30 Eylül 2014 Salı
29 Eylül 2014 Pazartesi
28 Eylül 2014 Pazar
Bazende ile Nazende...
Sayın Öğretmenler, Anneler, Babalar;
Kelile ve Dimne, Hindistan’da doğmuş, Çin, Arabistan, Anadolu topraklarında anlatılmış, salnamelere yazılarak günümüze kadar gelmiş ibret verici öyküler bütünüdür.
Ünlü halk bilgini Beydeba, devlet adamlarının yönetiminde gördüğü aksaklıkları doğrudan söyleyememiş, Kelile ve Dimne adını koyduğu iki çakal aracılığıyla padişaha iletme yolunu seçmiştir.
Yıllar yılı çocuklarımıza La Fontene’den fabllar diye okuttuğumuz birçok öykü, Kelile ve Dimne’nin başından geçen olaylardan başka birşey değildir. Fablların değişmez karakterleri aptal karga, kurnaz tilki, çalışkan karınca, tembel cırcırböceği, ormanların kralı aslan, Kelile ve Dimne öykülerinden seçmelerdir.
Kelile ve Dimne öyküleriyle çocuklarımız; adaletli olmayı, çalışmanın başarı getireceğini, hakkına razı olmayı, iyi arkadaş seçmeyi ve dostluğun kıymetini öğrenecek; hayal güçlerini genişleteceklerdir.
Bu eser hazırlanırken çocuklarımızın seviyesinde âdeta yeniden yazılmış, olaylar sık sık atasözlerimizle de desteklendiği için bir nevi pek çok atasözümüzün yaşanmış öyküsü niteliği de kazanmıştır.
Elinizdeki eserler, çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandıracağı gibi onlara doğru düşünme, yerinde karar verme, iyi şeylerden ders çıkarma yeteneği kazandıracaktır.
Okuyan, eleştiren, düşünen, sorgulayan çocuklar yetiştirmede bir katkısı olacağını düşündüğümüz bu öyküleri takdim ediyoruz.
Sara Gürbüz Özeren
Eğitimci - Yazar
http://kitap.radikal.com.tr/kitap/cocuk-masal/bazende-ile-nazende-296053
Kitap Bitiş Tarihi : 28 EYLÜL 2014
Kelile ve Dimne, Hindistan’da doğmuş, Çin, Arabistan, Anadolu topraklarında anlatılmış, salnamelere yazılarak günümüze kadar gelmiş ibret verici öyküler bütünüdür.
Ünlü halk bilgini Beydeba, devlet adamlarının yönetiminde gördüğü aksaklıkları doğrudan söyleyememiş, Kelile ve Dimne adını koyduğu iki çakal aracılığıyla padişaha iletme yolunu seçmiştir.
Yıllar yılı çocuklarımıza La Fontene’den fabllar diye okuttuğumuz birçok öykü, Kelile ve Dimne’nin başından geçen olaylardan başka birşey değildir. Fablların değişmez karakterleri aptal karga, kurnaz tilki, çalışkan karınca, tembel cırcırböceği, ormanların kralı aslan, Kelile ve Dimne öykülerinden seçmelerdir.
Kelile ve Dimne öyküleriyle çocuklarımız; adaletli olmayı, çalışmanın başarı getireceğini, hakkına razı olmayı, iyi arkadaş seçmeyi ve dostluğun kıymetini öğrenecek; hayal güçlerini genişleteceklerdir.
Bu eser hazırlanırken çocuklarımızın seviyesinde âdeta yeniden yazılmış, olaylar sık sık atasözlerimizle de desteklendiği için bir nevi pek çok atasözümüzün yaşanmış öyküsü niteliği de kazanmıştır.
Elinizdeki eserler, çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandıracağı gibi onlara doğru düşünme, yerinde karar verme, iyi şeylerden ders çıkarma yeteneği kazandıracaktır.
Okuyan, eleştiren, düşünen, sorgulayan çocuklar yetiştirmede bir katkısı olacağını düşündüğümüz bu öyküleri takdim ediyoruz.
Sara Gürbüz Özeren
Eğitimci - Yazar
http://kitap.radikal.com.tr/kitap/cocuk-masal/bazende-ile-nazende-296053
Kitap Bitiş Tarihi : 28 EYLÜL 2014
8.GÜN
Glenn Meade, romanının sonunda, "Bu kitabı yazarken, sürekli olarak El Kaide’nin bir Amerikan kentinde önemli bir terör saldırısı gerçekleştireceğinden korkuyordum. Araştırmalarımın büyük bölümünü tamamladıktan, birçok terör uzmanına danışıp fikirlerini öğrendikten sonra, böylesi bir saldırının sadece mümkün değil, aynı zamanda çok yakında olabileceği sonucuna vardım. Aynı uzmanlar, kitabımda yararlanmayı düşündüğüm ve onlara özetlediğim dehşet verici senaryonun tümüyle gerçekleştirilebilir olduğunu söylediler. ‘Evet, bu kesinlikle olabilir’ dedi hepsi. ‘Dua edelim de olmasın'."
Dualar işe yaramadı. Daha sonra ABD’nin Afganistan’a askerî harekât düzenlemesiyle sonuçlanan terörist bir saldırı, "8. Gün"de anlatıldığı gibi olmasa da, tüyler ürpertici bir şekilde gerçekleşti.
Dünya tarihinde uluslararası stratejileri de yeniden belirleyecek kadar etkili olan bu saldırı, ardında birçok soru işareti de bıraktı. Daha sonra değişik komplo senaryoları yazıldı, çeşitli platformlarda bugün de süren tartışmalara neden oldu.
11 Eylül olayı yaşanmasaydı da, "8. Gün" değerinden hiçbir şey yitirmezdi, çünkü aynı kurgunun bugün bile gerçekleşmesi mümkün.
Yorum yapmak isterim ama yazacak bir şey yok. Glenn Meade'in okuduğum ilk kitabı, son olmayacak hepsini okuyacağım herhalde..
Kitap Bitiş Tarihi : 28 EYLÜL 2014
İstanbul 2014/21
Dualar işe yaramadı. Daha sonra ABD’nin Afganistan’a askerî harekât düzenlemesiyle sonuçlanan terörist bir saldırı, "8. Gün"de anlatıldığı gibi olmasa da, tüyler ürpertici bir şekilde gerçekleşti.
Dünya tarihinde uluslararası stratejileri de yeniden belirleyecek kadar etkili olan bu saldırı, ardında birçok soru işareti de bıraktı. Daha sonra değişik komplo senaryoları yazıldı, çeşitli platformlarda bugün de süren tartışmalara neden oldu.
11 Eylül olayı yaşanmasaydı da, "8. Gün" değerinden hiçbir şey yitirmezdi, çünkü aynı kurgunun bugün bile gerçekleşmesi mümkün.
Yorum yapmak isterim ama yazacak bir şey yok. Glenn Meade'in okuduğum ilk kitabı, son olmayacak hepsini okuyacağım herhalde..
Kitap Bitiş Tarihi : 28 EYLÜL 2014
İstanbul 2014/21
27 Eylül 2014 Cumartesi
26 Eylül 2014 Cuma
Aslında Onlar Ötüyorlar....
Yaklaşık iki aydan beri işyerim ile evim arasını sabah akşam yürüyorum. Şehir hayatı farkındalığımızı yitirmemize sebep olmuş. Geçtiğimiz sene İlker (Özmeriç) diye bir dostum vefat etti.
Kıymetli eşi Ebru hanım ve iki evladı geride kaldı. Onlarda bu yaz İzmir tarafına göç ettiler.
Geçen hafta Ebru hanım ile telefonda konuşurken taşındıkları yere alışıp alışmadıkları konusundan
bahis ederken şunu aktardı.
- Ya İstanbul da çiçeklerin rengini ve kokusunu, kuşların sesini unutmuşuz. İyi ki bu tarafa gelmişiz.
Ya işte böyle dedi, ben de yolda yürürken yol arkadaşlarıma
- Sesleri duyuyor musunuz diye sordum. Ne cevap verseler beğenirsiniz?
- Hangi sesleri?
Halbuki o sabah kuşlar o kadar neşeli ötüyorlardı ki.
Evet Aslında Onlar Ötüyorlar, ama biz duyamıyoruz...
Daha da vahim olanı artık kendimizi de duyamıyoruz...
24 Eylül2014
24 Eylül 2014 Çarşamba
23 Eylül 2014 Salı
Günün Ayeti Ne Anlatıyor? Bunu nasıl anlamalıyız?
Ey Müminler!
Nedir bu hâliniz?
“Allah yolunda seferber olun!”
Emrine muhatap olduğunuz halde,
Bulunduğunuz yere adeta çakılıp kaldınız.
Ne o siz de mi (Müşrikler ve Münafıklar gibi)
Ahiret yerine bu fani hayatı tercih ediyorsunuz?
(Şunu kesinlikle bilin ki)
Bu fani hayatın üç günlük zevki sefası
Ahiretteki ebedi hayatın nimetleri yanında hiç kalır.
Tevbe Suresi 38. Ayet
19 Eylül 2014 Cuma
18 Eylül 2014 Perşembe
17 Eylül 2014 Çarşamba
15 Eylül 2014 Pazartesi
14 Eylül 2014 Pazar
Şibumi
Kitabın yazarı : Trevanian
Gerçek Adı : Rodney William Whitaker (1931-2005)
Kitabın yayın evi : E Yayınları
Yayın tarihi :1993
Kitabı çeviren :Belkıs Çorakçı
Sayfa sayısı :456
Kitap tanıtım yazısı :
Kitabın yayın evi : E Yayınları
Yayın tarihi :1993
Kitabı çeviren :Belkıs Çorakçı
Sayfa sayısı :456
Kitap tanıtım yazısı :
Şibumi,sıra dışı bir katilin öyküsünü sıra dışı bir şekilde aktaran harika kurgulanmış bir kitaptır. Nicholai Hel,Go oyununda uzmanlaşmış,son derece güçlü bir iç disipline sahip,en basit nesneleri bile öldürücü bir silah olarak kullanan,fotoğrafı asla çekilemeyen bir katildir.Artık emekli olmuş ve şatosunda yaşamını sürdürmektedir.Yaşadığı bir olay bu sakin emeklilik yaşamına son verir ve şatodan çıkar.Şatodan çıkarken bilir ki eski dostları,serveti ve yaşamı dünya ile yüzleşirken yok olacaklardır.Kitabın her satırında yazarın dehasını hissedebiliyorsunuz.
Kitap Bitiş Tarihi : 14 EYLÜL 2014 İstanbul 2014/20
Bay Kavak, sizi tebrik ediyorum. Tarzımı öğrenmişsin iki gözüm. Gerçekten sürükleyici ve elinden bırakması zor bir kitap. Uzun kitap okuma sıkıntınız var ise bu kitapla okumaya başlamanız bu sıkıntınızı giderebilir.
12 Eylül 2014 Cuma
Deli Kızın Türküsü
I
Sabahleyin
Karayı kaldırın mavi koyun umudumu yitirmedim
Beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde
Eliniz beyazken uzatın isterim
Karayı kaldırın sevgi koyun umudumu yitirmedim
Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem
Uzanmışım gölgeliğe bir başıma
Şu uzaktan tükenmez yalnızlıktan
İçten içe ürküyorum ama
Böyle de iyiyim
Siz dayanılmaz bir "Günaydın"sınız
Sabah sabah insanı ayağına getiren
Hiç yoktan dünyayı kendini sevdiren
Siz çocuk ağızlı bir "Günaydın"sınız
Çocuk ağzınızla biraz daha durun
Gittiğinizde güz gelmiş olacak
Güz gelirken bir yanı kara sevdalarla
Avcumda bu yavru kuş varken tedirgin
Sizde tutunacak yaslanacak kollar
Biraz daha durun biraz daha
Karayı kaldırın mavi koyun umudumu götürmeyin
Akşamüstü
Yollarda akşam dönüşü yorgun argın
Siz yoksunuz şiir yazan ellerim yok
Yarımla dışa dönmüşüm yarım susken
Çizginin üstindekiler yüz yüze
Koca bir gün ne yapmışım nasıl yaşamışım
Haberim yok
Dokunup çekilen bir şarkı rüzgarla
Vakti yalanlıyor sıcak sıcak
Sinema dönüşü iş dönüşü yahut bahanesiz
Beyazın tam ortasında bekliyorum
Ya gelmezseniz ne olacak
Maviyi kaldırın kara koyun sırasıdır
Bana yeni tutkular gerek bıktım
Bir solukta buz gibi yaşamak isterim
Beni öldürürse bu umut öldürür
Gece Türküsü
Alıp ayaklarımı yollardan şöyle rahat
Tam kendimi bulacakken
Kim getirir sizi başucuma
Kim kaldırır uzun uykunuzdan
Başlar gecenin oyunu delice
Dizlerime yükselir bir deniz
Anıları küçük yıldızlar gibi karanlıkta
Yanıma yöreme indirirsiniz
Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem
Uzak uzak gitmede fayda yok
Şimdii bütün şehirler birbirine benzer
Bir kendi kendime doyasıya
Bu gece sussanız dinlensem
Ne gezer
Gülten Akın
(1955)
Sabahleyin
Karayı kaldırın mavi koyun umudumu yitirmedim
Beni çağırın gülümserken uykunun bir yerinde
Eliniz beyazken uzatın isterim
Karayı kaldırın sevgi koyun umudumu yitirmedim
Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem
Uzanmışım gölgeliğe bir başıma
Şu uzaktan tükenmez yalnızlıktan
İçten içe ürküyorum ama
Böyle de iyiyim
Siz dayanılmaz bir "Günaydın"sınız
Sabah sabah insanı ayağına getiren
Hiç yoktan dünyayı kendini sevdiren
Siz çocuk ağızlı bir "Günaydın"sınız
Çocuk ağzınızla biraz daha durun
Gittiğinizde güz gelmiş olacak
Güz gelirken bir yanı kara sevdalarla
Avcumda bu yavru kuş varken tedirgin
Sizde tutunacak yaslanacak kollar
Biraz daha durun biraz daha
Karayı kaldırın mavi koyun umudumu götürmeyin
Akşamüstü
Yollarda akşam dönüşü yorgun argın
Siz yoksunuz şiir yazan ellerim yok
Yarımla dışa dönmüşüm yarım susken
Çizginin üstindekiler yüz yüze
Koca bir gün ne yapmışım nasıl yaşamışım
Haberim yok
Dokunup çekilen bir şarkı rüzgarla
Vakti yalanlıyor sıcak sıcak
Sinema dönüşü iş dönüşü yahut bahanesiz
Beyazın tam ortasında bekliyorum
Ya gelmezseniz ne olacak
Maviyi kaldırın kara koyun sırasıdır
Bana yeni tutkular gerek bıktım
Bir solukta buz gibi yaşamak isterim
Beni öldürürse bu umut öldürür
Gece Türküsü
Alıp ayaklarımı yollardan şöyle rahat
Tam kendimi bulacakken
Kim getirir sizi başucuma
Kim kaldırır uzun uykunuzdan
Başlar gecenin oyunu delice
Dizlerime yükselir bir deniz
Anıları küçük yıldızlar gibi karanlıkta
Yanıma yöreme indirirsiniz
Ben ışıklar konfetler bayramlar istemem
Uzak uzak gitmede fayda yok
Şimdii bütün şehirler birbirine benzer
Bir kendi kendime doyasıya
Bu gece sussanız dinlensem
Ne gezer
Gülten Akın
(1955)
11 Eylül 2014 Perşembe
Yalnız değil Birbaşına....
Zamanın, önceden kestirilemeyen bir noktasında birden;
Hiç alıcısı kalmayan şeylerin satıcısı olmaya
Çaresizce devam etmek...
Bazı yolların dönüşü yoktur!
Hem yürüyor, hem içimde
ne varsa anlatıyordum.
Ne kadar zaman geçti bilmiyorum,
Bir an durdum,
Baktım yoksunuz.
Ne zaman durdunuz?
Nereye dağıldınız?
Beni bu buz gibi soğuk gecenin ortasında
Nasıl bu kadar ıssız bıraktınız?
'Kendi sözlerimin ağırlığı altında eziliyorum'
Diye bağırıyordu adam,
'biri bir kurtarıcı çağırsın hemen!'
İnsan, insanın yurduydu,
kurdu olmadan önce...
Gökhan Özcan’ın Yeni Şafak’ta yayınlanan bir kaç yazısından alıntıdır…
Aslında Bana ne oluyor?
Son üç derstir Sözün Gücü Kitabın da Asr Suresi Tefsirinde,
Salih amel (dinen yapılan işler) ve Hasene (iyilik)
hakkında konuşuyoruz.
Ses kayıtlarını yeniden
dinlediğimde, yaşadığımız sıkıntılı coğrafya ve iş
hayatının ruh halimizde
inanılmaz bir geri gidişe neden olduğunu gördüm.
Bunu topluma bakarak değil
kendimde tecrübe ediyorum.
Son altı aydır, Daha
asabi, daha çabuk sinirlenir ve üzülerek söylemeliyim
ağzı bozuk bir adam oldum.
Beni sinirlendiren konuların başında, seçim
ile gelen İslamcı kimlikleri ön
planda olan yöneticilerin "Adalet ve
hakkaniyet" konularında duyarlı
olmamaları. Şimdiler de onların inancı
ile benim inandığım değerler arasında farklar
olduğunu artık net bir şekilde
görebiliyorum. İyiliği yaptıklarını söylüyorlar ama kabul görüyor mu?
4 Eylül 2014 akşamı yaptığımız
Salih amel ve Hasene konusunda
yaptığımız derste tespit ettiğimiz şu çarpıcı ayrıntıyı
aktarmak istedim.
"Her Salih amel aynı zamanda bir Hasene(İyilik)dir.
Ancak her Hasene
(iyilik) Salih bir amel değildir." Nedenine gelince "Salih amel
İnsanların
düşüncelerini iyi yönde dönüştürüp İSLAH etmeyi amaçlarken,
Hasene bir anlıktır."(1)
Salih amel bir İtikadı gerektirir."İtikat, yapılan
iyiliği belli bir düşünce
çerçevesinde, İnsanların düşüncelerini iyileştirmesi ve temizlemesi
yani iyi düşünmesidir."(2)
Bunu da gerçekten İman eden ve Allah'a yürekten bağlı ve Allah'a
güvenen insanlar başarabilirler. Ben kendi açımdan kendimi bu konularda
sorgulayıp, iç dünyama yeniden dönerek İman temizliği yapmam
gerektiğine karar verdim. Dostlarım sizlere de bunu yapmanızı öneririm.
Çünkü sizin için yapabileceğim yalnızca bu kadar. Günaha batmış biri
başka ne diye bilir ki?
Serdar Karamanlı
(1) Musa Şimşekçakan Sözün Gücü Kitabından
(2) Şevket Hüner
10 Eylül 2014 Çarşamba
8 Eylül 2014 Pazartesi
Patasana...
Romanın, "insan benliğine yapılan
bir kazı" olduğunu sıkça dile getiren Ahmet Ümit, aynı hareket noktasını
"Patasana"da da koruyor. Anadolu’nun güneydoğusunu da içine alan ve
tarihte Mezopotamya olarak anılan bölge, yüzyıllar boyunca hem kanlı iktidar
kavgalarının hüküm sürdüğü çeşitli uygarlıklara hem de coğrafî bir kesişme
noktası olduğu için şiddetli savaşlara sahne oldu ve bu topraklardan kan ve şiddet
hiç eksik olmadı. “Patasana”da bir anakroniye başvuran Ahmet Ümit, Hititler
döneminde yaşanan iç çatışmalarla Türkiye’nin son yirmi yılda tanık olduğu
kanlı bir dönemi anlamaya çalışıyor. Romanı için seçtiği konu ve karakterleri
bir söyleşisinde şöyle anlatıyor yazar: "Ben benliğinde kazı yapacağım
kişilerimi seçerken, baştan belirlediğim içeriğe uygun tipler seçtim. Yani
Yüzbaşı Eşref, Kürt gerilla lideri Cemşid, Vietnam gazisi Timothy, korucubaşı
Düzgün gibi bir dönem şiddet uygulamış tipler ya da şiddete tanıklık edecek,
buna tepki verecek Esra, Elif ve diğer kişilikler. Ama bu kişilerimi yalnızca
anlatacağım konuyla sınırladığım düşünülmesin. Onları yaşayan, olaylara
müdahale eden, hatta zaman zaman yazarı bile takmayan güçlü, çelişkiler
içindeki karakterler olarak anlatmaya çalıştım. Onların yaşayan kişilikler
olması çok önemliydi, çünkü hemen hepsi bir arkeoloji kazısı sırasında bir
araya gelmişti. Bir yanıyla yaptıkları iş nedeniyle bilimsel tartışmalar
yaparken bir yanıyla da yaşamın gündelik, basit gereksinimlerini
tartışıyorlardı. Banyo sırası gibi, yemeğin ne olacağı gibi, futbol maçına
gitmek, Fırat'ta yüzmenin halkın tepkisini çekmesi gibi. Burada şunu da
söylemeliyim ki bir karakteri anlatabilmenin –yaratabilmenin– olanakları
yaşamın kriz anlarından, ya da trajik durumlardan çok gündelik olanın, her gün
tekrarlanan sıkıcı davranışlarında daha fazladır. Kuşkusuz kahramanınızın,
psikolojik profilini en iyi, gündelik yaşamla, kriz anlarındaki davranışın
birliği içerisinde ortaya serebilirsiniz. Ama gündelik yaşamı anlatabilmek hem
çok zordur hem de çok önemlidir. Belki de kriz anlarındaki kesintiyi, coşkuyu,
heyecanı anlatabilmeniz için basit yaşamı anlatmanız gerekir."
Ahmet Ümit, tıpkı diğer romanlarında olduğu gibi olayı, yaşadığı bugünün içinde insanı anlamanın bir aracı olarak kullanır. Dolayısıyla roman kahramanları ve karakterleri de alabildiğine sahicilik taşır. Bu niteliklerle birlikte "Patasana", Ahmet Ümit romancılığının önemli bir halkasını oluşturur..
Ahmet Ümit, tıpkı diğer romanlarında olduğu gibi olayı, yaşadığı bugünün içinde insanı anlamanın bir aracı olarak kullanır. Dolayısıyla roman kahramanları ve karakterleri de alabildiğine sahicilik taşır. Bu niteliklerle birlikte "Patasana", Ahmet Ümit romancılığının önemli bir halkasını oluşturur..
Kitap Bitiş Tarihi :
6 EYLÜL 2014
Esenköy 2014/19
6 EYLÜL 2014
Esenköy 2014/19
5 Eylül 2014 Cuma
4 Eylül 2014 Perşembe
Sözün Gücü Dersine Bu Akşam Devam ediyoruz...
Şevket Hüner Ağabey ile Sözün Gücü Dersine
Devam ediyoruz.
By Lütfü Toplantı Salonu
4 EYLÜL 2014 Perşembe
3 Eylül 2014 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















.jpg)






.jpg)
.jpg)
