5 Temmuz 2013 Cuma

Kan akmadan anlayamıyor muyuz?

                                                                           Ali AYÇİL

Bir söz...

Kitleler, ırzını teslim edeceği bir zorba arar. 

Cemil MERİÇ



Racon kesmek....

Takip ettiğim yazarlardan Ali Bulaç, Bana göre isabetli tespitler yapmış. Yazıdan alıntılar.

"Taksim merkezli olayların ele alındığı Washington Enstitüsü’nün -ki bu kuruluş 28 Şubat postmodern darbede önemli rol oynamıştı- düzenlediği toplantıda söz alan eski ABD Ankara Büyükelçisi James Jeffrey, Türk hükümetinin tutumuyla ilgili şunları söylemiş: “Türkiye’nin yaklaşımı daha çok ‘İç işlerimize nasıl karışma cür’eti gösterirsiniz?’ şeklinde."

"Evet gösteririz çünkü siz bu kulübün üyesisiniz. Kendinizi izole edemezsiniz,"
" Uluslararası hukuk ile mafya kuralları arasında bazı benzerlikler vardır; her ikisinde de kendi başına hareket edene racon keserler."
Ve sonuç olarak 
"Sahiden bağımsız olmak istiyorsanız Batılı değerlerden daha sahici ve adil değerler üretmeniz, kendi öz kaynaklarınıza ve sahici kardeşlerinizle “duvar taşları gibi kardeşçe” dayanışma içinde olmanız lazım.
Ben, yazının tamamını okuyun derim.
http://www.zaman.com.tr/ali-bulac/racon_2107087.html

4 Temmuz 2013 Perşembe

Kaiken....

Aklınızı başınızdan alacak bir insan avı

Doğan güneş karardığında, Geçmiş, çıplak bir kılıç gibi keskinleştiğinde, Japonya artık bir anı değil, kâbus olduğunda,Kaiken’in zamanı gelmiş demektir.

Polisiye romanın en popüler isimlerinden Fransız yazar J. C. Grangé, tüm dünyada büyük yankı uyandıran son romanında okurlarını korkunç bir insan avının labirentlerinde dolaştırıyor.

Başkomiser Olivier Passan, Japon karısı Naoko’yla boşanmanın eşiğindedir. Bu arada Fransa’nın Seine-Saint-Denis ilinde vahşi cinayetler işlenmektedir. Katil, hamile kadınların karınlarını yarıp, çıkardığı fetüsleri yakmaktadır. Passan bu cinayetleri Patrick Guillard adında bir adamın işlediğinden emindir ama Guillard her seferinde onun elinden kurtulur.

Passan, Guillard hakkında derin bir araştırma yapar. Patrick Guillard’ın, anne babasının reddettiği, Çocuk sirgeme Kurumu’nun yurtlarında, koruyucu ailelerin yanında büyümüş, sorunlu bir çocuk ve doğuştan hermafrodit olduğunu keşfeder. Cinsiyetini seçme yaşına gelmeden, ameliyatlarla, testosteron iğneleriyle erkek olmasına karar verildiğini anlar.

Bir kaçıp kovalamaca Passan’ın hayatını değiştirecek ve olaylar hiç de beklenmedik bir yönde gelişecektir.

Kitapları tüm dünyada ve Türkiye’de aylarca çok satanlar listesinden inmeyen Grange, polisiye gerilim alanındaki tüm birikim ve yeteneğini Kaiken’e ansıtmayı başarmış. Olaylar yine soluk kesecek nitelikte, gerilim yine üst düzeyde. Grangé sevenlerine heyecanlı ve zevkli bir okuma vaat ediyor.

Kitaptan

Koruyucu eldivenlerini taktı, cesedi odanın diğer ucuna kadar yerde sürüdü ve atıkların boşaltıldığı lağım çukurunun kapağını açtı. Acı ve keskin asit kokusu boğazını yaktı. Suyun yüzeyinde yansımasını gördü. Solgun, olağanüstü bir heykeli andıran, sadece yok etmeyi düşünen, kapkara dalgalarla şaşkın bir siluet…

Kendine olan inancı daha güçlü bir şekilde geri geldi. Bu akşam, Gece Süvarisi burada olacaktı. Onun peşindeydi. Onun yapacağı en ufak hareketi, yanlışlığı kolluyordu. Öyleyse harekete geçme zamanıydı.

Ayağıyla cesedi yuvarladı ve üzerine su sıçramaması için geriye kaçtı. Çukurdan yanmış et kokusuyla daha yoğunlaşan iğrenç kokulu bir duman yükselirken, gözlerini kapattı ve kollarını açtı. Son yeniden doğuş bu akşamdı.
Kitap Bitiş Tarihi : 3 temmuz 2013/İstanbul

2013/16
Haydi Kitap okumaya dostlar, Kavak bu adam müthiş.. 

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Hz. Musa’nın Spartaküsler ile Farkı...

Firavun’a ilk geldiği zaman onu Allah’a kulluğa davet eden ve köle durumundaki İsrail oğullarını kendisiyle göndermesini isteyen Musa(as), Mısır’da uzun yıllar süren tevhidi mücadelesinden sonra İsrailoğulları ile birlikte oradan ayrılmış ve Allah’ın yardımıyla denizi geçerek, herkesin gözleri önünde boğulan Firavun’un zulmünden kurtulmuşlardı. Allah’ı dikkate alan ve Allah’ın hükümleri istikametinde sürdürülen bir özgürlük hareketi, insanların esaretten kurtulmaları ve insanlara karşı özgürlük kazanmalarıyla neticelenmişti.

Söz buraya geldiği zaman, M.Ö. 70’li yıllarda yaşanan Spartaküs olayını çok kısa olarak hatırlayalım; Romalı bir gladyatör olan Spartaküs, kendisi gibi köle durumunda olan diğer gladyatörlerle birlikte isyan ederek bir özgürlük hareketi başlatmıştı. Roma’dan kaçan Spartaküs ve gladyatörler, geçtikleri yerlerde karşılaştıkları bütün köleleri de kurtarıp, kendilerine katarak, ciddi bir sayıya ulaşmışlardır. Bu özgürlük hareketinin lideri olan Spartaküs, Romalılara karşı bazı kısmi başarılar elde etse de, İtalya topraklarında bu büyük güce karşı direnemeyeceğini çok iyi bildiğinden; kölelerle birlikte İtalya’nın güneyine inerek önce Sicilya’ya ve oradan da Afrika’nın kuzeyine geçmeyi planlamış. Nitekim bu plan istikametinde kölelerle birlikte İtalya’nın güney sahillerine doğru ilerlerken, bu hareketi kökünden kurutmak isteyen Roma ordusu da kendilerini takip ediyormuş.

İşte bu aşamada düşüncelerimiz, M.Ö. 2000’li yıllarda yaşanan benzer bir hadiseye gidiyor. Çünkü bir özgürlük hareketin lideri olan Spartaküs yanındaki kölelerle birlikte nasıl ki denize doğru gidiyor ve Roma ordusu kendilerini takip ediyorsa; bir başka özgürlük hareketinin lideri olan Hz. Musa’da yanındaki kölelerle birlikte Kızıldeniz’e doğru yol alırken Firavun ordusu kendilerini takip ediyordu. Tabi ki bu iki özgürlük hareketi arasında çok önemli bir farklar vardı.

Spartaküs hareketi realiteyi dikkate alan beşeri bir hareket iken; Hz. Musa’nın hareketi hakkı dikkate alarak Allah’ın hükümlerini önceleyen İlahi bir hareketti.

Yaşanan realiteyi dikkate alan ve stratejileri önceleyen Spartaküs, kölelerle birlikte denize doğru ilerlerken bu

denizi nasıl geçebileceklerini düşünmüş ve çok sayıda gemiye sahip olan Kilikyalılarla irtibata geçerek, önemli bir ücret karşılığında onlarla anlaşmıştı. Ancak Kilikyalı korsanlar Romalıların daha yüksek bir ücret teklif etmeleri üzerine, köleleri taşıyacak olan gemileri açık denize çekmişlerdi. Nitekim sahilde gemilerin açığa çekildiğini gören Spartaküs ve köleler, Romalılar tarafından topluca kılıçtan geçirilerek yok edildiler.

İsrailoğulları ile birlikte ilerleyen Hz. Musa ise Kızıldeniz’i nasıl geçeceğini bilmemesi ve hiçbir gemiciyle anlaşmamasına rağmen, İlahi hüküm istikametinde ilerlemiş ve bu hükmün yanı başında olan Allah’ın yardımıyla Firavun ve ordularından kurtulmuştu. 
İşte, beşeri hareketler ile İlahi hareketler arasındaki önemli fark budur. Günümüz dünyasında köleleştirilmiş toplumları ve kitleleri bu esaretten kurtarmayı amaçlayan iyi niyetli insanların, tarihi birer örnek niteliğindeki bu iki hareketi mutlaka dikkatle incelemeleri gerekir. Çünkü ismi özgürlük veya kurtuluş hareketi de olsa, Allah’ı ve O’nun hükümlerini dikkate almayarak Allah’a karşı da bir özgürlük iddiasında bulunan her beşeri hareket, gerçek düzlemde insanlar için hiçbir zaman bir özgürlük veya kurtuluş hareketi olamayacaktır. 

Nitekim insanlık tarihinde bir tane Hz. Musa olmasına rağmen, beşeri özgürlük hareketlerinde hem kendilerini ve hem de kendisine inanan insanları telef eden yüzlerce Spartaküs bulunmaktadır.


Mehmet Alagaş / Beklenen Müslümanlara -
Yaratılış ve İnsanlık Tarihi

2 Temmuz 2013 Salı

William Shakespeare ne hatırlatmış olabilir?

— Konuşmadan önce dinleyin,
— Yazmadan önce düşünün,
— Harcamadan önce kazanın,
— Dua etmeden önce bağışlayın,
— İncitmeden önce hissedin,
— Nefret etmeden önce sevin,
— Vazgeçmeden önce çabalayın,
— Ölmeden önce yaşayın.


Hayat budur. Onu hissedin, onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.

William Shakespeare

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Sultanı Öldürmek...

SULTANI ÖLDÜRMEK
Yazar:Ahmet Ümit  


”Biri sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi, bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız?”

Kitap Bitiş Tarihi : 30 Haziran 2013/ Esenköy

2013/15 

İlk başlangıç sayfaları sıkar gibiydi, sonra işin içine tarihi malumat dahil olunca yokuş aşağı gider gibi biti vermiş. Bay Kavak, Kaiken girmiş bulunmaktayım.....


Kitaptan altı çizilesi bir kaç cümle;
‘”Şahane bir aşk, çoğu zaman harcanmış bir hayat demektir.”
 ”Tarih geçmişteki gerçek midir? Geçmişi yorumlayan bilim insanlarının yazdıkları mı? Hangisi?
 ”Beni sevenlerimden koruyun, düşmanlarımla nasıl olsa başederim.”
“Bu ülkede o kadar çok kutsal vardı ki, insanı insan yapan o sıradan değerlere pek yer kalmıyordu.”
“Roller sadece oyuncular için değildir. Modern toplumlarda hepimizin bir rolü vardır. İster benimseyelim ister benimsemeyelim, hepimiz dikte ettirilen rolü sonuna kadar oynamak zorundayız… Çoğu zaman mutluluğumuzu yitirmek pahasına olsa da o rolün dışına çıkamayız. Çıkarsak hem kendi düzenimiz hem de toplumun düzeni bozulur.”

  “Tarihini bilmeyen, kendini bilmez. Kendini bilmek istiyorsan önce bu toprakların tarihini öğren. Çünkü kendini bilmeyen sorumluluklarını da bilmez.”