29 Kasım 2012 Perşembe

Kur'an dan hatırlatmalar....



 Meryem Suresinden
Bismillâhirrahmânirrahîm.
40. Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz varis oluruz (her şey gider, biz kalırız) ve onlar ancak bize döndürülürler..

Ankebut Suresinden
1. Elif. Lam. Mim.
2. İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
3. Andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
4. Yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? Ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!
5. Kim Allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. O, her şeyi işiten ve bilendir.

Furkan Suresinden
26. İşte o gün, gerçek mülk (hükümranlık) çok merhametli olan Allah'ındır. Kafirler için de pek çetin bir gündür o.
27. O gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım!
28. Yazık bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim!
29. Çünkü zikir (Kur'an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü bırakıp rezil rüsvay eder.
30. Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı büsbütün terkettiler.

Son ayete dikkat edelim....



Yol mu kapalı, göz mü kapalı?



    Almanya’dan veya diğer Avrupa ülkelerinden karayoluyla Türkiye’ye gelen kardeşlerimiz bilirler. Özellikle izin zamanlarında, bu yollarda oldukça uzun konvoylar oluşur. Bazen iki-üç kilometre uzunluğuna varan bu konvoylar, trafik sıkışıklığına göre yarım saatlik yolu, ancak beş-altı saatte kat edebilirler. 

Bazen ise konvoy tamamen durur. Tekrar hareket edebilmek için yolun açılmasını beklemekten başka çare yoktur. Nitekim kontaklar kapatılır, el frenleri çekilir ve başlanır beklemeye... Bu arada karnı aç olanlar arabada veya yol kenarında yemek hazırlığına girişirler. Karnı tok olan yorgun yolcular ise genelde uyumayı tercih ederler. 

İşte böyle bir konvoyda bulunan bir arkadaşımız da uyumayı tercih etmişti. Çünkü böylesi duraksamalar, şoförlerin dinlenebilmesi için en iyi fırsatlardır. Nitekim arkadaki arabaların şoförleri de bu fırsatı ganimet bilmiş ve onlar da uyumuşlardı. Olayın bundan sonraki durumunu ise arkadaşımız şöyle anlatıyor., 

- Abi, ne kadar uyuduğumu bilmiyorum. Fakat kısa bir süre olmasa gerek. Çünkü gözlerimi açtığımda, önümdeki bomboş ve ıssız bir yol uzanıyordu. Arkadakilerin bana küfredeceğini düşünerek hemen arabayı çalıştırdım ve bastım gaza. Bir, bir buçuk saat tam topuk gitmeme rağmen, önümdeki konvoyun kuyruğuna yetişemedim. İşin garip tarafı yolda uzun bir çay ve kahvaltı molası vermeme rağmen arkamdan gelen hiçbir araba yoktu. Herhalde benim arkamdaki şoförler daha uyanmamıştı! 

Bu olayı dinlediğim zaman üç-beş kilometre uzunluğundaki bu konvoyda bulunan insanları düşündüm! Hiç şüphesiz ki bu konvoyda uyumayanlar, uyanık olanlar da vardı. Bu uyanık insanlar, elleri direksiyonda, ayakları gaz pedalında yolun açılmasını sabırsızlıkla bekliyorlardı! 

Yolda herhangi bir tıkanıklığın olmadığını, yolun açık olduğu tabi ki bu uyanık insanların hiç aklına gelmezdi. Çünkü bu uyanık insanlara göre, şayet yol açık olsa, öndeki arabalar mutlaka ve mutlaka hareket ederlerdi! 

Bu uyanık insanlar, öndeki yolun açık, fakat öndeki arabanın şoförünün gözlerin kapalı olduğunu nereden bileceklerdir ki? 

Tabi ki bu olayı sizlere, hoşunuza gitmesi için anlatmadım. Çünkü sizler de birbirini takip eden, birbirinin peşi sıra giden bir konvoyda bulunuyorsunuz. Sevdiklerinizi, saygı duyduklarınızı, yetkin ve yeterli gördüklerinizi geçirmişsiniz bu konvoyun başına! 

Bunlar durdukları zaman, konvoy da duruyor, siz de duruyorsunuz. Ve gönülleriniz rahat ve herhangi bir endişeniz, herhangi bir kuşkunuz yok…Çünkü öndekiler durduğuna göre, mutlaka ve mutlaka yol kapalıdır!. Yol açık olsa hiç gitmezler mi? Hiç hareket etmezler mi? 

Sizler uyanık olduğunuza göre, sizlerin önündekiler haydi haydi uyanıktır değil mi? 

İşte bu kanaatinize, sadece bir kelime ilave etmek istiyorum, 

- Acaba!.. 

Mehmet ALAGAŞ / AYNALAR ve İNSANLAR

27 Kasım 2012 Salı

Cumali...


Mehmed ALAGAŞ' tan Cumali

İNSAN DERGİSİ YAYINLARI
173 SAYFA
KİTAP BİTİŞ TARİHİ : 26KASIM2012

Arka kapaktan ;

"Bizler de müslümanız!." demelerine rağmen Allah´ın hükmünü görmemezlikten, İlahi kelamı duymamazlıktan gelen bu beyler, kendilerine müdahale eden, kendilerini hakka ve kulluğa davet eden, daha açık, çok daha açık bir ifadeyle "Konuşan bir Allah" istemiyorlar! 

Kendilerine aydın, düşünür, yönetici denilen bu beyler, "Görmedim, duymadım, söylemedim" diyen üç maymun heykelinde ifade edildiği gibi kendilerini görmeyen, kendilerini işitmeyen ve kendilerine konuşmayan bir tanrı, yani bir put istemektedirler!.

Var dedikleri Allah susacak, Allah´ın yerine bunlar konuşacak! Neyin iyi, neyi kötü olduğuna bu beyler karar verecek! 


Ben ne mi düşünüyorum;

Allahım bize dizelerden kurtararak Kitabını okumayı, anlamadığımız meseleler de anlayan kullarınla karşılaşmayı, onlarla demlenip hayata Kur'an'nın  bak dediğin yerden bakmayı nasip et. Diye dua etmeyi düşündüm...

Serdar Karamanlı


26 Kasım 2012 Pazartesi

Söylenmeye değer olmak....

Hiç bir şey söylememe hakkı ne büyük bir nimettir. Çünkü ancak o zaman nadir olanı;  yani gerçekten söylenmeye değer olanı yakalama şansımız doğar.

Gilles Deleuze

http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/babaoglu/2012/11/26/bu-gevezeligimizin-sonu-nereye-varacak



25 Kasım 2012 Pazar

Şura Suresinin hatırlattığı...



Şûrâ SURESİ  /17

Çünkü indirdiği vahiy ile hakikati ortaya koyan ve [böylece insana, doğru ile eğriyi tartacağı] bir terazi veren O'dur.  Senin bütün bildiğin ise, Son Saat'in yakın olduğudur. ( Muhammed ESED)

Kimi zaman çevremizde kızdığımız, insan modellerini dindarlıkları üzerinden eleştirir ve bu yüzden "DİNDEN SOĞUDUM BU MÜSLÜMANLIKSA, BEN DEĞİLİM"  diyen insanlar görür ve konuşmalarına şahit oluruz.
Bazense, ya buna ne olmuş bizim gibi sırada yaşayan biri idi. Şimdi tuhaf davranıyor, "güya dindar olmuş" dediklerini de hepimiz biliriz.

Bu eleştirenler ve eleştirilenler açısından, doğru bir terazi ile ölçüp ölçemediğimizi göstermesi açısından çok hatırlatıcı bir ayet oluğu kanısına vardım. Yaşamı bir ilke üzerinden yaşayacaksanız, Onun ilke ve öğretilerini iyi anlayıp ona göre yaşamınıza aktarmalısınız.

Ancak doğru olan bu olsa gerektir. Müslüman olmuşsun, İsevi olmuşsun, Musevi olmuşsun veya diğer izm'lerden olmuşsun vs vs. İlkesi olmayanın teraziside olmaz. Allah bize bir terazi vermiş. Kabul edenlere Müslüman demiş ve "artık bu teraziniz yaşamınızı buna göre tanzim edin "demiştir. Teraziyi düzgün kullanmayanların yüzünden "Dini yaşamak isteyenlere"  eleştiri getirirken dikkatli davranmak, Hem insani bir yaklaşımdır ve akılla da çelişmez.

Selam, dua ve kalbi hürmetlerimle
Serdar Karamanlı

Öylesine...


Sevgisiz,
Susuz,
Ve çorak gönüller,
Onlar için ağlayabilen
Birilerini beklerler.
Bilirler ki,
Sevgi,
Geçtiği yeri yeşertir.
Çağlayanlar akıtır,
Sevgiye susamış, 
Çorak gönüllere.
Bunu beklerler
Ama bulurlar mı?
Bilinmez.....

Serdar Karamanlı
15Ağustos2011