sahillerde, beş yıldızlı mâbedler,
Diskolarda, ruflarda, yapılsın ibadetler...
Bir din ver ki; her akşam, sofraları kuralım,
Kadehleri duayla, birbirine vuralım...

Ahlak mahlak üstüne, biraz kafa yoralım(!)
Memleketin şu hali, ne olacak soralım.
İlerleyen saatte, dansöz çıksın masaya,
Allah rızası(!) için, pamuk eller kasaya...

Ne kadar yardımsever, olduğumuz görülsün,
Ellerimiz dansöze, merhametle sürülsün.
Cinsiyetler arası, ortak pazar kurulsun,
Böylece irticaya, büyük darbe vurulsun...

* * *
Bakkal amca, bir din ver; açık olsun tâvize,
Rahatlatsın bizleri, tatlı baksın fâize.
Madem ki fâiz dedik, hazır girdik damardan,
Bir din ver ki; bizleri, men etmesin kumardan..

Piyangolar, totolar, birer hayır kurumu,
Bazı yobaz kafalar, görsünler bu durumu,
Gece gündüz borsada, hayal kursun alıklar,
Yesinler küçükleri, bazı büyük balıklar...

Bir din ver ki; bıraksın, şu rüşvetin peşini,
Âmir, memur, sekreter, herkes bilsin işini.
Bu bilimsel metodla, çözersek biz bu işi,
Korkarım kalmayacak, zekât verecek kişi...

Lûgatlerden silinsin, artık şeref, şahsiyet,
Dalgalı kura geçsin, edep, hayâ, haysiyet.
Körler ile sağırlar, koltukları kapsınlar,
Ellerinde yağdanlık, birbirine tapsınlar...

Bakkal amca, bir din ver; kaşlarını çatmasın,
Kubbesi, minaresi, aman derim batmasın,
Temizlensin camiler, tabut mabut kalmasın,
Bundan sonra Azrail, kapımızı çalmasın (!)

Dostlarım! Sanmayın ki; taş devrinden gelirim,
Bakkaldan din istenmez, bunu ben de bilirim.
İstedim ki; bu şaka, sizi biraz güldürsün,
Güldürürken, biraz da, gerçeği düşündürsün...

CENGİZ NUMANOĞLU
(1997)