Hani bülbülün gül ile aşkından gönüllerimize nağmeler fısıldayacaktınız!
Hani bülbülün gül ile aşkının serenâdından göğüs kafeslerimize bir nâzenin elif olsun çekecek, bir mahviyyetkâr mim olsun noktalayacaktınız!
Hani gönül tellerimize "cennetin açılan kapılarının seslerini" hatırlatan musikîden bir nota olsun dizecek, hani gönlümüzü nakış nakış nakşedecek gönül nakkaşları olacaktınız!
Hani, karış karış kozaya çevirecektiniz dünyayı!
Hani, tebessüm sadakanızdı!
Hani, ilimi bilmek kendin bilmekti, hani Rabbini bilen nefsini bilirdi, hani haddini bilmek şarttı!
Hani, "Beni Meryem oğlu İsa gibi övmeyin" diyen Peygamber'in vârisleriydiniz!
Hani, iki lokma bir hırkaydı dünyanın hülâsası!
Hani, şöhret âfetti!
Hani, israf haramdı, yenilecek, içilecek fakat israf edilmeyecekti!
Hani, gülden terâzilerde gül tartacaktınız da gül dalı gülden de hafif kalacaktı!
Hani, demiri eriten haddehâneler gibi insan haddehâneleriydi sizin meclisleriniz, sizin ocaklarınız, insana ölmeden önce ölmeyi öğretecektiniz de insan dünyaya değil âhirete meyledecekti!
Hani, kurt ile kuzuyu birlikte yayacaktınız!
Hani, Ömer'in sırtındaki cüppe yamadan görünmezdi ya, hani Ebûbekir "Size Allah'ı ve Râsûl'ü bırakıyorum, yetmez mi?" demişti ya evlâtlarına, hani peygamber bir şilte için, "Benim dünya ile ne işim olabilir" demişti ya!
Hani, Belh'in itleri de bulunca şükrederdi de, bir nimet bulduğunda ihtiyaç sahibine verir, bulamadığında şükrederdi selefleriniz!
Hani, "Sizin kralınız nerede?" diye sormuştu birisi, hani tanıyamamıştı elinde taş taşıyan ve ümmetinden herhangi birinden ayırt edilmeyen Peygamberi!
Hani, her dâim havf ve recâ arasındaydınız!
Hani, âlimlerin yeri devlet sofralarından uzaktı!
Ne oldu size?
Ne oldu da, bu kadar dünyalığın içine battınız?
Ne oldu da, bu kadar şöhretin içine battınız?
Ne oldu da, bu kadar şâşâanın, bu kadar debdebenin, bu kadar şatafatın, bu kadar gösterişin, bu kadar görgüsüzlüğün, bu kadar rükûsun içinde battınız?
Ne oldu da, tarihin o büyük ve zengin mirasını böyle pervâszıca heder eder, harcar oldunuz?
Ne oldu da, bu kadar çok dünyalığınız oldu ama sizler iflâs ettiniz!
Abdullah İslamoğulları
10 Eylül 2017
Yeniçağ Gazetesi
12 Eylül 2017 Salı
8 Eylül 2017 Cuma
Hapı yutmaya devam! mı?
Ağrı
kesici üretmek için dev endüstriler kuran bir sistemin, insanın ‘ağrı’larına
asla gözden çıkarılamayacak büyüklükte yatırım yapmış olduğunu görmemiz lazım.
Çarkların dönmesi için insanın hem içinin, hem dışının sürekli arızalanması,
hiç durmaksızın ağrıması, ‘ağrı’nın hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline
gelmesi gerekiyor bu kara düzende. Ağrı, bu düzende ticaretin hammaddesi,
vazgeçilmezi... Sistemin ağrılara para harcamayı gereksiz kılacak bir
insanîliğe evirilme ihtimali yok tabiatıyla, bunu beklemek abes... Mesafe
alabilmek, arızalarımızı giderebilmek, iyileşebilmek için sistemin farkında
olmamız ve onların kurgusunu bozmamız gerekiyor. Ağrıların hissedilmez hale
gelmesi değil, sonuna kadar hissedilmesi, anlaşılması gerekiyor. Dönüp,
‘insan’da neyin yanlış gittiğine canımızı acıtma pahasına çok yakından bakmamız
gerekiyor. Ve kendimize doğru değişmemiz, esas tabiatımıza, aslî hayatımıza
geri dönmemiz gerekiyor. İmkansız mı geliyor kulağa bu? O zaman hep birlikte
hapı yutmaya devam!
“Ne zaman
evde ağrı kesici olmadığını farketsem” dedi biri şaşkınlıkla yanındakine,
“hemen bir yerim ağrımaya başlıyor”.
Gökhan Özcan
Bunu Koca yürekli
adamlar yaparlar, benim yüreğim henüz ufak ama büyüceğini düşünüyorum.
Gayretlerim
az olabilir ama var olduğunu biliyorum.
Bu soru çok Kazık USTA...
Her türlü
sahte ideolojiye ve
'izm' lere karşı durmasına rağmen
Turizm'i
destekleyen,
Asaleten tatil yapıp vekaleten kurban kesene ne denir?
6 Eylül 2017 Çarşamba
Kardeşlik üzerine ve bir Dua...
Kardeşini
sırtlayıp dağa çıkarmakta olan bir adama:
"Yükün
ağır" demişler.
Adam
cevaben:
Bu benim
yüküm değil kardeşim demiş.
Bir bilgeye
birinin sana gerçek kardeş olduğunu nasıl anlarsın? demişler.
Cevaben:
Kaygımı
taşır,
halimi
hatırımı sorar,
eksiğimi
gediğimi kapatır,
hatalarımı
bağişlar,
bana Allah'ı
hatırlatır, demiş.
Peki
demişler senin
O'na
karşılığın ne olur?
Gıyabında
dua ederim, demiş.
Allah
yolunda kardeşlik ellerin gözlerle ilişkisine benzer:
Gözler
yaşardığında eller yaşlarını siler.
El
ağrıdığında gözler onun için yaş döker.
Hasan-ı
Basri r.a. derki:
(Arkadaşlarınızla
dostluğunuzu sürdürün.
Zira vefakar
bir dost ışık veren bir lambaya benzer.
Sen onun
ışığını ancak dünyan karardığında idrak edersin.)
ALLAH'IM!
Bizleri
senin rızan için birbirlerini seven,senin gölgenden başka herhangi bir gölgenin
olmadığı o gün gölgelendirdiğin kullarından eyle!
5 Eylül 2017 Salı
4 Eylül 2017 Pazartesi
2 Eylül 2017 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





