31 Aralık 2012 Pazartesi

Kur'an dan hatırlatmalar...


Yasin Suresinden
Bismillahirrahmanirrahim
1. Ya-sin,
2. Hikmet dolu Kur'an hakkı için,
3. Sen şüphesiz peygamberlerdensin.

4. Doğru yol üzerindesin.

5. (Bu Kur'an) üstün ve çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
6. Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir.
7. Andolsun ki onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.
8. Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır. 
9. Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler. 
10. Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, inanmazlar.
11. Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükafatla müjdele.


Maide 81 Eğer onlar Allah'a, Peygamber'e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı onları (Müslüman olmayanları) dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

HIRSIZLAR KASABASI......


Bir kasabada her gün hava kararınca, insanlar maymuncuklarını ve
fenerlerini yanlarına alır, komşularının evlerini soymaya giderlermiş.
Fakat, gün doğarken geri döndükleri her seferinde kendi evlerini de
soyulmuş durumda bulurlarmış. Ama ülkede kimse kaybetmezmiş, çünkü
herkes birbirinden çalarmış.

Bir gün, nasıl olmuşsa, dürüst bir adam ortaya çıkmış. Geceleri,
diğerleri gibi çantasını fenerini alıp hırsızlığa çıkmaktansa, evinde
kalıp çalışmayı tercih edermiş bu adam. Hırsızlar da onun evinin önüne
geldiklerinde içeride ışık yandığını görünce döner giderlermiş. Fakat
bu durum böyle bir süre devam edince, ahali ona kızmaya başlamış:
"Çalmadan yaşamak senin tercihin, ama başkalarını engellemeye
hakkın yok" demişler.
Bunun üzerine dürüst adam, geceleri ışığını söndürüp dışarı çıkmaya
başlamış. Her gece, hırsızlık yapmadan orada burada dolaşır durur,
sonunda yatmaya evine dönermiş. Fakat her döndüğünde evini soyulmuş
bulurmuş. Sonuçta bir haftadan daha az bir sürede, yiyecek içecek hiç
bir şeyi kalmamış ve memleketini terketmek zorunda kalmış.
Kasabada hırsızlıkta ustalaşıp giderek zenginleşenler kendileri
için soygun yapmak üzere maaşlı hırsızlar tutmaya başlamışlar.
Zamanla, zengin fakir ayrımı çoğalmış. Zenginler mallarını korumak
için bekçiler tutmuşlar, hapishaneler kurmuşlar. Kendi mallarının
çalınmasını da yasa dışı ilan etmişler! Ancak yoksulların mallarını
çalmak hala serbestmiş!

Bir süre geçtikten sonra, artık kimse soymaktan ve soyulmaktan söz
etmez olmuş. Çünkü, yoksulların çoğu ya açlıktan ölmüş ya da oraları
terkedip gitmişler. Zenginler ve maaşlı soyguncular ise ortada
soyacakları kimse kalmadığından servetlerini yavaş yavaş yitirmeye
başlamışlar.
Sonunda zenginler eski düzeni yeniden sağlamak için oraları ilk
terkeden dürüst adamı başa getirmeye karar vermişler. Sora sora nerede
yaşadığını öğrenmişler. Evine gittiklerinde kapıda yazılı bir kağıt
görmüşler.
Kağıtta şunlar yazıyormuş:
"Bir insan sadece dürüst olduğu için aranıyorsa, her şey için çok
geç olmuş demektir..."
Bir millet uyuyorsa uyandırmak kolaydır.
Ama uyumuyor da uyuyor gibi yapıyorsa ne yapsanız nafile, uyandıramazsınız.


(Hikayenin kime ait olduğunu bulamadım. Bilen varsa bildirir ise sevinirim.)

29 Aralık 2012 Cumartesi

İslam'a kim nefretle bakar....


"İslam bu çağın ihtiyaçlarına cevap veremez!." diyen emperyalistler, bu ifade ile insanların ve toplumların değil, kendi haksız ihtiyaçlarını kastettikleri için doğru söylemektedirler!. İslam dini, gerçekten bu emperyalistlerin gayri meşru ihtiyaçlarını karşılayacak, zulme dayalı isteklerine olumlu cevap verecek bir din değildir. Sermayeyi kutsallaştırmayan ve sermayeden yana olmayan İslam dini, hiç kuşkusuz ki sermaye çevrelerince ve bu sermaye çevrelerine bağlı basın-yayın kuruluşlarınca nefretle karşılanacaktır.

Mehmed Alagaş

28 Aralık 2012 Cuma

Miladi 2012 yılını bitirirken...

2012 yılının son günlerini yaşıyoruz. Gün geçmesin ki kötü haber almayalım, ölüm, hastalık, savaş, ekonomik krizden perişan olmuş evler, sokaklar da evler de çocuklarının gözleri önünde katledilmiş kadınlar, terlikle okula giden çocuklarımız, sokaklar da kalmak zorun da bırakılan insan kardeşlerimiz, aile içi ve okulda şiddete uğrayan evlatlarımız gibi daha ekleyeceğimiz bir çok mesele ile 2012 yılını geride bırakıyoruz.

Umarım, 2012 yılında
Merhametimiz artmış,
Paylaşma duygumuz gelişmiş,
Arkadaşlarımızla çekişmelerimizi bırakmış,
Malımızla övünmeyi bırakmış,
Verilen nimetlerin kadrini kıymeti bilmiş ve bunları bir hava atma aracına dönüştürmemiş,
Eşine ve çocuklarına sevgisi artmış,
Dostlarına bir kahve içimi zaman ayırmış,
Bir fakirin yarasına merhem olmaya gayret etmiş,
Yeni evlenecek bir çiftin sıkıntısına ortak olmuş ve üzerinde bir yük almış,
Bir yetimin okumasına katkı sağlamış,
Borcunu istemeden ödemiş,
Ahde vefa göstermiş,
Verdiğini böbürlenerek başa kakmamış,
Söz verdiğin de sözünde durmuş,
Ve en önemlisi İnsan olma yolun da gayret etmiş ve zulmün bir parçası olmamışızdır.. Bir birimizi iyiliğe teşvik edelim dostlar, bir büyüğümüzün dediği gibi kalbimiz sevmekten ve iyi olmaktan yorulmaz.

Miladi 2013 yılını bu düstur üzere, artan iyilik hareketinin bir parçası olmamızı UMUT ederken,
Duanız da bizlere de yer ayırmanızı diliyorum.

Selam dua ve kalbi hürmetlerimle
Serdar Karamanlı
31 Aralık 2012



27 Aralık 2012 Perşembe

Kur'an dan hatırlatmalar...


Zümer Suresinden

Bismillahirrahmanirrahim

1. Bu Kitap izzet ve hikmet sahibi Allah katından indirilmiştir.

2. (Ey Muhammed!) Şüphesiz ki Kitab'ı sana hak olarak indirdik. O halde sen de dini Allah'a has kılarak (ihlas ile) kulluk et.

3. Dikkat et, halis din yalnız Allah'ındır. O'nu bırakıp kendilerine bir takım dostlar edinenler: Onlara, bizi sadece Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz, derler. Doğrusu Allah, ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Şüphesiz Allah, yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola iletmez.

26 Aralık 2012 Çarşamba

Kuvvetli sözler....


                       Din hurafeleri yok etmezse; hurafeler dini yok eder. 
                                              Aliya İzzetbegoviç
 

25 Aralık 2012 Salı

Kur'an dan hatırlatmalar....


Hadid Suresinden
Bismillahirrahmanirrahim
20. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir. 
Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. 
Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. 
Ahirette ise çetin bir azap vardır. 
Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. 
Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.

24 Aralık 2012 Pazartesi

Kur'an dan hatırlatmalar....


Zariyat Suresinden
Bismillahirrahmanirrahim
55. Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir. 
56. Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

Necm Suresinden
Bismillahirrahmanirrahim
56. İşte bu ilk uyarıcılardan bir uyarıcıdır. 
57. Yaklaşan yaklaştı. 
58. Onu (vaktini) Allah'tan başka açığa çıkaracak yoktur. 
59. Şimdi siz bu söze (Kur'an'a) mı şaşıyorsunuz? 
60. Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz! 
61. Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasınız! 
62. Haydi Allah'a secde edip O'na kulluk edin!


Bu paylaşımlar kendini müslüman diye tanıtan arkadaşlarımız ve dostlarımız için hatırlatmalarımızdır. Asla itişip kakışma olsun diye yayımlanma maktadır. 

Bizler de bir eksiklik veya kötü bir hal görüldüğünde gerçek dost ve arkadaş isek sizlerde bizi uyarmalısınız.....

Serdar Karamanlı

23 Aralık 2012 Pazar

Deniz feneri....


Akıntılara bakıyorum
Serin bir esinti ile beraber
Denizin  karanlığını delen
Karşıyakanın Samanyolu misali ışıkları
Hayat gibi akmakta...

Sırtım, bütün ihtişamı ile
Terk edilmiş saraya bakıyor.
Denizin dalgaları
Sakinleştirmez mi Ruhu ve bedeni
Bize ne oldu?
Bu ne sürat?
İçim de ki sıkıntıları
Ateşte yakarak dalgalara kırıştıralı çok oldu

Yarımada da üşüten bir esinti
Ve dalgaların şırıltısı
Hiç aceleleri yok
Kayan bulutların
Gökyüzünde parlayan yıldızların
Rüzgarın eğdiği ağaçların hışırtısı
Aheste geçen Vapur
Aheste akan dalgalarla
Bir uyum dalar
Ah birde şu geçen
Aceleci arabalar olmasa


İleride çakan deniz feneri
Bir şeyler söylemek ister gibi
Anlayan kaptanın kılavuzudur ışığı
Düşündüm de
Hayatım da çakan bir fener var mı?
Heyhat
Işık saçan bir fener
Ben fenerimi otuzbeşim de buldum.
Karanlıkta yolumu ararken
Deniz fenerinin yanında buluştuk
Bir onu acaleci görmedim
Yavaş ve sakindi
Ağır ağır demlenen çay misali

Eh bir de Boğazın
İncisi var rengarenk ışıkları ile
Kendine çeken bir dünya gibi
Cazibeli zarif bir boyunda
Gerdanlık gibi
Fakat vakit yok 
Zaman daraldı 
Dünyaya ayıracak bir an yok

Boğazın sert rüzgarları
Kasım gecelerin de
Deler geçerler
Ama olsun
Rüzgarın esintisi
Dalgaların şırıltısı
İyi gelir, kendime gelirim.

Zaten kendimdeyim…

22 KASIM 2012

SARAYBURNU/İSTANBUL

Kur'an dan hatırlatmalar....


Müslüman olanlar için Kur'an dan notlar aktarıyoruz, Biliyoruz ki bu toplum kitap okumaz...

Enbiya Suresinden
Bismillâhirrahmânirrahîm. 
1. İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.
2. Rablerinden kendilerine ne zaman yeni bir ihtar gelse, onlar bunu, hep alaya alarak dinlerler.
3. Kalpleri hep eğlencede(gaflette),hem o zalimler şu gizli fısıltıyı yaptılar: Bu (Muhammed), sizin gibi bir beşer olmaktan başka nedir ki! Siz şimdi gözünüz göre göre büyüye mi kapılıyorsunuz?
4. (Peygamber) dedi ki: Rabbim, yerde ve gökte (söylenmiş) her sözü bilir. O, hakkıyla işiten ve bilendir.

Mü’minûn Suresinden
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;
2. Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler;
3. Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler;
4. Onlar ki, zekatı verirler;
5. Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;
6. Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu hariç.
7. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.
8. Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;
9. Ve onlar ki, namazlarına devam ederler.
10. İşte, asıl bunlar varis olacaklardır;
11. (Evet) Firdevs'e varis olan bu kimseler, orada ebedi kalıcıdırlar.

21 Aralık 2012 Cuma

Anlayacaksın..


Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın

Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın

Bu adam o adam gelip gider
Senin ellerinde rüyam gelip geçer
Her affın içinde bir intikam gelir gider
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

Ben bu şiiri yazdım aşık çeşidi
Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
Ruhum seni düşününce ışıdı
Her şeyi beni anlayınca anlayacaksın

Sezai Karakoç

Önemli sözlerden..


Önemli sözlerden..


"Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için, gökyüzünün öğrencisi olmak lazım."

Aliya İzzetbegoviç


Karikatür...


Kur'an dan Güncel bir hatırlatma..


 Bismillahirrahmanirrahim...
Ahzâb  63  İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.


Kıyameti bilmiyoruz ama, Kıyamet sonrası dirilişle alakalı bilgi veriliyor. Bir bakalım neler anlatılıyor.

Bismillahirrahmanirrahim...
Nihayet Sur'a üfürülecek. Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler. (1) O (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar. (2) Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde kabirlerden çıkarlar.(3) (İşte o zaman; Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın vadettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! (4) ve Durumu gören kafirler; Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.(5) Davetçiye koşarlarken o esnada kafirler: Bu, çok çetin bir gündür! derler. (6) Şimdi siz bu söze (Kur'an'a) mı şaşıyorsunuz? Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz! (7) Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar. (8) O halde, öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. (9)

İslam dinini kabul eden insanlar olarak, Kıyamet ile alakalı olarak neler hazırladığımızla ilgilenmeyiz de, Maya'ların efsaneleri ile ilgileniriz. Bunu hayretle izliyorum. 
Biz Kıyamet kopar da diyemeyiz, Kıyamet kopmaz da diyemeyiz. Yukarıda hatırlatmalar hepimize lazım gibi geliyor. Dostlar her zaman olduğu gibi bu hatırlatmalar inanan kardeşlerimiz içindir. 
1- Yasin/51
2- Saffat/19
3- Kamer/7
4- Yasin/52
5- Saffat/20
6- Kamer/8
7- Necm/59-60
8- İnsan/29
9- Gâşiye/21-22
Not: Ayetler, Türk Diyanet Vakfı'nın Kur'an-ı Kerim ve Açıklamalı Mealinden alınmıştır.

Serdar Karamanlı

20 Aralık 2012 Perşembe

Kur'an dan hatırlatmalar...


Şu'ara Suresinden
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Ta. Sin. Mim.
2. Bunlar, apaçık Kitab'ın ayetleridir.
3. Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın!
4. Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.
5. Kendilerine, o çok esirgeyici Allah'tan hiçbir yeni öğüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.
6. Üstelik (ona) "yalandır" derler; fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.

17 Aralık 2012 Pazartesi

Karşılıksız seven Kadına...

Bir 17 Aralık daha,
Sıradan gelir diğerlerine,
Ama bana hüzün verir,
Özlem getirir.

Yine mezarının başındayım,
Kimseye anlatamadıkları mı yine sana anlatıyorum.
Şikayetim çok biliyorsun,
Ama şimdikileri duyamıyorsun.

Kötü davranışları sana değilmiş.
Boşuna üzülmüşsün
Sen gittin ya hiç bir şey değişmedi.
Yine hatırlamadılar seni
Beraberiz gene sen ve ben
Sıcaklığını hissedemedim,
Soğuktu mezar taşın

Elimi tutup beni gezdirirken
Bir sen bilirdin üzüldüğü mü
Sana kaçıp geldiğim de
Kimse aramazdı ya
Yine aynı kimse aramıyor,
Kimse üzülmüyor
Ağladığın üzüldüğün torunun geldi.

Ne Saniye teyzem vardı
Ne sen
Arayanım da yoktu zaten

Çok konuştum bu gün biliyorum
Biliyorum duymadın beni
Kimi zaman ben de duyamıyorum kendi mi
Ölü gibi hissediyorum, hissizleşiyorum.
Kaçar gibi gelirdim ya
Yine öyle geldim
Ağladım ağladım ağladım
Askerden döndüğümde ki gibiydim.
Doğru yanına gelmiştim
Dertleşmiştik ya
Sıpa sana demedim mi
Dediğin gün gibiydi sanki bu gün

Yanı yatasım geldi
Canlı bir cenaze gibi uzamak istedim.
Ayaklarım dönmek istemedi geriye
Kader bu ne eylersin
Rabbim ne dilerse yaşarsın

Sana Mezar taşını çok görenler
Hep gerideler
Üzülme
Karşılıksız Seven Kadın
Vasiyet ettim
Nasip olup ölünce
Yanına gömülücem
Açarsın bana bağrını dimi?
Seni çok özledim.
Özlem ve hasretle......

17 Aralık 2012
Serdar Karamanlı








Kur'andan hatırlatmalar...

Lokman Suresinden

Bismillâhirrahmânirrahîm.
16. (Lokman, öğütlerine devamla şöyle demişti:) Yavrucuğum! Yaptığın iş (iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu (senin karşına) getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır. 
17. Yavrucuğum! Namazı kı
l, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.
18. Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.
19. Yürüyüşünde tabii ol, sesini alçalt. Unutma ki, seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.

16 Aralık 2012 Pazar

Kur'andan hatırlatmalar...


Bismillâhirrahmânirrahîm.
Rum Suresinden
28. Allah size kendinizden bir temsil getirmektedir: Mülkiyetiniz altında bulunan köleler içinde, size verdiğimiz rızıklarda -birbirinizden çekindiğiniz gibi kendilerinden çekineceğiniz derecede sizinle eşit (haklara sahip)- ortaklarınız var mı? İşte biz ayetlerimizi, aklını kullanacak bir kavim için böylece açıklıyoruz.
29. Gel gör ki haksızlık edenler, bilgisizce kötü arzularına uydular. Allah'ın saptırdığını kim doğru yola eriştirebilir? Onlar için herhangi bir yardımcı yoktur.
30. (Resulüm!) Sen yüzünü hanif olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah'ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.
31. Hepiniz O'na yönelerek O'na karşı gelmekten sakının, namazı kılın; müşriklerden olmayın.
32. Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.

HİCR SURESİ 42.Ayet.
Şu bir gerçek ki, has kullarım üzerinde senin hiç bir inandırıcı gücün olmayacaktır.; ne var ki batıl inançlı cahil ve bilinçsizlerden sana uyanlar müstesna..!

Anlat Temel....


14 Aralık 2012 Cuma

Kur'andan hatırlatmalar...

Nur Suresinden
Bismillâhirrahmânirrahîm.
21. Ey iman edenler! Şeytanın adımlarını takip etmeyin. Kim şeytanın adımlarını takip ederse, muhakkak ki o, edepsizliği (yüzkızartıcı suçları) ve kötülüğü emreder. Eğer üstünüzde Allah'ın lütuf ve merhameti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse asla temize çıkamazdı. Fakat Allah isteyeni arındırır. Allah işitir ve bilir.
22. İçinizden faziletli ve servet sahibi kimseler akrabaya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine yemin etmesinler; bağışlasınlar; feragat göstersinler. Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Karar kime ait...


Bismillâhirrahmânirrahîm.

Özünde merhametli sözü ile merhametli Allahın adı ile

Biz Müslüman olmakla bize tebliğ edileni ulaştırmak görevliyiz. Şimdi siz Müslüman olduğunuzu söylüyor ama gizli gizli işler yapıyorsanız, böyle yapmayın iyi olun ve iyi işler yapın. Şu ayetleri beraberce hatırlayalım,

"Mü'min 45 Nihayet Allah, onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden bu zatı 
korudu."

"Tarık 15-16 Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar, Ben de bir tuzak kurarım."

"Al-i İmran 54 Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak kuranların hayırlısıdır."


Rabbimiz bize Kur'an da Yusuf Peygamber A.S üzerinden uyarılarda bulunur. Öncelikle şunu hatırlamalıyız ki,
Yusuf Suresi 53. “Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi. Hepimiz buna dikkat etmeliyiz.

Sonra Yusuf Suresi 23. Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, “Haydi gelsene!” dedi. O ise, “Allah’a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler” dedi.

24. Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı." 

Diyerek bizlere dikkatli davranmamız gerektiğini hatırlatır. Sonra daha önemli bir hatırlatma da daha bulunur. 
Yusuf Suresinden 28. Kadının kocası Yusuf’un gömleğinin arkadan yırtıldığını görünce, dedi ki: “Şüphesiz bu, siz kadınların tuzağıdır. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür.”  
Acaba Allah bizlere kararı bırakmış olur mu?
Yoksa hem erkeklere hem de kadınlara çok dikkatli olun hem dünyanızı hem de ahiretimizi berbat etmeyin hatırlatmasını yapmış olmuyor mu? 

Bence biz biz olalım, siz de siz olun Allaha kulak verelim, sonra 
"Nahl Suresi 108 İşte onlar Allah'ın, kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. Ve onlar gafillerin kendileridir." 
Sonra ne gerek var bunlara eğer gerçekten Müslüman isek 
"Hucurat Suresi 10. Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.”

İçinizde ki iyiliğin artmasını dilerim. Ama kapımız her arkadaşımıza açık,  ama ölçüsü var. Allahın koyduğu ölçü ne ise o çerçeve de.  Dünyada ki hiçbir şey Allah ile aramızı bozmaya değmez,  Vesselam.

Allahım, bizleri ve iyi olan ve iyi kalan arkadaşlarımızı görünür ve görünmez her türlü fitneden, fesattan ve oyundan muhafaza eyle. 
Hatta kendi marazlarımızdan, nefsi hareketlerimizden, içimizde olan kötülüklerimizden bizi esirge. 
Her şeyi gören, her oyunu bilen, her fısıldaşmayı duyan, bununla da yetinmeyip içlerde saklanılanı bilen Rabbim bizim yardımcımız ol.

Selam, Hürmet ve Kalbi Dualarımla
Serdar Karamanlı

13 Aralık 2012 Perşembe

Kur'andan hatırlatmalar....


12 Yusuf Suresinden
103. Sen ne kadar şiddetle arzu etsen de insanların çoğu inanacak değillerdir.
104. Hâlbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur’an) âlemler içinde ancak bir öğüttür.
105. Göklerde ve yerde nice deliller vardır ki yanlarına uğrarlar da onlardan yüzlerini çevirerek geçerler.
106. Onların çoğu Allah’a ancak ortak koşarak inanırlar.
111. Andolsun ki, onların k
ıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. Kur’an, uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendinden öncekileri tasdik eden, her şeyi ayrı ayrı açıklayan ve inanan bir toplum için de bir yol gösterici ve bir rahmettir.
13 Rad Suresinden
28. Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.

12 Aralık 2012 Çarşamba

Kur'an dan hatırlatmalar


Zümer Suresinden
Bismillahirrahmanirrahim
5. Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?

Hadid Suresinden
Bismillahirrahmanirrahim
16. İman edenlerin Allah'ı anma ve O'ndan inen Kur'an sebebiyle kalplerinin ürpermesi zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı. Onlardan bir çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
20. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir. Tıpkı bir yağmur gibidir ki, bitirdiği ziraatçilerin hoşuna gider. Sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada Allah'ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.



Ali İmran Suresinden
Bismillahirrahmanirrahim
187. Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü!


Lokman Suresinden
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Elif. Lam. Mim.
2. İşte bu ayetler, hikmet dolu Kitab'ın ayetleridir.
3. Güzel davrananlar için bir hidayet rehberi ve rahmet olmak üzere (indirilmiştir).
4. O kimseler, namazı kılarlar, zekatı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.
5. İşte onlar, Rableri tarafından gösterilmiş doğru yol üzeredirler ve onlar kurtuluşa erenlerdir

Çil horoz

12 ARALIK 2012
Zakeriya Artık Babasına Kitap okuyabiliyor..

Tarla kuşu ve yavruları

10 ARALIK 2012
Zakeriya Artık Babasına Kitap okuyabiliyor...

1 Aralık 2012 Cumartesi

Vazgeçilmez değilim...

Konuşma uzadıkça uzamış, garip bir hal almıştı
Vazgeçilmez olmadığımı öğreneli çok oldu dediğin de orta yaşlarını çoktan geçmişti.
Devam etmekle etmemek arasın da tereddüt ediyordu,
Düşünüyordu ama cevap vermedi ilk önce susmuş ve öylece sabit bir şekilde bakarken
Bir an içi daraldı geçmişe gitmişti bir anda,

Hayatın acımasızlığını,  hayal kırıklığını aynı zaman da yaşamış, adeta yıkılmıştı. Duyduğu kelimelere anlam vermeye çalışıyor fakat telefon elinden düşmek üzere iken arkadaşının

İyi misin?
Sorusu ile ayılmıştı,
İyi değildi.
Cevap vermek istedi. Dudakları aralandı
Nasıl olabilirdi, olacak şey miydi?
Dışarı çıkmam lazım diyebildi.
Ahizeyi yerine koymak için telefonu aradı, gözleri karardı
Neyse ki arkadaşı konuşmalarına şahit olmuş neşe ile başladığı konuşmasını dinlemiş, havanın değiştiğini anladığın da yanından ayrılmamıştı. Derhal koluna girdiği gibi Matranın dışına çıkarmıştı. Hava güzeldi, adeta yıldızlar yere inmişti.
Dışarıda rüzgar, ılık ılık esiyordu.
Konuşmamışlardı, sessizliği ağaçların hışırtıları bozuyordu.
Aklı almıyordu, söz vermişti onu bekleyecekti, yalan mıydı akan göz yaşları?
Halbuki ılık akan göz yaşlarının gerçek olduğunu öğretmişlerdi ona..
Acayip sendelemişti
Hiç beklemediği bir şey ile karşılaşmıştı.
Ne yani dedi şimdi Aynı gökyüzü altında yaşadığını bilmek bana mutluluk veriyor demiyecek mi? Dedi
Sesli düşünüyordu.
Arkadaşı, anlamsız gözlerle ona bakıyordu. Anlamadım dedi.

Ayıldı bir anda uykudan uyanıyormuş gibi,
Karşısındaki ona bakıyor ve bir cevap bekliyordu
Önce bir tebessüm etti.
- Sonra, sen bilirsin nasıl istiyorsan öyle yap. Ben vazgeçilmez olmadığımı seneler önce öğrendim, bundan sonra olman veya olmaman bana sıkıntı olmaz.

Sen bilirsin demeyi öğreneli çok olmuştu.

- Canını sıkma, ne karar verirsen ver, ne seni kınarım, nede darılırım
Bunları söylerken öyle umursamazca söylemişti ki,
Cevabını bile dinlemeden arkasını dönüp arabasına doğru yürüdü. Marşa bastı radyodan kulağına
Yusuf dedi ki  "Bu gün size kınama yok, Allah sizi affetsin! o, merhametlilerin en merhametlisidir."
ayeti kulağına ilişti.
Aklına, "Allah, kuluna yetmez mi? Seni On dan başka şeylerle korkutuyorlar. Allah'ın, saptırdığını doğru yola koyacak yoktur." mealinde ki ayet geldi.

Her zaman yaptığı gibi arabasını,  Sarayın önüne doğru  sürdü. Ne zaman  daralsa gelir burada soluklanırdı. 

Soğuk rüzgar delercesine esiyordu. Etrafa bakındı seyyar çaycıyıcı aradı gözleri, gece balıkçılarının kamışları arasında gözüktü.
Gülümsemişti çaycı bıçkın bir halle
- Abim sen neredesin ya
- İş güç işte her zamankinden demle bakalım
- Eyvallah abim 2 dakkada hazır çayın
- Simidin hazır
-Alemsin abim gecenin bir vakti nereden bulursun bunu anlamam
- Hadi uzatma dedi gülümseyerek

İyi gelmişti sert ve soğuk hava

- Abim cam fincanda çayın hazır
- Sen de alemsin Cam fincan falan
- Baş üstündesin Abim, senin hatırının yanın da bunun ne önemi var. Bir sıkıntın var yine yoksa düşmezsin buraya bu saatte.
- Bak işine dedi çayı alırken, arayı uzatma on dakika da bir turla soğutma beni simidini unutma
- Anlaşıldı abim deyip simidi alıp uzaklaştı, çaycı sesine doğru gitmişti bile.

Hayat onu şaşırtmaz olmuştu.

.
.
.
.
.

Üç Karikatür, Üç Konu...




29 Kasım 2012 Perşembe

Kur'an dan hatırlatmalar....



 Meryem Suresinden
Bismillâhirrahmânirrahîm.
40. Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz varis oluruz (her şey gider, biz kalırız) ve onlar ancak bize döndürülürler..

Ankebut Suresinden
1. Elif. Lam. Mim.
2. İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
3. Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
4. Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!
5. Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi işiten ve bilendir.

Furkan Suresinden
26. İşte o gün, gerçek mülk (hükümranlık) çok merhametli olan Allah'ındır. Kafirler için de pek çetin bir gündür o.
27. O gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım!
28. Yazık bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim!
29. Çünkü zikir (Kur'an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü bırakıp rezil rüsvay eder.
30. Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.

Son ayete dikkat edelim....



Yol mu kapalı, göz mü kapalı?



    Almanya’dan veya diğer Avrupa ülkelerinden karayoluyla Türkiye’ye gelen kardeşlerimiz bilirler. Özellikle izin zamanlarında, bu yollarda oldukça uzun konvoylar oluşur. Bazen iki-üç kilometre uzunluğuna varan bu konvoylar, trafik sıkışıklığına göre yarım saatlik yolu, ancak beş-altı saatte kat edebilirler. 

Bazen ise konvoy tamamen durur. Tekrar hareket edebilmek için yolun açılmasını beklemekten başka çare yoktur. Nitekim kontaklar kapatılır, el frenleri çekilir ve başlanır beklemeye... Bu arada karnı aç olanlar arabada veya yol kenarında yemek hazırlığına girişirler. Karnı tok olan yorgun yolcular ise genelde uyumayı tercih ederler. 

İşte böyle bir konvoyda bulunan bir arkadaşımız da uyumayı tercih etmişti. Çünkü böylesi duraksamalar, şoförlerin dinlenebilmesi için en iyi fırsatlardır. Nitekim arkadaki arabaların şoförleri de bu fırsatı ganimet bilmiş ve onlar da uyumuşlardı. Olayın bundan sonraki durumunu ise arkadaşımız şöyle anlatıyor., 

- Abi, ne kadar uyuduğumu bilmiyorum. Fakat kısa bir süre olmasa gerek. Çünkü gözlerimi açtığımda, önümdeki bomboş ve ıssız bir yol uzanıyordu. Arkadakilerin bana küfredeceğini düşünerek hemen arabayı çalıştırdım ve bastım gaza. Bir, bir buçuk saat tam topuk gitmeme rağmen, önümdeki konvoyun kuyruğuna yetişemedim. İşin garip tarafı yolda uzun bir çay ve kahvaltı molası vermeme rağmen arkamdan gelen hiçbir araba yoktu. Herhalde benim arkamdaki şoförler daha uyanmamıştı! 

Bu olayı dinlediğim zaman üç-beş kilometre uzunluğundaki bu konvoyda bulunan insanları düşündüm! Hiç şüphesiz ki bu konvoyda uyumayanlar, uyanık olanlar da vardı. Bu uyanık insanlar, elleri direksiyonda, ayakları gaz pedalında yolun açılmasını sabırsızlıkla bekliyorlardı! 

Yolda herhangi bir tıkanıklığın olmadığını, yolun açık olduğu tabi ki bu uyanık insanların hiç aklına gelmezdi. Çünkü bu uyanık insanlara göre, şayet yol açık olsa, öndeki arabalar mutlaka ve mutlaka hareket ederlerdi! 

Bu uyanık insanlar, öndeki yolun açık, fakat öndeki arabanın şoförünün gözlerin kapalı olduğunu nereden bileceklerdir ki? 

Tabi ki bu olayı sizlere, hoşunuza gitmesi için anlatmadım. Çünkü sizler de birbirini takip eden, birbirinin peşi sıra giden bir konvoyda bulunuyorsunuz. Sevdiklerinizi, saygı duyduklarınızı, yetkin ve yeterli gördüklerinizi geçirmişsiniz bu konvoyun başına! 

Bunlar durdukları zaman, konvoy da duruyor, siz de duruyorsunuz. Ve gönülleriniz rahat ve herhangi bir endişeniz, herhangi bir kuşkunuz yok…Çünkü öndekiler durduğuna göre, mutlaka ve mutlaka yol kapalıdır!. Yol açık olsa hiç gitmezler mi? Hiç hareket etmezler mi? 

Sizler uyanık olduğunuza göre, sizlerin önündekiler haydi haydi uyanıktır değil mi? 

İşte bu kanaatinize, sadece bir kelime ilave etmek istiyorum, 

- Acaba!.. 

Mehmet ALAGAŞ / AYNALAR ve İNSANLAR

27 Kasım 2012 Salı

Cumali...


Mehmed ALAGAŞ' tan Cumali

İNSAN DERGİSİ YAYINLARI
173 SAYFA
KİTAP BİTİŞ TARİHİ : 26KASIM2012

Arka kapaktan ;

"Bizler de müslümanız!." demelerine rağmen Allah´ın hükmünü görmemezlikten, İlahi kelamı duymamazlıktan gelen bu beyler, kendilerine müdahale eden, kendilerini hakka ve kulluğa davet eden, daha açık, çok daha açık bir ifadeyle "Konuşan bir Allah" istemiyorlar! 

Kendilerine aydın, düşünür, yönetici denilen bu beyler, "Görmedim, duymadım, söylemedim" diyen üç maymun heykelinde ifade edildiği gibi kendilerini görmeyen, kendilerini işitmeyen ve kendilerine konuşmayan bir tanrı, yani bir put istemektedirler!.

Var dedikleri Allah susacak, Allah´ın yerine bunlar konuşacak! Neyin iyi, neyi kötü olduğuna bu beyler karar verecek! 


Ben ne mi düşünüyorum;

Allahım bize dizelerden kurtararak Kitabını okumayı, anlamadığımız meseleler de anlayan kullarınla karşılaşmayı, onlarla demlenip hayata Kur'an'nın  bak dediğin yerden bakmayı nasip et. Diye dua etmeyi düşündüm...

Serdar Karamanlı


26 Kasım 2012 Pazartesi

Söylenmeye değer olmak....

Hiç bir şey söylememe hakkı ne büyük bir nimettir. Çünkü ancak o zaman nadir olanı;  yani gerçekten söylenmeye değer olanı yakalama şansımız doğar.

Gilles Deleuze

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/babaoglu/2012/11/26/bu-gevezeligimizin-sonu-nereye-varacak



25 Kasım 2012 Pazar

Şura Suresinin hatırlattığı...



Şûrâ SURESİ  /17

Çünkü indirdiği vahiy ile hakikati ortaya koyan ve [böylece insana, doğru ile eğriyi tartacağı] bir terazi veren O'dur.  Senin bütün bildiğin ise, Son Saat'in yakın olduğudur. ( Muhammed ESED)

Kimi zaman çevremizde kızdığımız, insan modellerini dindarlıkları üzerinden eleştirir ve bu yüzden "DİNDEN SOĞUDUM BU MÜSLÜMANLIKSA, BEN DEĞİLİM"  diyen insanlar görür ve konuşmalarına şahit oluruz.
Bazense, ya buna ne olmuş bizim gibi sırada yaşayan biri idi. Şimdi tuhaf davranıyor, "güya dindar olmuş" dediklerini de hepimiz biliriz.

Bu eleştirenler ve eleştirilenler açısından, doğru bir terazi ile ölçüp ölçemediğimizi göstermesi açısından çok hatırlatıcı bir ayet oluğu kanısına vardım. Yaşamı bir ilke üzerinden yaşayacaksanız, Onun ilke ve öğretilerini iyi anlayıp ona göre yaşamınıza aktarmalısınız.

Ancak doğru olan bu olsa gerektir. Müslüman olmuşsun, İsevi olmuşsun, Musevi olmuşsun veya diğer izm'lerden olmuşsun vs vs. İlkesi olmayanın teraziside olmaz. Allah bize bir terazi vermiş. Kabul edenlere Müslüman demiş ve "artık bu teraziniz yaşamınızı buna göre tanzim edin "demiştir. Teraziyi düzgün kullanmayanların yüzünden "Dini yaşamak isteyenlere"  eleştiri getirirken dikkatli davranmak, Hem insani bir yaklaşımdır ve akılla da çelişmez.

Selam, dua ve kalbi hürmetlerimle
Serdar Karamanlı

Öylesine...


Sevgisiz,
Susuz,
Ve çorak gönüller,
Onlar için ağlayabilen
Birilerini beklerler.
Bilirler ki,
Sevgi,
Geçtiği yeri yeşertir.
Çağlayanlar akıtır,
Sevgiye susamış, 
Çorak gönüllere.
Bunu beklerler
Ama bulurlar mı?
Bilinmez.....

Serdar Karamanlı
15Ağustos2011

Farklı olmak...


Ama biz farklı görünmeye bayılıyoruz. Evimiz farklı olmalı, arabamız farklı olmalı, kıyafetimiz farklı olmalı yememiz içmemiz farklı olmalı.

Peki ya beynimiz?

O farklı olmasa da fark etmez! 

Nasıl olsa nadiren kullanıyoruz.

Yavuz Bahadıroğlu
(Hayatı Aşkla Yaşamak, Sayfa 113)

24 Kasım 2012 Cumartesi

Telefonunuz telefonumu özlemesin....

Ne zamandan beri yazmak istediğim bir konu kız kardeşim ile yazışırken yeniden aklıma geldi .
Birini görmek istediğimizde veya özlediğimiz de telefonla arayıp hal hatır soruyoruz, telefonuna mesaj atıyoruz veya e-posta yolluyoruz. Ne kadar soğuk aslında, İrfan canım teknoloji bana iyi gelmiyor, eski de mi kaldım ne?

Benim arkadaşlarım beni bilirler ben dostlarımı ve sevdiklerimi ziyaret ederim. Bunu kıymetli abeyim Şevket HÜNER'den öğrendim. Bana,  daha sıcak ve daha samimi geliyor. Samsunlu bir nenenin torununa sarılıp "seni çok özledim, göresim gelmişti" dediğini aktarmıştı değerli ağabeyim. Ama bu söz 737 km. yaptıktan sonra daha kıymetli olmuş demek ki, bana derin etki yapmış.

Çok faydasını görüyorum, bir dedem var Hasan amcam baş tacıdır. Bir gün ne zamandır uğramıyorsun dedi üzüntülü, işi gücü bıraktık Faruk hadi tertibini ziyarete gidiyorum gel dedim, kırmadı sağ olsun gittik. Bizi görünce ne kadar sevindi "pah pah" hakikaten çok neşeli ve dualı olur bu ziyaretler. Bir koyar on alırsınız.

Bir de internetten ders dinleme modası var, ya adam canlı. Dersine gidiyorsun, televizyon da seyrettiğin adamla yan yanasın. Kafana bir şey takılıyor, arada veya soru cevapta konuşuyorsun.
Sonra uzun zamandır görmediğin birine rastlıyor laflıyorsun, biri ile yemek yiyor hadi ardından çay sohbeti...

Teknolojinin hayatımızı alabildiğine hızlandırdığı bir devri yaşıyoruz. Mutlu muyuz peki? (İrfan sana sormuyorum canım) Ben kendi payıma değilim. O kadar hızlı yaşamak bana mutluluk vermiyor. Hayatı ıskalıyorum gibi geliyor. Arabalar hızlı, internet hızlı, görüntü aktarımı hızlı vs. ve en kötüsü insanlık bu hıza aşık. Geçenler de birine

- Sesi duydun mu ne güzeldi dimi? diye sordum
- Ne sesi dedi.
Arkada ağaçta onlarca kuş cıvıldıyordu. Allahın ne nimetleri var. Farkın da değiliz. Çünkü hep bir yerlere yetişmemiz gerekiyor.

Bence bu hızı bırakmalıyız. Frene basmalı hatta el freni falan ne varsa kullanmalı ilk önce durmalı ve etrafa bakıp neler oluyor ya, demeliyiz. Bunu yaparken sevdiklerimize ve dostlarımıza vakit ayırarak, onları mekanların da ziyaret etmeli ve hadi bakalım şu KIRK yılı tazeliyelim diyelim mesela.

Serdar Karamanlı
24Kasım2012


"ol iz vel" 3 idiots...

Bu filimi seyrederken çok eğlendim hem de çok. Seyretmediyseniz seyredin....

Serdar Karamanlı

20 Kasım 2012 Salı

Kur'an'dan Dini Hikayeler...

Hayvanların dilinden Peygamberlerin Hayatı, eğlenceli bir kitap. Çocuğunuza rahatlıkla okuyacağınız bir kitap.

Eğer Zekeriya ile okuyorsanız emin olun daha zevkli olur.

İyi eğlenceler....

Serdar Karamanlı

20 Kasım 2012

Namaz Televizyondan Hayırlıdır....




İnsanların namaza nasıl çağrılacağı konusu, Efendimiz (s.a.v.) ile diğer müslümanlar arasında istişare konusu olmuş ve bazı rivayetlere göre Hz. Ömer (r.a.)'ın gördüğü rüya dikkate alınarak, bugünkü şekline karar kılınmıştır. İlk ezan okuyan sahabe ise hepimizin bildiği ve sevdiği Bilal i Habeşi'dir.
Asırlardır günde beş vakit okunan ezanı dikkate aldığımız zaman, sabah ezanı ile diğer ezanlar arasında ufak bir fark olduğunu görürüz. Sabah ezanında, diğer ezanlara nazaran bir fark, bir ziyadelik vardır. Bu ziyadelik, ezan içersinde kullanılan şu ifadelerdir.
"Essalatü hayrum minennevm
Essalatü hayrum minennevm"
Namazın uykudan hayırlı olduğunu belirten bu ifadeler, sadece sabah ezanında kullanılmakta ve uyuyan müslümanlar, bu gerçek ifadelerle uyandırılmaktadır.,
"Namaz, uykudan hayırlıdır
Namaz, uykudan hayırlıdır"
Diğer ezanlardan farklı olarak sabah ezanında bu ifadelere neden gerek duyuldu sorusu, cevaplanması zor bir soru değildir. Çünkü asr ı saadet dönemi müslümanlarını, namazdan engelleyebilecek veya namaza geciktirebilecek en belli başlı şey, sadece ve sadece fıtri bir istek olan uykuydu. İşte bu müslümanlar uyku noktasında muhatap alınmakta, namazın uykudan hayırlı olduğu belirtilerek ikaz edilmektedirler.
Sabah ezanındaki bu ziyadelik, ezana muhatap olan müslümanların durumu dikkate alınarak ezana dahil edilmiş ise,
acaba,
günümüzdeki müslümanların durumunu da dikkate almamız gerekir mi?
Müştehitliğe soyunarak sakın "Gerekir" demeyin!
Çünkü bu soruya gerekir cevabını verdiğiniz ve ezana gerekli ifadeleri dahil ettiğiniz zaman, ezanlar uzun bir kasideye dönüşecektir! İnsanları namazdan engelleyen, namaza geciktiren sebebleri ezanlarda zikretmeğe kalktığınızda, ezanlar gerçekten çok uzayacaktır. Çünkü zamanımız daki insanları namazdan engelleyen sebebler çok olduğu gibi, bu sebeblerin ezanda bir veya iki kere tekrar edilmesi de yeterli olmayacaktır. Mesela her yatsı ezanında, namazın televizyondan hayırlı olduğunu, en az on, onbeş kere tekrar etmeniz veya ettirmeniz gerekecektir!.
Namaz, televizyondan hayırlıdır,
Namaz, televizyondan hayırlıdır......
Gerçi bu ezanlarla, bu davetlerle, insanların hangi camilere, hangi mescitlere davet edileceğini de soracaksınız!
Konuştuğumuz mesele şimdilik namaza davet olduğu için, yukarıdaki soruyu sormayın. Meselenin o yönünü lütfen hiç karıştırmayın!.
Çünkü bildiğiniz gibi şey çıkıyor!.

Mehmed Alagaş - AYNALAR VE İNSANLAR

http://www.facebook.com/pages/Mehmet-Alaga%C5%9F/136100379762170?fref=ts

18 Kasım 2012 Pazar

Çocuklarımız ve endişelerimiz...

Geçenlerde sevdiğim bir arkadaşımla sohbet ederken endişeli bir hali olduğunu, nedenini sorduğum da geçtiğimiz günler de yaşanan iki olayın canını çok sıktığını ve endişesinin artığından bahis etti.

Ne idi dostumu endişelendiren olaylardan ilki, Antalyalı Üniversiteli bir kız öğrencinin ilk önce tecavüze uğrayıp, sonra hunharca katledilmesi idi. İkincisi Urfa da küçük bir evladımızı taciz edilip sonra katledilmesi olayları idi. Toplumumuza ne oluyor, neden böyle işler oluyor. Aslın da var idi de gizli mi kalıyordu, Basın yayım kuruluşlarının gelişmesi ile artık her şey gözümüzün önünde cereyan etmeye başladı.

Bu toplumsal güvensizliği de beraberinde getiriyor diye bahisle konuşmaya devam etti dostum. Anne ve baba olarak endişelerini anlattı. Birde üstüne Urfa ya, Suriye den düşen bombalarla evi perişan olan babayı konuşunca gözyaşları ister istemez boşaldı. Bu duygularla Kurban bayramına girdik, yani kurbanlar vererek.
Sonra, arkadaşlarımızdan ve ağabeylerimizden eleştiri aldığım bir yazı yazdım.
Memleketimiz de terör yüzünden, gün geçmesin ki ölüm haberleri ile evlere ateş düşmesin. Böyle bir ortam da evlat yetiştireceğiz, Ülkemize ve insanlığa faydalı olması için.

Yine de umudumuz var, çünkü can çıkmadan umut çıkmaz. Umudumuz daha merhametli, paylaşmasını bilen yöneticiler ile onların düzgün çalışmasını sağlayacak yürekli ve cesur bir halka ihtiyacımız bulunuyor.

O neslin gelmesi dileklerimle....

Serdar Karamanlı
17 Kasım 2012