26 Haziran 2013 Çarşamba
25 Haziran 2013 Salı
Pahalı özgürlük....
Ali Bulaç, takip ettiğim ve önemsediğim yazarlardandır. Dün yayımlanan makalesinde yine önemli bir mevzu olan ÖZGÜRLÜK konusuna yer ayırmış. Alıntılar yapıp tamamını okuyabilmeniz için link veriyorum.
"Bizim bakış açımızdan özgürlük, ruhun bedenin istek ve tutkularının etkisinden kurtulup manevi kemal, ahlaki olgunluk ve entelektüel yetkinlik kazanması çabası iken, postmodern özgürlük, bedenin istek ve tutkularının hiçbir engelle karşılaşmadan karşılanmasıdır"
"Daha geçen yüzyılda Dostoyevski, “Fransa'da kişinin özgür olabilmesi için 1 milyon franka sahip olması lazım.” diyordu. "
"İlk defa kapitalist ekonominin empoze ettiği düşünce ile nefsin bütün istek ve tutkularının merkeze alınmasına karar verildi, böylelikle bir yandan insan “ekonomik yaratık” olarak tanımlanırken diğer yandan sınırsız sermaye biriktirme ve mümkün ölçülerde en yüksek seviyede iktisadi büyüme beşeri faaliyetin ana hedefi haline getirildi."
"Bu çerçevede daha çok özgürlük, daha çok para ve daha çok tüketim, dilediğini yapabilme imkânı ve gücüdür. Ne var ki paylaşım adaletsiz, kaynaklar sınırlıdır. Liberal demokrasi duruma göre zümreler arasında dönüşümlü olarak sermaye ve statü aktarımı yapar. Her aktarımda yeni zengin zümreler ortaya çıkar, eski zümreler yoksunlaşır. Bu da derin öfke biriktirir. İyi niyetli çevrecilerin ve çarşı esnafının dışında, meydanlarda yeniden boy gösteren “eski beyaz zümreler”in öfke patlaması bununla ilgilidir."
Evet benim alıntılarım bu kadar makaleyi okumalısınız tavsiyesinde bulunuyorum...
http://www.zaman.com.tr/ali-bulac/pahali-ozgurluk_2103576.html
"Bizim bakış açımızdan özgürlük, ruhun bedenin istek ve tutkularının etkisinden kurtulup manevi kemal, ahlaki olgunluk ve entelektüel yetkinlik kazanması çabası iken, postmodern özgürlük, bedenin istek ve tutkularının hiçbir engelle karşılaşmadan karşılanmasıdır"
"Daha geçen yüzyılda Dostoyevski, “Fransa'da kişinin özgür olabilmesi için 1 milyon franka sahip olması lazım.” diyordu. "
"İlk defa kapitalist ekonominin empoze ettiği düşünce ile nefsin bütün istek ve tutkularının merkeze alınmasına karar verildi, böylelikle bir yandan insan “ekonomik yaratık” olarak tanımlanırken diğer yandan sınırsız sermaye biriktirme ve mümkün ölçülerde en yüksek seviyede iktisadi büyüme beşeri faaliyetin ana hedefi haline getirildi."
"Bu çerçevede daha çok özgürlük, daha çok para ve daha çok tüketim, dilediğini yapabilme imkânı ve gücüdür. Ne var ki paylaşım adaletsiz, kaynaklar sınırlıdır. Liberal demokrasi duruma göre zümreler arasında dönüşümlü olarak sermaye ve statü aktarımı yapar. Her aktarımda yeni zengin zümreler ortaya çıkar, eski zümreler yoksunlaşır. Bu da derin öfke biriktirir. İyi niyetli çevrecilerin ve çarşı esnafının dışında, meydanlarda yeniden boy gösteren “eski beyaz zümreler”in öfke patlaması bununla ilgilidir."
Evet benim alıntılarım bu kadar makaleyi okumalısınız tavsiyesinde bulunuyorum...
http://www.zaman.com.tr/ali-bulac/pahali-ozgurluk_2103576.html
23 Haziran 2013 Pazar
YENİ DİRENİŞ DALGASI GELİYOR.....
DİKKAT : 9 Temmuz sabahı büyük bir direniş dalgası geliyor.
Bencilliğe ve vurdumduymazlığa direniyor, oruca taksim oluyoruz.
Senai DEMİRCİ
20 Haziran 2013 Perşembe
Başsızlık..
Bıçak soksan gölgeme
Sıcacık kanım damlar
Gir de bir bak ülkeme
Başsız başsız adamlar
Ağlayın su yükselsin
Belki kurtulur gemi
Anne seccaden gelsin
Bize dua et emi. N.F.K
19 Haziran 2013 Çarşamba
18 Haziran 2013 Salı
Aramızda konuşa bileceğimiz bir dil geliştirebilmek...
Bir hatırlatma
Terbiyeli olmak her kişiye lazım diyorum , Bizler içimizde hata yapan kardeşlerimizi de uyarırız. Terbiyeli olmak ve eleştiri üslubunu öğrenmek veya öğretmek için MASALARDA oturmaya gerek yok. KIZMIYORUZ, hatırlatıyoruz.
Meydanlarda din bezirganlarının arkasından gitmeye gerek olmadığı gibi,
Allahsız ve Ahlaksız yaşamayı kendine düstur edinenlerin de ardından Meydanlara inmenin memleketi huzursuzluğa sürüklemenin bir manası olmadığını hatırlatıyoruz.
Bu hatırlatmalar bize, Okuduğumuz ve mensubu olmaktan şeref duyduğumuz Allahın Mukaddes Kitabı KUR'AN dandır. Ve Peygamber şahsıda şöyle dememiz istenir.
"(Gaşiye 88) 21 Artık sen öğüt ver!(hatırlat) Sen ancak bir öğüt vericisin. 22/ Sen onların üzerinde bir zorba değilsin."
Bir de DİN de helal / haram koyma yetkisi Allah'a ait kavramdır. Bizler zorbalık yapıp sizlere neler yapıp yapmayacağımızı söylemiyoruz. Aramızda konuşa bileceğimiz bir dil geliştirmeye çalışıyoruz. Bu zor tabi, hele şimdiler de daha da zorlaştı. Ama yılmayacağız çalışmaya devam edeceğiz.....
Terbiyeli olmak her kişiye lazım diyorum , Bizler içimizde hata yapan kardeşlerimizi de uyarırız. Terbiyeli olmak ve eleştiri üslubunu öğrenmek veya öğretmek için MASALARDA oturmaya gerek yok. KIZMIYORUZ, hatırlatıyoruz.
Meydanlarda din bezirganlarının arkasından gitmeye gerek olmadığı gibi,
Allahsız ve Ahlaksız yaşamayı kendine düstur edinenlerin de ardından Meydanlara inmenin memleketi huzursuzluğa sürüklemenin bir manası olmadığını hatırlatıyoruz.
Bu hatırlatmalar bize, Okuduğumuz ve mensubu olmaktan şeref duyduğumuz Allahın Mukaddes Kitabı KUR'AN dandır. Ve Peygamber şahsıda şöyle dememiz istenir.
"(Gaşiye 88) 21 Artık sen öğüt ver!(hatırlat) Sen ancak bir öğüt vericisin. 22/ Sen onların üzerinde bir zorba değilsin."
Bir de DİN de helal / haram koyma yetkisi Allah'a ait kavramdır. Bizler zorbalık yapıp sizlere neler yapıp yapmayacağımızı söylemiyoruz. Aramızda konuşa bileceğimiz bir dil geliştirmeye çalışıyoruz. Bu zor tabi, hele şimdiler de daha da zorlaştı. Ama yılmayacağız çalışmaya devam edeceğiz.....
16 Haziran 2013 Pazar
Bu Ayeti önemsiyorum...
İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında "İnandık" derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir. Ali İmran 119
14 Haziran 2013 Cuma
11 Haziran 2013 Salı
Fenilketonüri Nedir?
Fenilketonüri, kalıtsal bir metabolik hastalıktır. Bu hastalıkla doğan çocuklar proteinli gıdalarda bulunan fenilalanin isimli bir amino asiti metabolize edemezler. Sonuçta kanda ve diğer vücut sıvılarında artmış olan fenilalanin ve onun artıkları çocuğun gelişmekte olan beyninde hasar yapar ve ileri derecede zihinsel özürlü olmasına ve sinir sistemini ilgilendiren daha birçok belirtinin ortaya çıkmasına neden olur.
Fenilketonüri hastalığı kalıtımla geçer.
Fenilketonüri kalıtsal bir hastalıktır. Fenilketonürili çocuğun anne ve babasında fenilalanin hidroksilaz enzimi yapımında sorumlu biri normal diğeri bozuk iki gen vardır. Anne ve babasından bozuk genleri alan bir çocuk fenilketonüri hastalığı ile doğmaktadır. Anne ve baba taşıyıcı olduğunda her çocuğun fenilketonürili olma olasılığı % 25 gibi yüksek değerlere ulaşır.
Ülkemizde fenilketonüri sıklığı
Fenilketonüri Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde her 10000 - 30000 yeni doğanda bir görülmesine karşın ülkemizde 3000 - 4500 yenidoğandan birinde görülmektedir. Türkiye fenilketonüri hastalığının en sık görüldüğü ülkelerden biridir. Her yıl ülkemizde 300 - 400 çocuk bu hastalıkla doğmaktadır.
Hayatın ilk birkaç ayı içerisinde fenilketonüri hastalığı olan bebekleri sağlıklı bebeklerden ayıran özellikler farkedilmeyebilir. Ancak tedavi edilemeyen fenilketonürili çocuklarda 5. - 6. aylardan sonra zekadaki gerileme belirgin hale gelir. Akranlarından farklı olarak oturma, yürüme ve konuşma gibi becerileri kazanamazlar. Beyin gelişimleri normal olmadığından başları da küçük kalır. Bazı fenilketonürili çocukların saç ve gözleri anne ve babalarınkine göre daha açık renkli olabilir.
Fenilketonüri hastalığı yenidoğan döneminde tanımlanabilir
Fenilketonüri hastalığı yenidoğan döneminde bebeğin topuğundan alınan bir damla kanın incelenmesi ile teşhis edilebilir. Bu nedenle fenilketonüri hastalığı ile doğan bebeğin beyni etkilenmeden erken olarak tanımlanması ve diyet tedavisine alınması çok önemlidir ve diğer gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizdede yenidoğanları kapsayan fenilketonüri taraması uygulanmaktadır.
Fenilketonüri tedavi edilebilir mi?
Erken teşhis edidiğinde fenilketonüri tedavi edilebilen bir hastalıklır.
Tedavide genel ilke gıda ile alınan fenilalanin miktarını azaltarak kan fenilalanin düzeyini normal sınırlar içinde tutmaktır. Diyet tedavisi için fenilalanini çok azaltılmış veya fenilalanin içermeyen özel ve ilaç niteliğindeki mamaların ve protein içeriği azaltılmış un, ekmek, makarna gibi ürünlerin kullanılması gerekir. Fenilketonüri hastalığı özel olarak üretilmiş düşük proteinli diyet ürünleri ile uygun bir şekilde tedavi edilirse hastanın normal zekaya kavuşması mümkündür.
http://www.metvak.com/metabolik-hastalkl-cocuklar-vakf.html
Tedavide genel ilke gıda ile alınan fenilalanin miktarını azaltarak kan fenilalanin düzeyini normal sınırlar içinde tutmaktır. Diyet tedavisi için fenilalanini çok azaltılmış veya fenilalanin içermeyen özel ve ilaç niteliğindeki mamaların ve protein içeriği azaltılmış un, ekmek, makarna gibi ürünlerin kullanılması gerekir. Fenilketonüri hastalığı özel olarak üretilmiş düşük proteinli diyet ürünleri ile uygun bir şekilde tedavi edilirse hastanın normal zekaya kavuşması mümkündür.
http://www.metvak.com/metabolik-hastalkl-cocuklar-vakf.html
Seni kapısından kim kovmaz?
Bir kapıya bir kere
gidersin, ikincisinde utanırsın.
Ama Rabbine her gün
gidersin gitmelere doyamazsın..
Çünkü bilirsin seni
kapısından kovmayacak bir tek o vardır.
Her gün içini dökersin Bir
O sıkılmaz senden,Bir O affeder seni,Bir O yüzüne vurmaz ayıplarını..
Seni senden daha iyi
bilendir.
Çünkü seni senden daha çok
seven odur.
Hamd yalnız Allah'a
mahsustur...
Anonim
10 Haziran 2013 Pazartesi
Kavim....
Bir ülke düşünün ki, Türkiye kadar karma felsefeye ve karma dinlere kucak açabilmiş olsun. Kitabı, polisiye bir roman olmasının dışında; ülkemizin kültürel zenginliklerine ve yakın tarihteki "devletin teröristi" mitine(!) de dem vurmaktadır.
Hikayenin baş karakterleri; Komiser Nevzat, yardımcıları Ali ve Zeynep: ilginç bir cinayet ile bir araya gelirler. Cinayet, bir adamın öldürülmesi dışında, işlenen cinayetin tarzı bakımından çok dikkat çekicidir. Kalbine saplanmış -ki kabzası haç şeklindedir- bir bıçak; yanı başında açık duran bir incil; incilin sayfasında kurbanın kanı ile altı çizilmiş bir cümle; sayfanın kenarına yine kanla yazılmış "Mor Gabriel" yazısı: Büyük bir takibe ve entrikalara sebep olacak bir cinayetin ilk izlenimleridir...
"Belki bencillik ama ben o hayatın kendisi olmak istiyorum. Çünkü benim için o hayatın kendisi sensin."
Kitabın Bitiş Tarihi : 10 Haziran 2013/ Esenköy
2013/14
Bu yazarın okuduğum ilk kitabı, ne yalan söyleyeyim beğendim. Larsson ve Grange serisinden sonra kabak tadı verir demiştim ama öyle değil. Memleketim insanına haksızlık etmeyeceğim ve Yazarın tüm serisine başlıyorum sırada Sultanı Öldürmek var. Bay Kavak tavsiye ediyorum ciğerim, ciğer yerken kıritiğini yapalım derim kardeşimmmmmmmmmmmmmm...
Serdar Karamanlı
8 Haziran 2013 Cumartesi
Maksat ne imiş efendim?
Maksat ne imiş efendim,
Bilmem nerede iş veren olmak değil,
Aldığın borcu ödemek imiş.
Adamlık bıyık bırakmak veya kesmek değil,
Verdiğin sözü tutmak imiş.
Sen sen ol Babanın bıraktığı temiz mirasa sahip çık. Neden mi?
Daha şerefli yaşarsın, Tabi düşünebilirsen? Senin için zor olsa gerek......
6 Haziran 2013 Perşembe
Bu papağan ne diyor?
KELİMELERİN ANLAMINI YİTİRMESİ
Bir toplumun zihninde çok geniş anlamlar uyandıran bir kelime, daha sonraki toplumların zihninde bu derin anlamını yitirebilmektedir. Hatta bunun ötesinde, içerdiği anlam ile Önceki nesillerin uyanmasına vesile olan bazı kelimeler bu anlamlarını yitirerek yanlış anlamlar yüklenmekte ve bu yanlış anlamlar ile daha sonraki nesillerin uyutulmasına vesile olabilmektedir.
Kelimeler aynıdır, harf ve seslerden meydana gelen yapısı değişmemiştir. Değişen ve değiştirilen, bu kelimelerin zihinlerde uyandırdığı anlamlardır. Şunu bilmemiz gerekir ki bir nesilden daha sonraki nesillere intikal eden miras, kelimelerin içerdiği anlamdan ziyade kelimelerin kendisidir. Geçmişe ve geçmişteki sevdiklerine bağlı kalmak isteyen toplumlar, kendilerine miras kalan bu kelimelere karşı çok tutucudurlar. Mesela saadet asrından günümüze intikal eden birçok kelime vardır. Saadet asrı müslümanlarının kullandığı bu kelimeler, günümüzde yaşayan birçok insan tarafından da kullanılmaktadır. Ne var ki saadet asrından günümüze intikal eden sedece kelimelerdir. Bu kelimelerin İçerdiği birçok yüce anlam günümüze intikal etmemiş, saadet asrında kalmıştır.
Saadet asrında kullanılan birçok kelimenin anlamı, tevil ve tahrif edilerek günümüze ulaşmıştır. Fakat insanlar yine de bu kelimeleri dışlamak, bu kelimelerden feragat etmek istemezler. Çünkü birçok umutları, birçok özlemleri bu kelimeler üzerine bina edilmiştir. "Allahuekber" nidaları ile kazanılan savaşları okudukları zaman, aynı kelimeyi tekrarlayarak, aynı kelimeyi haykırarak yeni savaşlar kazanacaklarına inanırlar.
Oysa düşünmeleri gerekir ki "Alhhuekber" kelimesi, asr-ı saadet müslümanları için ne anlam ifade ediyordu?
Öncelikle bunu düşünmeleri, bunu araştırmaları ve bunu idrak etmeleri gerekir. Bu yüce kelimenin, yüce manasını anladıktan sonra, dönsünler kendilerine, incelesinler çevresindeki insanları ve bu insanların "Alhhuekber" kelimesinden ne anladıklarını ve bu kelimeyi hangi anlamda kullandıklarını tesbit etsinler.
Bunu tesbit ettikleri zaman,insanları arkalarına alarak her gün kıldırdıkları namazlarda yüzlerce kez "Allahuekber" diyen kimselerin neden aciz olduklarını da tespit edebileceklerdir, Ve anlayacaklardır,kıldıkları
Mehmed Alagaş-Dünden Bugüne Şeytan ve Dostları
5 Haziran 2013 Çarşamba
Kelebek (Papillion)
Yaşanmış bir hayat hikayesi Papilion Her zaman diyorum ya İnsanın insana yaptığını hiç bir canlı yapamaz.
HENRI CHARRIERE'in gerçek yaşam hikayesi
Kitabın Bitiş Tarihi : 5 Haziran 2013
2013/13
Kitap'an bana kalan en önemli satırlar,
"Bir insan asla yitip gitmez. Ne yaparsa yapsın, hayatının belirli bir anında onu yeniden kazanma, iyi ve topluluğa yararlı biri yapma fırsatı belirir." (İrapalı yaşlı balıkçı 547. sayfa)
"Parya körfezinde koca Orenoque nehrinin ağzında yaşayan bu okuma-yazma bilmeyen balıkçılarda, pek çok vatandaşımızın yoksun olduğu bir insanlık felsefesi var. Sayısı gitgide artan mekanik buluşlar, diken üstünde bir hayat, tek hedefi yeni buluşlar ve daha kolay, daha iyi hayat olan bir toplum. Bilimin yeni buluşlarını tatmak daha büyük bir rahatlık ve buna varmak için devamlı mücadeleyi beraberinde sürüklüyor. Bütün bunlarda ruhu, acıma duygularını, anlayışı ve soyluluğu öldürüyor."(Sayfa 568)
Kitaplara Uzak durmayın dostlar....
Serdar Karamanlı
HENRI CHARRIERE'in gerçek yaşam hikayesi
Kitabın Bitiş Tarihi : 5 Haziran 2013
2013/13
Kitap'an bana kalan en önemli satırlar,
"Bir insan asla yitip gitmez. Ne yaparsa yapsın, hayatının belirli bir anında onu yeniden kazanma, iyi ve topluluğa yararlı biri yapma fırsatı belirir." (İrapalı yaşlı balıkçı 547. sayfa)
"Parya körfezinde koca Orenoque nehrinin ağzında yaşayan bu okuma-yazma bilmeyen balıkçılarda, pek çok vatandaşımızın yoksun olduğu bir insanlık felsefesi var. Sayısı gitgide artan mekanik buluşlar, diken üstünde bir hayat, tek hedefi yeni buluşlar ve daha kolay, daha iyi hayat olan bir toplum. Bilimin yeni buluşlarını tatmak daha büyük bir rahatlık ve buna varmak için devamlı mücadeleyi beraberinde sürüklüyor. Bütün bunlarda ruhu, acıma duygularını, anlayışı ve soyluluğu öldürüyor."(Sayfa 568)
Kitaplara Uzak durmayın dostlar....
Serdar Karamanlı
4 Haziran 2013 Salı
Bu Ayette ne denmek isteniyor?
3 Haziran 2013 Pazartesi
Kur'an Meali...
Kur'an okumak benim için bir sistem. Her gün ve düzenli bir şekilde On sayfa bazıları on beş, yirmi sayfa okuduğum da oluyor. Ama öyle oluyor ki Bir sayfanın içine takılıp kalıyorum günlerce o sayfa da dönüp duruyorum. Canım sıkılıyor ayetlerin içinden çıkamıyorum. Anlamadan geçmek işime gelmiyor. Kimi zaman Bir sayfayı anlamak için 100 sayfa kaynak okumam gerekiyor. Danışmam gerekiyor.
Bu sefer Kur'an okumam da "ÜCRET İSTEME" konusunu araştırdım. Dini anlatan peygamberlerimizin tamamı şuna yakın cümle kullandığı haber veriliyor. "Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir." Bu hatırlatma Şu'ara Suresin de zirveye çıkıyor. Aynı ayet Beş(5) kez tekrar ediliyor. Şunu anlamamız istendiği kanaati uyandı ben de sen sen ol Allah'ın Peygamberlerinin istemediği bir şeyi isteyip de anlatmaya gayret ettiğin İNSANLARI sıkıntıya sokma. Eh şimdilerde bu fazla geçerli olmasa gerek. Televizyonlar da, Mesaj servislerinde, Radyolar da Alimlerimizin! bir çoğu dolgun ÜCRET almadan anlatmıyorlar, elbette müstesnalar da var ben birkaç tane biliyorum. Sayıları oldukça az, ama etkileri muhatabının iştahına göre çok etkili.
Kur'an okumaya ve kitap okumaya zaman ayırın a dostlar....
Bitiş Tarihi : 3 HAZİRAN 2013
2013/12
Serdar Karamanlı
3 HAZİRAN 2013
Bu sefer Kur'an okumam da "ÜCRET İSTEME" konusunu araştırdım. Dini anlatan peygamberlerimizin tamamı şuna yakın cümle kullandığı haber veriliyor. "Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir." Bu hatırlatma Şu'ara Suresin de zirveye çıkıyor. Aynı ayet Beş(5) kez tekrar ediliyor. Şunu anlamamız istendiği kanaati uyandı ben de sen sen ol Allah'ın Peygamberlerinin istemediği bir şeyi isteyip de anlatmaya gayret ettiğin İNSANLARI sıkıntıya sokma. Eh şimdilerde bu fazla geçerli olmasa gerek. Televizyonlar da, Mesaj servislerinde, Radyolar da Alimlerimizin! bir çoğu dolgun ÜCRET almadan anlatmıyorlar, elbette müstesnalar da var ben birkaç tane biliyorum. Sayıları oldukça az, ama etkileri muhatabının iştahına göre çok etkili.
Kur'an okumaya ve kitap okumaya zaman ayırın a dostlar....
Bitiş Tarihi : 3 HAZİRAN 2013
2013/12
Serdar Karamanlı
3 HAZİRAN 2013
1 Haziran 2013 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















