30 Mart 2017 Perşembe

Haksız yere yenen Mallar...

Nisa Suresi 29 Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle olursa başka. Kendinizi helâk etmeyin. Şüphesiz Allah, size karşı çok merhametlidir.

Bilim Adamın da ne olması lazım?


Prof. Dr. Dilhan Eryurt


29 Kasım 1926’da İzmir’de Dünya'ya geldi.
Babası Abidin Ege’nin Yüksek Ziraat Mektebi kuruluşu nedeniyle bulunduğu İzmir'de Dünya'ya gelişinden kısa bir süre sonra ailesi önce İstanbul'a, birkaç yıl sonra da Ankara'ya taşınmıştır. İlköğrenimini Ankara'da tamamladıktan sonra Ankara Kız Lisesi'ne devam etti. Lise yıllarında matematiğe özel bir ilgisi vardı. Bu nedenle liseden mezuniyetinin ardından İstanbul Üniversitesi Yüksek Matematik ve Astronomi Bölümü'ne girdi. Astronomi merakı üniversite öğrenimi sırasında ortaya çıktı.
1946 yılında İstanbul Üniversitesi Yüksek Matematik ve Astronomi Bölümü'nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi'nde astronomi bölümü açmak üzere görevlendirilen Tevfik Oktay Kabakçıoğlu'nun yanında iki yıl boyunca fahrî asistanlık yaptı. Lisansüstü çalışmalarına bir süre Michigan Üniversitesi' lisansüstü devam etti ve 1953'te Ankara Üniversitesi Astrofizik Anabilim Dalı’nda doktorasını ve ardından doçentlik çalışmalarını tamamladı.

1959'da Uluslararası Atom Enerji Ajansı'nın bursuyla iki yıllığına Kanada'ya gitti. Burada Prof. Dr. Alastari G. W. Cameron ile çalıştı. Ardından ABD’ye giderek önce Amerikan Soroptimist Federasyonu bursuyla ABD'de Indiana Üniversitesi'nde görev aldı. Üniversiteye bağlı Goethe Link Gözlemevi'nde yıldız modelleri yapmakla tanımış Prof. Dr. Marshall Wrubel ile çalıştı. Bu deneyimden sonra NASA'ya bağlı Goddard Uzay Araştırma Enstitüsü'nde görev aldı. Çalışmalarına NASA'da devam eden Alastair G. W. Cameron ile Güneş tarihi üzerine araştırmalar yaptı. Bu dönemde Goddard Uzay Araştırma Ensitütüsü’ndeki görevi sırasında kurumda çalışan tek kadın astronomdu.
Dilhan Eryurt'un Goddard Enstitüsü'nde yaptığı çalışmalar, Güneş hakkında o zamana kadar yanlış bilinen bazı gerçekleri ortaya çıkardı. Güneş'in parlaklığının oluşumundan bu yana gittikçe artmadığını, geçmişte çok daha parlak ve sıcak olduğunu ortaya koydu. Çalışmaları o dönemde yeni başlayan uzay uçuşlarının gidişatını etkileyecek önemdeydi. Aya ilk iniş için yaptığı başarılı çalışmalar nedeniyle 1969'da Apollo Başarı Ödülü ile ödüllendirildi. 

Eryurt, Goddard Enstitüsü’nde iki yıllık çalışmasını tamamladıktan sonra kendisine yabancılara sıklıkla tanınmayan bir ayrıcalık gösterildi ve kıdemli araştırmacı olarak enstitüde çalışmaya devam etti. Enstitü, kendisini yıldızların oluşumu ve gelişimi üzerine araştırmaları için yeni bilgiler edinmek üzere California Üniversitesi'ne gönderdi.

1968'de Türkiye'ye gelerek ODTÜ’de bir yıl görev yapan Eryurt, bu sırada TÜBİTAK’ın desteğiyle I. Ulusal Astronomi Toplantısı’nı düzenledi.
1969-1973 arasında NASA'da bilimsel araştırmalarını sürdürdü. 1973 yılında ODTÜ Fizik Bölümü'ne dönerek astrofizik ana bilim dalını kurdu. 1977 yılında Tübitak Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülü ile ödüllendirildi. 1988’de altı ay kadar fizik bölümünün başkanlığını yürüttükten sonra beş yıl süreyle Fen Edebiyat Fakültesi dekanlığı yaptı. 1993 yılında emekliye ayrıldı.
13 Eylül 2012’de geçirdiği bir kalp krizi sonucu Ankara’da hayatını kaybetmiştir.


Tartışmaya girerler ise de ki......

Ali İmran Suresi 19. Allah nezdinde hak din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur. 

20. Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: «Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim.» Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: «Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?» de. Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah kullarını çok iyi görmektedir.

29 Mart 2017 Çarşamba

Alamut

Alamut Fedailar Kalesi
VLADIMIR BARTOL
Yılların eskitemediği muhteşem kitap ALAMUT artık Koridor Yayıncılıkta. Hasan Sabbah'ın, Alamut Kalesinin, fedailerin ve cennet bahçelerinin hikayesi. Bir tarafta Hasan Sabbah'ın yeryüzü cennetiyle yeni tanışan güzel köleler, diğer tarafta onun en güvenilir savaşçıları olan fedailer. Sabbah'ın yarattığı cennetin içinde gözleri açıldığında hepsinin hayatı hiç umulmadık bir şekilde değişir. Hikaye 11. yüzyıl İranında, kendini peygamber ilan eden Hasan Sabbah'ın, seçilmiş bir grup insanı intihar suikastçısına dönüştürerek bölgede hakimiyet kurmak için çılgınca ve aynı zamanda zekice bir plan tasarladığı Alamut Kalesinde geçmektedir. Güzel kadınların, yemyeşil bahçelerin, şarap ve haşhaşın göz boyadığı sanal bir cennet yaratan Sabbah, genç savaşçılarını emirlerine uydukları takdirde bu cennete gidebileceklerine inandırır. Kendilerini onun yoluna adayan, ölmeyi de öldürmeyi de göze almış olan bu küçük orduyla hükümdar sınıfına gözdağı verebileceğini düşünür. Sabbah kendi deyimiyle insanların saflığını kullanıp dine adanmışlığı politik emellerine alet eder. Artık kapılar onun için ardına kadar açılmıştır.

28 MART 2017
2017/6 İSTANBUL

27 Mart 2017 Pazartesi

Prof. Dr. Ahmed Yüksel ÖZEMRE



Ahmed Yüksel Özemre, (d. 3 Nisan 1935 (Nüfus kayıtlarında 25 Mayıs 1935), Üsküdar, İstanbul - ö. 25 Haziran 2008), ilk Türk atom mühendisi ve yazar.[kaynak belirtilmeli]Haziran 1954'te Galatasaray Lisesi Fen Kolunu, Şubat 1957'de İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik-Fizik Dalını lisans derecesinde bitirmiştir. 30 Temmuz 1958'de Saclay, Fransa'da bulunan Fransa Nükleer Bilimler Ve Teknoloji Millî Enstitüsü (Institut National des Sciences et Techniques Nucléaires) Atom Mühendisliği (Génie Atomique)'nden mastır almıştır. 3 Eylül1973'de teorik fizik dalında kürsü profesörü olmuştur.
Evli, iki kız çocuğu ve bir de erkek torun sahibi olan Özemre, 25 Haziran 2008 tarihinde vefat etmiş ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.[1]

Okuman ve anlaman gerekecek.

Bakara Suresi 256 - DİNDE zorlama yoktur. / Artık doğru ile yanlış, birbirinden ayrılmıştır: / O halde, şeytanî güçlere ve düzenlere (uymayı) reddedenler / ve Allah'a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam mesnede tutunmuşlardır. Zira Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.