Kalbi mühürlü gibi duran
Dindarı aşağılık gözlerinle süzen,
Onları güya aşağıda gören,
Gözlerindeki ve bakışlarındaki,
Kibri tavan yapan zat.
Sen bizim hiç bir şeyimiz değilsin.
Sesin kulağımıza
Yazın gözlerimize
Görüntün zihnimize deymesin.
İnandığın idolojinin bağlılarınla
Beraber olduğunda
Temiz Mü'minleri rencide etme
Atalarından duyduğun martavalları
Tekrar etmeden
Vicdanın ve Aklın süzgecinden geçir.
Papağanlaşma
Konuşmadan evvel
Zihnine ve bedenine Gusul aldır.
İnanç hanenden Müslümanı sildir.
Sen ne misin?
Ne bileyim nesin?
Kendine Müslümanım diyorsun.
Başı örtülüden gıcık alıyorsun.
Bir Mü'min görsen,
Ağızın ve zihnin bulanıyor.
İstiyorsun ki;
Çöpçü olsun,
Evinize temizliğe gelsin,
Sıkışınca kalbin,
Ferahlamak için
Üç beş kuruş vereyim,
Onu kenarda tutayım.
Dedim ya Sen ve Senin gibiler
Bizim hiç bir şeyimiz değilsiniz.
Lakin katlanılması gereken
Varlıklarsınız.
Şu vakite kadar.
Anlamaya çalışana ve saygı duyana kadar.
O zamana kadar
Bir Müslümanın adını
Ağızınıza almadan evvel
İnsan olun sonra da
Zihninize ve bedeninize Gusul ettirin.
Serdar KARAMANLI
23 Nisan 2011
23 Nisan 2011 Cumartesi
13 Nisan 2011 Çarşamba
"Hayatımın 5 Yılı" Murat Kurnaz'ın Guantanamo anıları....
Dünya 5 yıl boyunca onu konuştu. Ülkeler arası krize neden oldu. Hakkında yüzlerce haber yapıldı. El Kaide 11 Eylül'de ABD'den ortaya çıktığından bu yana adeta küresel terörün bir "pop ikonu"na dönüştü. Adı, Murat Kurnaz. Pakistan'da El Kaide ve Taliban bağlantılı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı, ABD'nin Guantanamo'daki hapishanelerinde 4 yıl işkence gördü, terörist damgası yedi. 2006 yılında serbest bırakıldıktan sonra da dünya onun gözünden, dilinden Guantanamo'yu, işkenceleri, Pakistan'ı ve İslam'ı tartıştı. Almanya'da yaşayan Sakarya'nın Kuşça köyünden Murat Kurnaz, geçtiğimiz nisan ayında yaşadıklarını "Hayatımın 5 Yılı" adıyla kitaplaştırdı. Kitabı adeta işkencenin günlüğü gibi.
Ben ne düşünüyorum; İnsan neslinin bir kısmının diğerlerine ne tür işkenceyi ve aşağılamayı layık gördüğünün en belirgin belgesli niteliğinde bir kitap. KİTABIN SONUNA GELDİĞİMDE KENDİMDEN UTANDIM, DEDİM Kİ YA RABBİ NASIL BİR VARLIĞIZ HALA ANLAMADIM. ANLAMADAN DA ÖLECEĞİM......
Batılı SİYASİLERİN iktidarlarını, Sermayenin İnsan nesline bakışınıda görebilir ve Yüreğinize yara açabilir bu kitap.
Başlama Tarihi 8Nisan2011 - Bitiş Tarihi 13nisan2011
Ben ne düşünüyorum; İnsan neslinin bir kısmının diğerlerine ne tür işkenceyi ve aşağılamayı layık gördüğünün en belirgin belgesli niteliğinde bir kitap. KİTABIN SONUNA GELDİĞİMDE KENDİMDEN UTANDIM, DEDİM Kİ YA RABBİ NASIL BİR VARLIĞIZ HALA ANLAMADIM. ANLAMADAN DA ÖLECEĞİM......
Batılı SİYASİLERİN iktidarlarını, Sermayenin İnsan nesline bakışınıda görebilir ve Yüreğinize yara açabilir bu kitap.
Başlama Tarihi 8Nisan2011 - Bitiş Tarihi 13nisan2011
6 Nisan 2011 Çarşamba
Gün, o gün olur
Hakikat kapıları açıldığı gün,
Kendinden kaçamayacağın gün,
O gün olur.
Pişmanlığın var ise,
Şimdi özür dile,
Sonra,
Geç olur o gün.
Unutma ki hakikat
Her zaman önde gider.
O gün,
Hakikatin öne geçmesine izin vermek istemez isen eğer,
Gün bu gündür
O zaman
Şimdi pişmanlık günüdür.
Geçmişinin karanlığına af dile,
Pişmanlıklarımızı af eden
Allah var bu gün
Neden mi bu gün?
Yarın olmayabilir
Gün bu gündür.
Yarını olmayan bir gün
Olabilir bu gün.....
Serdar Karamanlı
5Nisan2011
Kendinden kaçamayacağın gün,
O gün olur.
Pişmanlığın var ise,
Şimdi özür dile,
Sonra,
Geç olur o gün.
Unutma ki hakikat
Her zaman önde gider.
O gün,
Hakikatin öne geçmesine izin vermek istemez isen eğer,
Gün bu gündür
O zaman
Şimdi pişmanlık günüdür.
Geçmişinin karanlığına af dile,
Pişmanlıklarımızı af eden
Allah var bu gün
Neden mi bu gün?
Yarın olmayabilir
Gün bu gündür.
Yarını olmayan bir gün
Olabilir bu gün.....
Serdar Karamanlı
5Nisan2011
29 Mart 2011 Salı
Hayatın 'Lâ ilâhe' faslı
Aylak aylak yüzüyorsun anlamsızlık deryasında.
Soğumuşsun. Dünyadan.
Yaşama iştahın yerle yeksan olmuş.
Solup kurumuş dünya bir ceset gibi uzanmış yatıyor içinde.
Hayat can çekişiyor ruhunda.
Kalbinin elleri kırık
Duygularına inme inmiş, felç olmuş bir kol gibi mecalsiz.
Bozguna uğramış kalbin.
Her bir köşesini ayrı bir dert tutmuş.
Her köşesinde bir tutam sancı.
Hayat yorgunusun.
Uçup giden bir kuş gibi her şey, adını bilemediğin
Ne güzel işte
Hayatın "Lâ ilâhe" faslındasın.
Baksana, ne güzel de inliyor kalbin:
"Hiçbir şey ilah değildir. Kalbin alakasına fikrin merakına değmiyor."
Adsız sokaklara dönmüş yaşamın.
Sanki sırtında taşıyorsun güneşi.
Varlıklar taş kesilmiş yüreğinde.
Harfler silinmiş. Sözcükler unutulmuş.
Dünya biçimini yitirmiş.
Karanlığa sürüklenmiş dünyan.
Işıklar solmuş, donmuş kalmış yüreğinde.
Zaman gömülü kalmış.
Yolunu yitirmiş yolcusun. Tüm yollar çıkmaz sokak olmuş.
İyi ya işte
Hayatının "Lâ ilâhe" safhasındasın.
Her yol, benden bir şey bekleme, diye sesleniyor sana, benden umudunu kes.
Ben senin ilahın değilim diyor.
Kalbin de bu seslenişe karşılık verip yüzünü çeviriyor dünyadan.
Koca bir güneş doğuyor dünyanın üstüne.
Ama onun aydınlattığı varlıklar senin içini karartıyor.
Güne başlamayı bile istemiyorsun bu yüzden.
Karanlıkta biraz daha rahatsın.
Uykunun karanlığına veriyorsun kendini sen de.
Ah bir de şu rüyalar olmasa!
Âlem-i misale bir girmesen, gözlerin dünyaya kapalı uyuyup kalsan.
Çare olarak eskiye dönmeyi istiyorsun.
Yeniden hazlara gömülmek, yeniden neşelere gark olmak istiyorsun.
Yanılıyorsun.
Ne kalbinin depremleri vardı daha üç beş ay öncesine dek,
Ne de sular seller silip süpürmüştü ruhunu.
Her şey düzenli bir ilkbahar bahçesi gibiydi.
Emellerin dal budak salmıştı içinde.
Hedeflerin vardı. Çalışıp çabalamak için enerjin vardı.
Dünya sonsuz bir beşikti. Sallanıyordun.
Uyuyordun mışıl mışıl.
Dünyadan hiçbir kuşku duymuyordun.
Sana istediklerini verecekti. En azından sen kopara kopara alacaktın ondan.
Sonra, dünyanın karanlığı yuttu seni.
Kalbinle dünya arasında sonsuz bir "yol" açıldı.
Sevinmelisin.
Uyandın.
Hayatının "Lâ İlâhe" safhasına uyandın.
Baksana nasıl da inliyor "Lâ İlâhe" diyerek ruhun.
Uyanışın sancısıdır kalbinin altını üstüne getiren.
Nasıl da idrak etmiş kalbin, bu dünyada hiçbir şeyin ilah olmadığını,
Olmazsa olmaz olmadığını, dünyevi emellerinin boşunalığını.
Hayatı düşünüyorsun, anlamsız geliyor.
Hayatını düşünüyorsun, anlamsız geliyor.
Kendine kızıyorsun, neden gönlüm her şeyden geçti diye.
Hatta hissettiklerinin Yaratıcını üzdüğünü zannediyorsun belki de.
Belki de imanını sorgulayıp bunu iman zayıflığına yoruyorsun.
Niye böyle hissediyorum diye dövünüyorsun.
Aklın hayatın anlamını derinden bilirken, kalbinin öyle hissedemeyişini şerre yoruyorsun.
Diyorsun ki: "Her şeyin anlamsız gelmesi anlamsız geliyor."
Yanılıyorsun.
Sadece hayatının "Lâ ilâhe" safhasındasın.
Hayatta en büyük hakikat "Lâ ilâhe illâllah" değil midir?
Bu sonsuz hakikatli cümlenin iki safhası var baksana.
Mutlak Varlık bizden yalnızca "illâllah" dememizi istemiyor.
Kolay mı öyle "illâllah" diyebilmek
Bir bedeli olacak. "İllâllah" demenin yolu "Lâ ilâhe" den geçecek.
"İlahımız yalnızca O'dur" demeden önce
Hiçbir şeyin ilah olmadığı gerçeğiyle yanıp tutuşacak kalbimiz.
Kalbimiz her "Lâ" deyişinde dünyadan kopmanın, ondan soğumanın acısını yaşayacak.
İşte, kalbin koca bir "Lâ" diyor yalnızca.
"Lâ", diye haykırıyor, "hayır" diyor.
O'nsuz her şeyi reddediyor.
"Hiçbir şey ama hiçbir şey, O'nun dışındaki hiçbir şey,
O'nun adına yaşanmayan hiçbir şey,
O'nun için yaşanmayan hiçbir şey ama hiçbir şey anlamlı değil, tat vermiyor, huzur bahşetmiyor, Beni tatmin etmiyor," diyor.
"Değmiyor," diyor kalbin, "hiçbir şeye değmiyor
O'nun için ve O'nun adına yaşanmadıktan sonra hayat."
"Her şey koca bir hiç," diyor.
Kalbin, "hayır," diyor.
Reddediyor O'nun adına yaşanmayan hayatı.
Kalbin her şeyden soğuyarak, her şeye sırtını dönerek,
Her şeyin O'nsuz anlamsızlığıyla dolarak "beni" diyor, "beni illâllaha götür.
Beni O'na taşı.
O'nun sonsuz hakikatlerine taşı.
Ben dünyadan soğudum.
Çünkü hiçbir şeyin ilah olmadığını,
Olmazsa olmaz olmadığını, kalbin merakına, ilgisine değmediğini anladım."
Aklın her şeyin anlamlı olduğunu bildiği halde,
kalbine her şey anlamsız geliyorsa, bil ki bu çok anlamlı.
Bu, kalbin "Lâ ilâhe" deyişinden başka bir şey değildir.
Mustafa ULUSOY
10 Mart 2011 Perşembe
Üç ayet ve biraz düşünelim...
62 Cuma / 8 Deki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.
Ölümün bizi bulmayacağını düşünen birisini daha tanımadım. Fakat hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanı çok gördüm.
Bunların kimi Güzelliğine kapılmış, kimi zenginliğine aldanmış, kimi gücünün eksilmeyeceği vehmine aldanmış, kimi aşiretinin çokluğuna aldanmış, kimi partisinin 1000yıl sürecek mücadelesi devam edecek sanmış örnekleri çoğaltabilirim, ama sizlerin zihnine bırakıyorum çoğalacak örnekleri. Peki ne oluyor, annelerimizi, babalarımızı ve ailemizin büyüklerini toprağa gömüp geri dönmüyormuyuz. Şairin dediği gibi olmuyor mu?" Ne mezarı kazıyan anlar, Ne tabutu taşıyan" hakikaten bu böyle değil mi ?
Düşünmek kimi zaman insanın içini acıtıyor olabilir. Ama hesap günü Allah'a onun bildirdiği şekli ile hesap vereceğiz. Yine haber verildiği şekli ile hiç bir şey gizli kalmayacak. Buna iman etmiş biri olsanızda veya kendinize müslüman deyip te inanmasanızda bu hesap sizi bulacak.
Gizliden gizliye düşmanlık beslediğiniz Baş örtülü hanımlara takındığınız kindar tutumunuzu inkar edemiyeceğiniz, Mazlumun hakkını yediğinizi inkar edemiyeceğiniz, Aldığınız gizli rüşvetleri inkar edemeyeceğiniz, annenizin ve babanızın ardından çevirdiğiniz dolabı inkar edemiyeceğiniz, eşinize yaptığınız haksızlığı inkar edemeyeceğiniz, devletinizi dolandırdığınızı inkar edemeyecek oldunuz günler gelecek ve hasıabını vereceksiniz. Yine şaire kulak verelim "Bakarsın Ölüm uzaktamı uzakta, Tabut suya inmek için bekler kızakta" Korkma ya ölüm okadar kötü bir şey değil. Sen hesabını kullar ile az tutmaya çalış, helalleş. Rahmana ruhunu sat. gerisini merak etme çünkü Çok affeden bir Rabbimiz var unutma.
Bir düşün, bir bak dostum dediğin seni neye ve kime çağırıyor?
Meyhaneye ve meyhaneciye mi?
Siyasi bir parti ye ve lideri'ne mi?
İftarda buluşmak yerine içelim güzelleşelim sözüne mi?
Fikrini beyenmeyip arkadaşlığından atana mı?
Ben müslümanım demeyen varmı?
Etrafınızda neye çağırıyorlar sizi dostlarınız veya dostunuz sandıklarınız?
Allahın çağrısı bellidir. Kendimizi kandırmayalım. Eğer hala bu çağrıya kulak asmayan olursa sözü "Sözlerin, kelimelerin ve harflerin" sahibi olan Rahman ve Rahim olan Allaha bırakalım.
9 Tevbe/129 Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir.
Serdar Karamanlı
9mart2011
Ölümün bizi bulmayacağını düşünen birisini daha tanımadım. Fakat hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanı çok gördüm.
Bunların kimi Güzelliğine kapılmış, kimi zenginliğine aldanmış, kimi gücünün eksilmeyeceği vehmine aldanmış, kimi aşiretinin çokluğuna aldanmış, kimi partisinin 1000yıl sürecek mücadelesi devam edecek sanmış örnekleri çoğaltabilirim, ama sizlerin zihnine bırakıyorum çoğalacak örnekleri. Peki ne oluyor, annelerimizi, babalarımızı ve ailemizin büyüklerini toprağa gömüp geri dönmüyormuyuz. Şairin dediği gibi olmuyor mu?" Ne mezarı kazıyan anlar, Ne tabutu taşıyan" hakikaten bu böyle değil mi ?
Düşünmek kimi zaman insanın içini acıtıyor olabilir. Ama hesap günü Allah'a onun bildirdiği şekli ile hesap vereceğiz. Yine haber verildiği şekli ile hiç bir şey gizli kalmayacak. Buna iman etmiş biri olsanızda veya kendinize müslüman deyip te inanmasanızda bu hesap sizi bulacak.
Gizliden gizliye düşmanlık beslediğiniz Baş örtülü hanımlara takındığınız kindar tutumunuzu inkar edemiyeceğiniz, Mazlumun hakkını yediğinizi inkar edemiyeceğiniz, Aldığınız gizli rüşvetleri inkar edemeyeceğiniz, annenizin ve babanızın ardından çevirdiğiniz dolabı inkar edemiyeceğiniz, eşinize yaptığınız haksızlığı inkar edemeyeceğiniz, devletinizi dolandırdığınızı inkar edemeyecek oldunuz günler gelecek ve hasıabını vereceksiniz. Yine şaire kulak verelim "Bakarsın Ölüm uzaktamı uzakta, Tabut suya inmek için bekler kızakta" Korkma ya ölüm okadar kötü bir şey değil. Sen hesabını kullar ile az tutmaya çalış, helalleş. Rahmana ruhunu sat. gerisini merak etme çünkü Çok affeden bir Rabbimiz var unutma.
Bir düşün, bir bak dostum dediğin seni neye ve kime çağırıyor?
Meyhaneye ve meyhaneciye mi?
Siyasi bir parti ye ve lideri'ne mi?
İftarda buluşmak yerine içelim güzelleşelim sözüne mi?
Fikrini beyenmeyip arkadaşlığından atana mı?
Ben müslümanım demeyen varmı?
Etrafınızda neye çağırıyorlar sizi dostlarınız veya dostunuz sandıklarınız?
Allahın çağrısı bellidir. Kendimizi kandırmayalım. Eğer hala bu çağrıya kulak asmayan olursa sözü "Sözlerin, kelimelerin ve harflerin" sahibi olan Rahman ve Rahim olan Allaha bırakalım.
9 Tevbe/129 Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir.
Serdar Karamanlı
9mart2011
7 Mart 2011 Pazartesi
ŞAH VE SULTAN (İSKENDER PALA)
Kitap Adı : ŞAH VE SULTAN
Yazar: Prof.Dr. İskender PALA
Yayınevi : Kapı Yayınları
Roman
Bitiş Tarihi : 6 MART 2011
Tutku…Güzellik…Aşk ve savaş. Sadece gönüllerin değil alınların, kemiklerin ve gözlerin alev alev yandığı savaş.
Kahramanlarını, Yavuz Sultan Selim’i de Şah İsmail’i de tarihin merdivenlerinde bir basamak aşağı indiren bir basamak yukarı çıkaran savaş. Çaldıran... Şimdi Çaldıran ne 500 yıl geride ne 500 yıl ileride. Savaş tasında büyücünün gördüğü neydi? Kızılbaşlık! Sünnilik! İktidar hırsı. Aşkın bir çökelti gibi dondurduğu zaman!Korku? Ya o? Yazar biraz da korkuların üstüne gidendir. Tarih ileriye doğru çözüldükçe ağacın kökleri de görülecektir. Alevi de Sünni de bağlıdır o köke. Birdir o toprakta. Gölgeler büyümüşse ışığı değil korkuyu yenmek gerekir. Karanlık ve kör ışığın egemenliği boğmasın artık nesilleri. Ve işte bir kez daha aşk!
Şiir kadar iktidar atında rüzgâra ve ateşe doğru yol alan iki hükümdar. Şah ve Sultan…Dünya incisi zarif ve asil kadınlar. Yeminlerine bağlı erkekler. Masal kadar gerçek. Büyüleyici olduğu kadar umut verici. Şah&Sultan her cümlesi aşkla okunacak bir kitap. İskender Pala’dan…
Serdar Karamanlı
26 Şubat 2011 Cumartesi
Sevginin Olduğu Yerde Allah Vardır.(tolstoy)
Kitap Adı : Sevginin Olduğu Yerde Allah Vardır
Yazar: Tolstoy
Yayınevi : Nehir Yayınları
Roman
Bitiş Tarihi : 21 ŞUBAT 2011
"Allah sizden razı olsun" dedi. "İnanıyorum ki beni bu pencerenin önüne Allah gönderdi. Yoksa çocuğum soğuktan donardı. Sokağa çıktığım zaman hava yumuşaktı. Bak, şimdi nasıl soğudu! Senin pencereden bakmanı ve benim gibi bir zavallıya merhamet etmeni sağlayan Allah'tan başkası olamaz."
Ben ne düşünüyorum; Küçük hikayelerden bir araya gelen bir kitapçık. Bir solukta okuyabileceğim tahmin etmemiştim. Çabucak biti verdi. Kitap, Hikmet dolu cümleler ile düşünce dünyamıza hitab ediyor. Alabilirsek bize derinlik verecebileceğini düşünüyorum. Bence okumalısınız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


