15 Ağustos 2021 Pazar

Anladım...

 Bunca zaman bana anIatmaya

çaIıştığını,kendimi

buIduğumda anIadım.


Herkesin mutIu oImak için başka bir yoIu

varmış,


Kendi yoIumu çizdiğimde anIadım..


Bir tek yaşanarak öğreniIirmiş hayat,

okuyarak,dinIeyerek değiI..


BiIdikIerini bana neden

anIatmadığını, anIadım..


Yüreğinde aşk oImadan geçen hergün

kayıpmış,


Aşk peşinden neden yaIınayak

koştuğunu anIadım..


Acı doruğa uIaştığında

gözyaşı geImezmiş gözIerden,

Neden hiç ağIamadığını

anIadım..


AğIayanı güIdürebiImek,ağIayanIa

ağIamaktan daha değerIiymiş,


Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde

anIadım..


Bir insanı herhangi biri kırabiIir, ama bir

tek en çok sevdiği acıtabiIirmiş,


Çok acıttığında anIadım..


Fakat,hakedermiş seviIen onun için döküIen her

damIa gözyaşını,

GözyaşIarıyIa birIikte sevinçIer

terkettiğinde anIadım..


YaIan söyIememek değiI, gerçeği

gizIememekmiş marifet,


Yüreğini eIime koyduğunda anIadım..


”Sana ihtiyacım var, geI ! ”

diyebiImekmiş güçIü oImak,


Sana ”git” dediğimde anIadım..


Biri sana ”git” dediğinde, ”kaImak istiyorum”

diyebiImekmiş sevmek,


Git dedikIerinde gittiğimde anIadım..

Sana sevgim şımarık bir

çocukmuş,her düştüğünde zırıI

zırıI ağIayan,

Büyüyüp bana sımsıkı

sarıIdığında anIadım..


Özür diIemek değiI, ”affet beni” diye

haykırmak istemekmiş pişman oImak,


Gerçekten pişman oIduğumda anIadım..

Ve gurur, kaybedenIerin,acizIerin maskesiymiş,


Sevgi doIu yürekIerin gururu oImazmış,


Yüreğimde sevgi buIduğumda anIadım..


ÖIürcesine isteyen,bekIemez,sadece umut edermiş

bir gün affediImeyi,


Beni afetmeni öIürcesine istediğimde

anIadım..


Sevgi emekmiş,


Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak

kadar sevmekmiş

CAN YÜCEL

29 Temmuz 2021 Perşembe

Mendilimde Kan Sesleri

 Her yere yetişilir

Hiçbir şeye geç kalınmaz ama

Çocuğum beni bağışla

Ahmet Abi sen de bağışla


Boynu bükük duruyorsam eğer

İçimden öyle geldiği için değil

Ama hiç değil

Ah güzel Ahmet abim benim

İnsan yaşadığı yere benzer

O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer

Suyunda yüzen balığa

Toprağını iten çiçeğe

Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine

Konyanın beyaz

Antebin kırmızı düzlüğüne benzer

Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir

Denize benzer ki dalgalıdır bakışları

Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına

Öylesine benzer ki

Ve avlularına

(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)

Ve sözlerine

(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)

Ve bir gün birinin adres sormasına benzer

Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne

Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına

Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına

Minibüslerine, gecekondularına

Hasretine, yalanına benzer

Anısı ıssızlıktır

Acısı bilincidir

Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan

Gülemiyorsun ya, gülmek

Bir halk gülüyorsa gülmektir

Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi.

Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden

Dirseğin iskemleye dayalı

- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben -

Cigara paketinde yazılar resimler

Resimler: cezaevleri

Resimler: özlem

Resimler: eskidenleri

Ve bir kaşın yukarı kalkık

Sevmen acele

Dostluğun çabuk

Bakıyorum da şimdi

O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.


Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi

Biz eskiden seninle

istasyonları dolaşırdık bir bir

O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar

Nazilli kokardı

Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası

Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında

Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen

Kadının ütülü patiskalardan bir teni

Upuzun boynu

Kirpikleri

Ve sana Ahmet Abi

uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki

Sofranı kurardı

Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı

Cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi

Çocuklar doğururdu

Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi

O çocuklar büyüyecek

O çocuklar büyüyecek

O çocuklar...

Bilmezlikten gelme Ahmet Abi

Umudu dürt

Umutsuzluğu yatıştır

Diyeceğim şu ki

Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler

Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi

Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse

Çocuklar, kadınlar, erkekler

Trenler tıklım tıklım

Trenler cepheye giden trenler gibi

İşçiler

Almanya yolcusu işçiler

Kadınlar

Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi

Ellerinde bavullar, fileler

Kolonyalar, su şişeleri, paketler

Onlar ki, hepsi

Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler

Ah güzel Ahmet Abim benim

Gördün mü bak

Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar

Ve dağılmış pazar yerlerine memleket

Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile

Gelse de

Öyle sürekli değil

Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün

O kadar çabuk

O kadar kısa

işte o kadar.


Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar

Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar

Mendilimde kan sesleri.

Edip Cansever

23 Temmuz 2021 Cuma

Cendere (Metastaz2)

 


 Barış Pehlivan, "Bu kitapta Fettullahçılar'dan boşalan koltuklara oturan tarikatların, cemaatlerin, grupların artık neler yaptığını, yeni paralel yapılanma koltuklarını nasıl doldurduklarını örnekleri ve belgeleriyle anlatıyoruz. 


Okuru neler bekliyor? 

Pehlivan kitabın içeriğinde hangi konuların üzerinde duruklarını şöyle anlattı;

"Örneğin 2019 yerel seçimlerinden 2 hafta önce CHP'li belediye başkanları Ekrem İmamoğlu ve Özlem Çerçioğlu'na nasıl kumpas kurulmaya çalışıldığını bizzat bir AKP'li bakanın ismini görerek ilk kez okuyacaklar. Bir ahlaksız teklifin perde arkasını okuyacaklar. Yargıda gücünü Cumhurbaşkanı'ndan aldığını iddia eden bazı avukatların, hakimleri nasıl baskı altına aldığını, almaya çalıştığını okuyacaklar. Hakimler ve savcılar bizim o çok tartıştığımız davaların perde arkasını bizim için yazdı, onu okuyacaklar. Kapatılan cinayetleri, adliyenin arka sokaklarında yapılan pazarlıkları okuyacaklar."

"Yayınlanacağını duyanlar bizi mart ayında tutukladılar"

"Kitabı aslında bahar aylarında yayınlamayı düşünüyorduk ama yayınlanacağını duyanlar bizi mart ayında tutukladılar" diyen Pehlivan "Biz cezaevinden çıkınca 'Ne gazetecilik sevdamız ne de adil bir geleceğe olan inancımız bitti' dedik" ifadesini kullandı. 

Pehlivan "Bu kitabı yazarken tutuklandınız. Bu sizi korkutmak için miydi yoksa ulaşmaya çalıştığınız bilgilere ulaşmanızı engellemek için miydi, tutukluluğunuz bu kitabı nasıl etkiledi?" sorusuna şu yanıtı verdi;

"Sadece kitabı geciktirdi"

"Bu kitabın aslında yazılmasını geciktirmek istediler, yazılmamasını istediler. Etkileme anlamında sadece kitabı geciktirdi. Hapse giren insanı hapisle korkutmak özellikle politik davalarda çok zordur. Biz cezaevini ikinci kez deneyimledik. Sonuçta gazeteciliğe devam etmek istiyorsak u kitabı okurla buluşturmalıydık, sonuçta boşuna çekilmedi bunca acı. Bu kitaptaki her şey belgeli, her şey gerçek, biz buna güvendik. Gazetecilerin de böyle korku duvarlarını aşması gerekiyor. Topluma cesaret vermesi gerektiğine inanıyoruz."

"Cendere biraz da 'Yapmayın, etmeyin' uyarısıdır"


"Biz Fettullahçılar 15 Temmuz'u yapmadan önce de uyardık, dinlemediler, 15 Temmuz'dan sonra akılları başlarına geldiğini iddia ettiler" diyen Pehlivan "Maalesef yine benzeri yöntemleri kullanan gruplara yol görünüyor. Cendere biraz da bunun hikâyesidir. Cendere, 'Yapmayın, etmeyin, bu sıkışıklık Türkiye'nin yararına değildir. Bu nefessiz bırakma Türkiye'nin yararına değildir' uyarısıdır" diye konuştu. 

Serdar ne düşünüyor?

İki kitaptan sonra içinde yazdıklarından zerre şüphem olmadı. Kendim ve memleketin gelecekte ki evlatları için üzüldüm daha doğrusu kahrettim demek daha doğru olacaktır.

Kendini artık İslam'a nispet etmeyen biri olarak önümde ki tek hedef, iyi bir insan olarak ölmek. Tâbi ki günahkar zaafları olan ama devletine zarar vermeyi düşünmeden bu dünyadan ayrılmak. İnsanlık ailesinin bu coğrafyasında bize düşen bu oldu, önümüzdeki seçimlerde iyilerin ve kötülerin seçimi olacaktır. 

Ben kendi payına iyiliği seçeceğim, umudum ülkesini seven dürüst, namuslu, karakterli hakim ve savcıların Memleket için çalışması ve Halka ait ne varsa hırsızlık yapanların elinden alıp hak sahiplerine geri vermesi olacaktır.


Kitap Bitiş Tarihi 23 Temmuz 2021 13.37


Esenköy 2021/9

21 Temmuz 2021 Çarşamba

Empedokles'in Dostları...

 

Maalouf, Empedokles’in Dostları’nda bu kez geleceğe yönelik bir kurguyla dönüş yapıyor. Ölümcül Kimlikler ve Uygarlıkların Batışı kitaplarında yer verdiği eleştirel gözlemlerin izinde yarı distopik bir dünya çiziyor. Platon’un mağarasından çıkıp Empedokles’in Dostları’yla tanışmaya davet ediyor bizi.

Atlas Okyanusu kıyısındaki küçük Antioche adasının yalnızca iki sakini vardır: Orta yaşın verdiği olgunlukla sessiz bir hayat sürmek isteyen Alec ile yazdığı ilk romanının yakaladığı başarı sonrası her şeyi ardında bırakan esrarengiz Ève. Birbirlerinden uzakta, kırılgan yalnızlıklarının tadını çıkaran bu iki insanın yolu bir gün elektriğin, telefonların, televizyon yayınlarının, internetin, kısacası her türlü iletişim aracının etkisiz hale gelmesiyle kesişir.

Gerçeğe ulaşma imkânı kalmayınca fısıltı gazetesi işlemeye başlar: Gezegen bir nükleer felaketin eşiğindedir, Amerika küresel ölçekte bir terör saldırısına maruz kalmıştır, insanlığın hayatını kolaylaştıran teknolojik gelişmeler artık insanlığın sonunu getirmiştir...

Tüm dünya bu söylentilerle çalkalanırken, kendilerine Empedokles’in Dostları diyen, son derece gelişmiş bir teknolojiye ve tıp bilgisine sahip bir grup gizemli insan bu karmaşaya son vermek üzere çıkagelir. Alec bu insanların kim olduğunu öğrenmeye çalışırken, içinde yaşadığımız dünyanın çelişkileriyle de yüzleşmek zorunda kalır. Hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktır.

“Hayal kırıklığı içeren bu satırları yazarken hikâyenin sonuna geldiğim izlenimindeyim. Geldiler, üstünlük kurdular, dünyada hem kaygı hem de umut rüzgârları estirdiler, sonra da gittiler.”


Kitap Bitiş Tarihi 21 Temmuz 2021 11.18

Esenköy 2021/8

1 Temmuz 2021 Perşembe

Yıllar....

 Küçük ellerin

Soğuktan üşüdüğü saatlere döndüm

Döndüm ve oradaydı.

Bunca yıl ne ara geçti?

Ne ara büyüdün?

Üşüdüm baba dediğin

Güne döndüm

2 Haziran 2021

25 Haziran 2021 Cuma

Lokman Hekimin Sev Dediği

 Bu yürek seni seveceğini biliyordu herhalde

Bu kafa seni kuracağını seziyordu hanidir
Bire bin veren buğday
Elmadaki mayhoşluk
Hukuku Beşer
Çınçınlı hamam
Çizmeli Kedi
Sanki elleriyle komuşlar gibi
İkimizden bir işmar

Seni sevmemiş olsam sözlerim yarı yarıya
Gözlerim yarım
Ellerim Çolak Hüseyin eli
Seni sevmesem nefes almayı beceremem ki
Bugün günlerden ne
Cumartesi
Seni sevdiğim için cumartesi elbet
Seni sevdiğim için bak temmuz ayındayız
Ayşe onbaşı, Pir Sultan Abdal büsbütün sevdalıyım sana
Bu gemiler nereye gidiyor seni sevdiğim için
Seni sevdiğimden suyun akası geliyor
Bacaların tütesi
Nurhayat’ın hâlleri seni sevdiğim için güzel
İbrahim’in dilleri
İnsan seni sevince tutsaklığa kızar tabii

Savaşın adı geçse cinifrit olur
Ereğli’nin kömürünü düşünür ne kömür o be
Raman’ı düşünür Çukurova’yı düşünür
Seni sevdiği için Haliç’te bir uğultu
Marmara’da bir deniz
Isparta bahçesinde güller seni sevdiğim için koncalanıyor
Seni sevdiğim için kilim dokuyorlar Avşar’da
Yarın sabahlar seni sevdiğim için icat edildi
Penisilin halk şiiri canlı sinema

Mapusaneler Yedi düvel harbi İspanyol nezlesi
Sultan Hamid Don Civani
Ne bilsinler seni sevdiğimi
Başaklanmayan yulafa söylemeli
Cılk yumurtaya
Paslı demire
Kulağını bükmeli kurtlu kirazın
Hoşnut değillerse bu gidişattan
Akıl etsinler seni sevdiğimi

Yeşille turuncunun kafa barıştırması bu sevdadan ötürü
Tepemizdeki o göçmez tavan
Sulardaki yakamoz ortancadaki pembe
Ben seni sevdim diye

Bingöl vilayetinde kamyondan inince
Tığ gibi bir delikanlıya soruyorum
Siz nerenin bulutlarısınız böyle
Biz sizin sevdanızın bulutlarıyız
Bir yıldızlı akşamı varsa Ankara’nın
1953 kışları içinde
Karnı tok sırtı pekse hısım akrabanın
Konu-komşu dirlik düzenlik içindeyse
Birbirimizi daha çok sevelim diye

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor
Şair oluyor mesela
Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri
Caysın be güzel
Caysın be iyi
Tütünü bırakıyor tütün neyime zarar
Keseme zarar ciğerlerime zarar sevdama zarar
Seni sevince adamın pabuçları eskimiyor
Beti-benzi yeni çarktan çıkmış gibi

Seni sevince insan bilgili saygılı gönlü gani şen
Saçları zencefilli
Erkencecik evine dönmek istiyor canı
Zembilinde karpuzlar hürriyetler duvaklar
Annesinin elini öpüyor ilkten
Yeğenine çukulata almış onu veriyor

Bakıyorsun -Güzin karanfil çiçeğini sever ya-
Güzin’e bir demet kırmızısından almış
Sırf seni sevdiği için ya başka neden

Hep seni düşün
Hep seni yaşat
Hep seni yıka
Seni doyur üç öğün
Seni bir kanım uyut sonra uyandır
Lokman Hekim seni sev diyor bana

Seni sevmeseydim ilkbaharı kodunsa bul gayrı
İstanbul diye bir kent yoktu ki yeryüzünde
Umut diye birşey yoktu ki seni sevmeseydim
Hak hukuk bereket diye
Eşitlik kardeşlik hürriyet diye

Yüreğime sağlık ne iyi ettim.

Metin Eloğlu

Kaynak: Odun, Metin Eloğlu, Alpaslan Matbaası, 1969

Bu Yalnızlık Benim (Toplu Şiirler), Metin Eloğlu, YKY, 3. Baskı, İstanbul Mart 2010

17 Haziran 2021 Perşembe

11. Kat

 


KUNDAKLAMA MI, KAZA MI, YOKSA CİNAYET Mİ?

Kuzey Londra’daki yüksek katlı bir apartmanı kasıp kavuran yangının ardından, on birinci kattaki bir daireye kilitlenmiş iki ceset bulunur. Ancak dedektif Maeve Kerrigan ve cinayet ekibinin olay mahallinde olmasının sebebi üçüncü kurbandır.

Görünüşe göre muhalif milletvekili Geoff Armstrong,

bir yangında kapana kısılmış, kurtarılmayı beklemek yerine ölüme atlamayı seçmiştir. Ancak böyle sağcı bir milletvekilinin yoksul, farklı kültürlerde insanların yaşadığı

Maudling Sosyal Konutları'nda ne işi vardır?

Meave ve ondan kıdemli meslektaşı Derwent, enkazı incelerken herkesin sakladığı bir şey varmış gibi görünen on birinci kattaki sırları ortaya çıkartır.

 Kitap Bitiş Tarihi : 17 Haziran 2021 16.58

Esenköy/ 2021/7