62 Cuma / 8 Deki: Sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir.
Ölümün bizi bulmayacağını düşünen birisini daha tanımadım. Fakat hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayanı çok gördüm.
Bunların kimi Güzelliğine kapılmış, kimi zenginliğine aldanmış, kimi gücünün eksilmeyeceği vehmine aldanmış, kimi aşiretinin çokluğuna aldanmış, kimi partisinin 1000yıl sürecek mücadelesi devam edecek sanmış örnekleri çoğaltabilirim, ama sizlerin zihnine bırakıyorum çoğalacak örnekleri. Peki ne oluyor, annelerimizi, babalarımızı ve ailemizin büyüklerini toprağa gömüp geri dönmüyormuyuz. Şairin dediği gibi olmuyor mu?" Ne mezarı kazıyan anlar, Ne tabutu taşıyan" hakikaten bu böyle değil mi ?
Düşünmek kimi zaman insanın içini acıtıyor olabilir. Ama hesap günü Allah'a onun bildirdiği şekli ile hesap vereceğiz. Yine haber verildiği şekli ile hiç bir şey gizli kalmayacak. Buna iman etmiş biri olsanızda veya kendinize müslüman deyip te inanmasanızda bu hesap sizi bulacak.
Gizliden gizliye düşmanlık beslediğiniz Baş örtülü hanımlara takındığınız kindar tutumunuzu inkar edemiyeceğiniz, Mazlumun hakkını yediğinizi inkar edemiyeceğiniz, Aldığınız gizli rüşvetleri inkar edemeyeceğiniz, annenizin ve babanızın ardından çevirdiğiniz dolabı inkar edemiyeceğiniz, eşinize yaptığınız haksızlığı inkar edemeyeceğiniz, devletinizi dolandırdığınızı inkar edemeyecek oldunuz günler gelecek ve hasıabını vereceksiniz. Yine şaire kulak verelim "Bakarsın Ölüm uzaktamı uzakta, Tabut suya inmek için bekler kızakta" Korkma ya ölüm okadar kötü bir şey değil. Sen hesabını kullar ile az tutmaya çalış, helalleş. Rahmana ruhunu sat. gerisini merak etme çünkü Çok affeden bir Rabbimiz var unutma.
Bir düşün, bir bak dostum dediğin seni neye ve kime çağırıyor?
Meyhaneye ve meyhaneciye mi?
Siyasi bir parti ye ve lideri'ne mi?
İftarda buluşmak yerine içelim güzelleşelim sözüne mi?
Fikrini beyenmeyip arkadaşlığından atana mı?
Ben müslümanım demeyen varmı?
Etrafınızda neye çağırıyorlar sizi dostlarınız veya dostunuz sandıklarınız?
Allahın çağrısı bellidir. Kendimizi kandırmayalım. Eğer hala bu çağrıya kulak asmayan olursa sözü "Sözlerin, kelimelerin ve harflerin" sahibi olan Rahman ve Rahim olan Allaha bırakalım.
9 Tevbe/129 Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir.
Serdar Karamanlı
9mart2011
10 Mart 2011 Perşembe
7 Mart 2011 Pazartesi
ŞAH VE SULTAN (İSKENDER PALA)
Kitap Adı : ŞAH VE SULTAN
Yazar: Prof.Dr. İskender PALA
Yayınevi : Kapı Yayınları
Roman
Bitiş Tarihi : 6 MART 2011
Tutku…Güzellik…Aşk ve savaş. Sadece gönüllerin değil alınların, kemiklerin ve gözlerin alev alev yandığı savaş.
Kahramanlarını, Yavuz Sultan Selim’i de Şah İsmail’i de tarihin merdivenlerinde bir basamak aşağı indiren bir basamak yukarı çıkaran savaş. Çaldıran... Şimdi Çaldıran ne 500 yıl geride ne 500 yıl ileride. Savaş tasında büyücünün gördüğü neydi? Kızılbaşlık! Sünnilik! İktidar hırsı. Aşkın bir çökelti gibi dondurduğu zaman!Korku? Ya o? Yazar biraz da korkuların üstüne gidendir. Tarih ileriye doğru çözüldükçe ağacın kökleri de görülecektir. Alevi de Sünni de bağlıdır o köke. Birdir o toprakta. Gölgeler büyümüşse ışığı değil korkuyu yenmek gerekir. Karanlık ve kör ışığın egemenliği boğmasın artık nesilleri. Ve işte bir kez daha aşk!
Şiir kadar iktidar atında rüzgâra ve ateşe doğru yol alan iki hükümdar. Şah ve Sultan…Dünya incisi zarif ve asil kadınlar. Yeminlerine bağlı erkekler. Masal kadar gerçek. Büyüleyici olduğu kadar umut verici. Şah&Sultan her cümlesi aşkla okunacak bir kitap. İskender Pala’dan…
Serdar Karamanlı
26 Şubat 2011 Cumartesi
Sevginin Olduğu Yerde Allah Vardır.(tolstoy)
Kitap Adı : Sevginin Olduğu Yerde Allah Vardır
Yazar: Tolstoy
Yayınevi : Nehir Yayınları
Roman
Bitiş Tarihi : 21 ŞUBAT 2011
"Allah sizden razı olsun" dedi. "İnanıyorum ki beni bu pencerenin önüne Allah gönderdi. Yoksa çocuğum soğuktan donardı. Sokağa çıktığım zaman hava yumuşaktı. Bak, şimdi nasıl soğudu! Senin pencereden bakmanı ve benim gibi bir zavallıya merhamet etmeni sağlayan Allah'tan başkası olamaz."
Ben ne düşünüyorum; Küçük hikayelerden bir araya gelen bir kitapçık. Bir solukta okuyabileceğim tahmin etmemiştim. Çabucak biti verdi. Kitap, Hikmet dolu cümleler ile düşünce dünyamıza hitab ediyor. Alabilirsek bize derinlik verecebileceğini düşünüyorum. Bence okumalısınız.
16 Şubat 2011 Çarşamba
Katre- i Matem (Prof. Dr. İskender Pala )
Kitap Adı : Katre-i Matem
Yazar: Prof.Dr. İskender PALA
Yayınevi : Kapı Yayınları
Roman
Bitiş Tarihi : 15 ŞUBAT 2011
Roman, müzayededen alınan elyazması bir kitabın hikâyesi olarak başlıyor. Okurlar, bu elyazması kitabın açtığı kapıdan içeri giriyor, bir devre adını veren lalenin izinde İskender Pala’nın yarattığı etkileyici ve büyüleyici bir atmosferin içinde yol alıyor.
İstanbul bu romanda, karmaşası, heyecanı, isyanları, kalabalığı ile lalelere bürünüyor. Öyle ki lale sadece bir çiçek değil, bir yaşayış tarzı, estetik bir tavır, kültürel ve tarihsel bir birikim olarak İstanbul’u, hatta tüm Osmanlı’yı çevreliyor. İstanbul, doğal tüm güzelliklerinin, mimari şaheserlerinin tarihî debdebesi ile beraber lalezarlara, lale yarışlarına, lale şiirlerine bezeniyor; lalelerin şehri, renklerin şehri, yaprakların şehri haline dönüşüyor.
İskender Pala, Katre-i Matem’de usta kalemiyle lalelere bezediği İstanbul’da kavuşup doyulamayan, kavuşulamayıp yakan aşkların elemli ve Osmanlı hallerini de tüm ıstırap ve coşkularıyla anlatıyor. Sevdiğini, aşklarının ilk gecesinde kaybeden Şahin’in macerasını anlatan roman, bu kaybın ardındaki esrarı çözmek için külhanlara, tomruklara, lalezarlara ve hatta Osmanlı sarayına kadar gidiyor. İşte bu yolculuk, okuru hiç ummadığı yerlerde hiç ummadığı maceralarla karşılaştırıyor.
Cinayetlerin gölgesiyle giderek gizemli bir hal alan olaylar Lale Devrine nihayet veren Patrona Halil İsyanının yakıcı siyasal çalkantılarıyla birlikte çözülmeye başlıyor.
Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı canından; Sultan III. Ahmet’i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali’nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım. Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark’ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım. Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet’i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul’u ve Sadabat’ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.
Benim yorumum ; Okuduğum en iyi romanlardan biri. İskender Pala ile bu kitap ile tanıştık. Herhalde bu beraberlik uzun sürecek çünkü kalemi çok güzel. Kitap Lale devrinde bir tarafın saltanatını, bir tarafında sefilliğinin ip uçlarını vermesi ve bu coğrafyada yaşananların aslında fazla değişmediğini göstermesi açısından çok güzel bir eser olmuş. İslami burjuva da değişen bir şey yok anlayacağınız. Romanı okurken acı tebessümler edebilirsiniz. Bazı toprakların kaderi hiç değişmiyor.
Serdar Karamanlı
14 Şubat 2011 Pazartesi
Zaman
Bebektim
Zaman nedir bilmezdim.
Çocuk oldum .
Zaman,
6 devre 12 de biterdi.
Yaşım ilerledi.
Zaman,
Attığım kulaç,
Potaya bıraktığım turnike oldu.
Genç olduğumda
Bir ıslık oldu
Zamanın başlangıcını söyleyen
Askerdim.
Artık zaman, koğuş kalk ile başlardı.
Koğuş yat, sonu olurdu zamanın.
Evlendim
Zamanın başlangıcı,
Bebeğimin ağlaması,
Sonu da uyuması oldu.
Şimdilerde zamanı,
Beş'e bölenin huzurunda yaşıyorum.
Zamanın sahibinin huzurunda.
Anladım ki,
Zaman dediğim şey
Aslında,
Kulağıma okunan ezan ile
Minareden,
Kulaklara okunan sela imiş.
Anladım,
Ve saygı ile secde ettim.
Zamanın sahibi önünde.
Şimdi diğer zamanı
Bekliyorum.
Ölümüm ve Kalk emrinin
Verildiği anı....
Serdar Karamanlı
14şubat2011
Zaman nedir bilmezdim.
Çocuk oldum .
Zaman,
6 devre 12 de biterdi.
Yaşım ilerledi.
Zaman,
Attığım kulaç,
Potaya bıraktığım turnike oldu.
Genç olduğumda
Bir ıslık oldu
Zamanın başlangıcını söyleyen
Askerdim.
Artık zaman, koğuş kalk ile başlardı.
Koğuş yat, sonu olurdu zamanın.
Evlendim
Zamanın başlangıcı,
Bebeğimin ağlaması,
Sonu da uyuması oldu.
Şimdilerde zamanı,
Beş'e bölenin huzurunda yaşıyorum.
Zamanın sahibinin huzurunda.
Anladım ki,
Zaman dediğim şey
Aslında,
Kulağıma okunan ezan ile
Minareden,
Kulaklara okunan sela imiş.
Anladım,
Ve saygı ile secde ettim.
Zamanın sahibi önünde.
Şimdi diğer zamanı
Bekliyorum.
Ölümüm ve Kalk emrinin
Verildiği anı....
Serdar Karamanlı
14şubat2011
5 Şubat 2011 Cumartesi
Ne kadar yüreklisin?
Yüreğin,
Başkasının günahına
Ağlayacak kadar geniş mi?
İmandan, yoksun
Yaşayanlara üzülecek kadar
Geniş bir yüreğe sahipmisin?
Az gülüp,
Çok düşündüğün,
Derinlerine
Daldığın oluyor mu?
Ötede seni neyin beklediğini
Düşünüyormusun?
Yoksa tek dünyalımısın?
Yoksa,
Hayat buradan ibaret mi sanıyorsun?
İnan ki
Yanılıyorsun.
İyiliğe, güzele ve sevgiye
Davet ediliyorsun.
Bunu anlıyabiliyormusun?
Hırçınlığının sebebini anlayamıyorum.
Ama düşünüyorum.
Bize niye kırgın
Ve de kızgınsın
Derim ki
Ey Dost
Tanımadığın düşmanındır.
Tanıdığın, düşmanında olsa dostundur.
Kötü örnek,
Örnek midir?
Yaklaş için soğusun.
Merhametin ve sevginin
Kaynağına gel.
Geldiğinde
Allahı dost,
Peygamberi rehper ve
Kur'anı çıkışının ışığı bulacaksın.
Bunların yanında
Durmaya gayret edeni de,
Kınamaz bulacaksın.
Yaklaş,
Uzakta kalma.
Geldiğinde başkalarının
Günahlarına ağlayan
Tövbekar,
Müminler bulacaksın.
20ocak2011
Serdar KARAMANLI
Başkasının günahına
Ağlayacak kadar geniş mi?
İmandan, yoksun
Yaşayanlara üzülecek kadar
Geniş bir yüreğe sahipmisin?
Az gülüp,
Çok düşündüğün,
Derinlerine
Daldığın oluyor mu?
Ötede seni neyin beklediğini
Düşünüyormusun?
Yoksa tek dünyalımısın?
Yoksa,
Hayat buradan ibaret mi sanıyorsun?
İnan ki
Yanılıyorsun.
İyiliğe, güzele ve sevgiye
Davet ediliyorsun.
Bunu anlıyabiliyormusun?
Hırçınlığının sebebini anlayamıyorum.
Ama düşünüyorum.
Bize niye kırgın
Ve de kızgınsın
Derim ki
Ey Dost
Tanımadığın düşmanındır.
Tanıdığın, düşmanında olsa dostundur.
Kötü örnek,
Örnek midir?
Yaklaş için soğusun.
Merhametin ve sevginin
Kaynağına gel.
Geldiğinde
Allahı dost,
Peygamberi rehper ve
Kur'anı çıkışının ışığı bulacaksın.
Bunların yanında
Durmaya gayret edeni de,
Kınamaz bulacaksın.
Yaklaş,
Uzakta kalma.
Geldiğinde başkalarının
Günahlarına ağlayan
Tövbekar,
Müminler bulacaksın.
20ocak2011
Serdar KARAMANLI
3 Şubat 2011 Perşembe
Mekkeye Giden Yol (Muhammed ESED)
Kitap Evi : İnsan Yayınları
Bitiş Tarihi : 4 Şubat 2011
Bitiş Tarihi : 4 Şubat 2011
1952 yıllarının başlarında Pakistan’ın B.M.’deki temsilcisi olarak Paris’e oradan da Newyork’a giden Muhammed Esed batı kökenli bir Müslüman olarak dikkatleri toplamıştır. Avrupalı, Amerikalı dost ve tanıdıkları arasında onun İslamiyet’i seçiş hikayesi derin bir merak uyandırmaya başlamıştır. Önceleri Esed’i Doğulu bir hükümetin özel bir amaçla görevlendirdiği Avrupalı bir ‘uzman’ yerine koydular. Bu durumda Esed onlar için, hesabına çalıştığı ulusun yaşama biçimini ve geleneklerini dışardan benimsemiş biriydi. Fakat ne zaman ki, B.M.’deki etkinlikleri sadece işlevsel olarak değil, aynı zamanda duygusal ve zihinsel olarak da kendini bütünüyle İslam dünyasının politik ve kültürel hedefleriyle özdeşleştirdiğini ortaya koydu, işte o zaman batılı dostları bir çeşit şaşkınlığa düştüler. Onun geçmişini ve geçmişteki deneyimlerini merak edenler bir kitap yazmasını istediler. Mekke’ye Giden Yol, işte isteklerin sonucunda 1954 yılında ortaya çıktı.
Bu kitap, çocukluk ve gençlik yıllarının duygusal arayışlarını, gazeteciliğe başladığı dönemlerin sancılarını, 1922’de Doğu dünyasıyla ilk tanışıklığını ve 1936’ya kadar süren Doğu seyahatlerini edebi bir dille anlatıyor.
Muhammed Esed, uzun süren seyahatleri boyunca Müslümanlarla kurduğu içsel bağlantıyı ve onlar hakkındaki izlenimlerini ayrıntılarıyla aktarıyor.
Ben ne düşünüyorum ;
Bu kitapta, bir batılı, Yahudi kökenli ve ateist bir gazetecinin müslümanlığı Kur'an üzerinden araştırmasını. Bu araştırmalarını, yaşanan coğrafyalarda, Kur'anın insan yaşayışlarına yansımalarını araştırmasını tarafsız bir dille kaleme alınışını okuyacaksınız. Benim değer verdiğim bir Müslümanın elenin emeğidir.
Yazarımız, yaşadığı dönemlerde karşılaştığı yönetim biçimlerinide değerledirmeye tabi tutuyor. 1920li yıllarda yaşananların bir kısmınıda bulabileceğimiz macera dolu bir kitap. Kitabı okurken Kah kadim Mısır'a kah Afganistana kah Arabistana ve İranın dağlarına, ovalarına, bozkırlarına ve çöllerine yapılan seyyahatlerin içinde bulacaksınız kendinizi. Haydi şimdi seyyahat zamanı, iyi yolculuklar dilerim
Serdar Karamanlı
Kalbinizin sahibine emanet olun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




