5 Ekim 2026 Pazartesi

Haysiyet, Şeref, Saygınlık neydi?

Şeref; Başkasının, birine gösterdiği saygının dayandığı manevi değer. 

Haysiyet ve Saygınlık; Saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu. 

Türk Dil Kurumunun sözlüğüne göre anlamları bu

Peki Haysiyetli, Şerefli, Saygılı ve Namuslu biri veya birileri kendilerine verilmeyen şeylere hakları olmadığı halde hukuk da müsade etmediği halde ele geçirme çabalamaları ve ele geçirmeleri ne anlama geliyor?

Gasp etmek dimi

Onunda anlamı TDK ya göre Bir malı sahibinin izni ve haberi olmadan zorla alma. 

Peki bunu yapana ne deniyor?

Gaspçı TDK ya göre anlamı Gasp yapan kimse. Peki bu çoğulsa Gaspçılar başkasına ait bir malı veya hakkı zorla, cebir (şiddet) veya tehdit kullanarak haksız yere ele geçiren kimselerdir. 

Peki bunun Türk Ceza Kanununa göre tanımı nedir?

Yağma veya Gasp Nedir?

Yağma ve gasp sözcükleri aslında içerik itibariyle aynı eylemleri ifade etmektedir. Bu eylemler TCK’nın 148. ve 150. maddelerinde açıklanmaktadır. Buna göre yağma suçu, bir kimseye ait olan bir malı, onun rızası olmadan almak anlamına gelmektedir. Fakat yağma suçunu hırsızlıktan ayıran bir özellik vardır. Bir suçun yağma ya da diğer adıyla gasp olarak kabul edilmesi için, malı alınan kişiye cebir yani zorlamave tehdit uygulanmış olması gerekmektedir.

 

Gasp suçuna konu olan mal, menkul bir maldır. Yani taşınabilen belli bir maddi değeri olan bir eşyadan söz edilmektedir. Bu kavrama göre gayrimenkul değerler yağma suçunun konusu olamazlar. Eğer bir kimseyi tehdit yolu ile gayrimenkul bir maldan uzaklaştırmak söz konusu olmuşsa, bu durumda kanunda başka tanımlar yapılmakta ve bunu yapan kişiye daha farklı yaptırımlar uygulanmaktadır.

 

Yağma suçunun işlenmesi, mağdur edilen kimsenin o malın zilyedi olmasını gerektirir. Zilyet kavramı, bir malın sahibi olmak, daha kanuni bir tanımla bir malın üzerinde fiili hakimiyet sahibi olmak anlamına gelmektedir. Buna göre bir evde yaşayan kimseler, o evde ortak olarak kullanılan eşyalar üzerine zilyetlik hakkına sahiptir. Dolayısıyla aynı evde yaşayan kimseler, bu ortak kullanımda olan eşyalarını alırsa, gasp suçu ortaya çıkmaz. Gasp suçu yalnızca taşınabilen ve maddi değeri olan malların alınmasıyla oluşabilir. Yani evdeki altınlar, para gibi değerler gasp suçunun konusudur.

Yağma Türleri Ve Yağma Cezası Nedir?

Yağma suçu, çeşitli eylemlerle uygulanır. Bu eylemin niteliğine göre de isim alırlar. Buna göre bu eylem, basit gasp veya yağma suçu ve nitelikli yağma suçu olarak iki kısımda incelenir. Basit gasp suçu, bir kimsenin gündüz vakti, kendisini herhangi bir biçimde gizleme ihtiyacı duymadan, herhangi bir silah kullanmadan gerçekleştirdiği gasp suçudur. Bu eylemi gerçekleştiren kişi, karşısındaki insana silah kullanmaksızın tehdit ve cebir yoluyla, bir malı gasp eder. Örneğin, senet gibi değerli evrakların yağmalanması, bu tür gaspçılığa örnek olarak gösterilebilir. Basit gasp suçunu işlemiş olan bir kimsenin cezası 6 yıl hapisten başlamaktadır. Belirtilen bu süre, kişinin gasp eylemini gerçekleştirdiği anda işlediği suçlara ve gasp ettiği malların değerine göre 10 yıla kadar yükselebilmektedir.

 

Diğer gasp suçu, nitelikli gasp suçudur. Bu işlenen suç, basit gasp suçuna göre çok daha ağır bir eylemdir ve cezası da buna göre şekillenmektedir. Nitelikli gasp suçu, bir silah kullanılarak işlenir. Bu silah ile kastedilen şey, bir kimseye zarar verebilecek olan ateşli silahlardan, sopa, taş ve hatta tırnak makası, kalem gibi objeleri dahi kapsayan bir kavramdır. Burada önemli olan şey, bu nesnelerin tehdit unsuru olarak kullanılmış olmasıdır. Nitelikli gasp suçunu işleyen kimse, kendisini tanınmayacak şekilde kamufle eder. Yani yüzüne bir maske takmak veya dışarıda tanınmasını engelleyecek herhangi bir kamuflaj kullanması, bu tanıma dahil olmaktadır. Bu suça dahil olan eylemler, yol kesmek ya da konut veya iş yeri gibi kapalı mekanlarda gaspta bulunmaktır. Bu suçu işleyenlerin cezası 10 yıldanbaşlamaktadır. Süre, eylemin işleniş biçimine göre, 15 yıla kadar yükselebilir.

Olaylara birde bu açıdan bakalım istedim.

Serdar Karamanlı 

5 Ekim 2026






2 Ekim 2026 Cuma

İyi bir İNSAN İoanna Kuçuradi

 Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı, Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı ve Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. İoanna Kuçuradi yaşamını yitirdi.

Benim çok geç kaldığım bir insan hakları savunucusu ve Felsefeci İoanna

Yumuşacık anlatımının ardında sizi vuran eğer insansanız aklınızdan ve fikrinizden asla silemeyeceğiniz kelimeleri cümleleri kavramları ve güzel ahlakı bir elbise gibi üzerinize terzi hassasiyeti ile giydirirdi. Aynı Ahmet Arslan hoca gibi biri yaşayan diğeri aramızdan ayrılan iki koca çınar.

İkisi ile de tanışma fırsatım olmadı ama ikisi ile de gönül bağım oluştu belkide bu daha kıymetli bir şeydir.

Ardında çok güzel bir miras bıraktı.

Onu tanımak büyük bir şerefti.

Serdar Karamanlı 

2 Ekim 2026.

8 Eylül 2026 Salı

Utanmak neydi?

TDK'ya Göre Anlamları
Mahcup olmak: Onursuz veya gülünç duruma düşmekten kaygı duyarak üzülmek.
Sıkılmak ve çekinmek: Bir şey yaparken araya bir çekingenlik girmesi.
Haya duymak: Ahlaki olarak doğru ve yanlış dengesinde içsel bir utanç hissetmek. 
Genel olarak da 
Utanmak, kişinin yaptığı bir işten ya da bulunduğu durumdan dolayı mahcup olup sıkıntı duyması demektir.
Bunca oyu hiçe sayarak utanmadan halkın arasında dolaşmak dolaşana sıkıntı vermeyen halkın ne yapmak istediğini anlamak son derece zor.
 Rahmetlik Yaşar Nuri Öztürk hocanın dediği gibi “ Ben bu milletin çok büyük sıkıntılara maruz kalacağını düşünüyorum. Bu millet kendi eliyle başına çok dikenli bir çorap örmüştür. Onun faturasını ödeyecek bu millet son yıllarda çok büyük günahlar işledi. Çok büyük nankörlükler yaptı. Çok büyük inatlara kurban oldu göz göre göre. Ehliyeti cezalandırdı, dürüstlüğü cezalandırdı helal lokmayı cezalandırdı irfanı cezalandırdı, idrakı cezalandırdı ve ne kadar sapı siliklik yolsuzluk bozukluk kirlilik üç kağıt varsa liyakatsızlık varsa hepsine prim verdi. Niçin? Ayaklarını uzatayım rahat edeyim sıkıntıya düşmeyelim diye uykuma kimse dokunmasın bunların bir faturası olacak bu millet bu faturayı ödeyecek “ demişti
Rahmeli Recep Yazıcıoğlu ise “İlber Ortaylı hoca diyor ki ‘Apartman yönetimine katılmayan millet, ülke yönetimine, şehir, il yönetimine nasıl katılacak?’ Biz hep ihale ve havale Mehdi bekliyoruz. Mehdi gelecek dertler bitecek. Yok böyle bir dava. Yurttaş olamadık. Halk sisteme dahil olacak. Köyden Ankara’daki en üst yönetime kadar. Elimizi taşın altına koyacağız. Birileri bizi kurtarsın. Kurtar bizi baba diye diye ne oldu sonunda? Bir avuç insan kurtuldu.
Bir ülkede fakirlik varsa zenginleşen var demektir. Üç kağıt ekonomisi için böyledir. Birisi döviz birisi borsa diğeri de faiz. Buna üç kağıt ekonomisi denir. Sil baştan yapacağız. Siyasette, idarede, ekonomide. Dibe vurmadan sil baştan olmaz, keşke dibe vurmasaydık maalesef dibe vurduk” demişti.
Şimdi utanması gereken kim?
Haksız bir şekilde hak etmedikleri yerlere çeşitli utanmazlıklar ile makamlara el koyanlar mı?
Yoksa bunlara sesi soluğu çıkmadan duran halk mı?
Kim sorumlu?
8 Eylül 2026
Serdar Karamanlı 






31 Ağustos 2026 Pazartesi

Prof. Dr. Gülten Kazgan

 5 Haziran 1927'de İstanbul'da doğan Kazgan, Amerikan Kız Koleji'ni bitirdikten sonra 1950 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. Aynı fakültede doktorasını tamamladıktan sonra Rockefeller bursuyla ABD'ye gitti ve Chicago Üniversitesi'nde Theodore W. Schultz ile çalıştı.

"HOCALARIN HOCASI" OLARAK TANINIYOR

Türkiye'ye dönüşünün ardından akademik kariyerine İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde devam eden Kazgan, 1961 yılında doçent oldu ve daha sonra profesör unvanını aldı. Tarım ekonomisi, kalkınma, Türkiye ekonomisi, iktisadi düşünce ve küreselleşme konularına odaklanan çalışmalarıyla tanındı.

Uzun yıllar İstanbul Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapan Kazgan, 1994 yılında emekliye ayrıldı. Akademik yaşamını İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde sürdüren Kazgan, üniversitenin kuruluşunda kilit rol oynadı ve Kurucu Rektör olarak görev yaptı. 2010 yılında Emeritus Profesör unvanını aldı.

İktisadi Düşünce / Politik İktisadın Evrimi, Tarım ve Gelişme, Ekonomide Dışa Açık Büyüme, Tanzimat’tan 21. Yüzyıla TürkiyeEkonomisi, Küreselleşme ve Ulus-Devlet ile Türkiye Ekonomisinde Krizler gibi eserleri Bulunmaktadır.

20 Ağustos 2026 da 99 yaşında vefat etmiştir.


19 Ağustos 2026 Çarşamba

İbrahim

 ibrahim

içimdeki putları devir 
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim

güneş buzdan evimi yıktı
koca buzlar düştü
putların boyunları kırıldı
ibrahim
güneşi evime sokan kim

asma bahçelerinde dolaşan güzelleri 
buhtunnasır put yaptı
ben ki zamansız bahçeleri kucakladım
güzeller bende kaldı
ibrahim
gönlümü put sanıp kıran kim”

18 Ağustos 2026 Salı

Diriliş (Tolstoy)

Diriliş

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828 - 1910): Savaş ve Barış, Anna Karenina ve Kreutzer Sonat’ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara verdi. 1899’da yayımlanan Diriliş Tolstoy’un yaşadığı sırada çıkan son romanıdır. Tolstoy, yıllarca üzerinde düşündüğü ve pek çok kuramsal eser yazdığı insanlık sorunlarını bu kitapta edebi bir kurgu içinde ele aldı. Diriliş sadece bir mahkûm kafilesinin yolculuğunu değil, yaşamın anlamını kavramak adına kişinin kendini yeniden var etme sürecini anlatan bir başyapıttır. 

(Kitabın tanıtımından)

İnsanlık ailesinin çilesi hiç bitmeyecek, her zaman çileler çekilmeye halkın cahilliği sebebiyle eziyetler zorbalıklar tahakküm edilmeye devam edilecek.

Demokrat görünüşlü hırsızlık, emek sömürüsü, adalet kılıfına bürünmüş adaletsizlik sürüp gidecek.

Sebep?

Sebebi insanlık ailesinin gerçekten çok yalı sevmesi ve onu körü körüne bağlı olması. Aslında bu kadar basit olmamalı ama maalesef böyle duruyor. 

Kitap güzel okumalısınız.

Serdar Karamanlı 

18 Ağustos 2026 10.14

Bayrampaşa/ İstanbul 

2026/8

2 Ağustos 2026 Pazar