14 Ocak 2011 Cuma

Niye görülemiyoruz biliyormusun? Çünkü biz üç kişi takılıyoruz.

Depreşti hep yaralar
Kalbimin köşesinde,
Hep çileleri andım ne oldu?

Hep sevdalara yandım devrik,
Batık sandallarında boğuştum aşkın,
Yosun kokulu tenlerinde yangın,
Hatırımı kim sordu?

Buğulu gözlerle salladığım ellerim,
Bomboş şimdi ayaları,
Issızlıkta kayboldum.

Dört duvarımdı dert ortağım,
Bulaşan gözyaşlarım bekleşiyor yastığımda,
Kalemim,
Şimdi bir tek sen varsın.

Kalmamış sevgilerde vefa,
Boş verdim Dünya’ya,
Lânetledim yaşamı;
Şimdi biz üç kişiyiz,
Ben, keyfim ve kâhyası.
Ahmet İdrisoğlu / 2008

9 Ocak 2011 Pazar

Ey Kervancı

Ey kervacı,ey kervan
Leyla mı nereye götürüyorsun?
Leyla, canım ve yüreğim olduğu halde
Ey kervencı Leyla mı niçin götürüyorsun?

Birbirimize yalnızken verdiğimiz sözlere
Allah şahit iken ve
Aşkımızın karar kılmadığı hiç bir yer yok iken
Ey kervancı Leyla mı nereye götürüyorsun?

İnancımın tamamı geçici dünyaya dair
Aşkın kıvılcımları yaşamın kendisi olmuş
Oysa, yarin hatırası
Aşkın bir damlasından bile güzeldir.
Allahım kalplerdeki sevgiyi
Daima o kalplerde bırak
Benim kalbinde bıraktığın gibi

Leyle ile Mecnun efsane olmuşlar
Oysa bizim hikayemiz sonsuzluğa erişti.
Sen şimdi Aşkımın tek göstergesisin
Hüznümün, gözümden okunmayan hali
Bu hüznün elinden hangi haldeyim bilmiyorsun?
Senden sonra varolmadım ben
Allah biliyor.
Kalbimin yapraklarını gör ve git
Tufan gibi inşa et Hüznün dallarını
Gül idik, gülleri derip git.
Ki ben gül ağacıydım
Tufanın ayakları dibinde
Vücudumun bütün dallarını
Tabiatın hışmıyla kır....

Ey kervancı, ey kervan
Leyla mı nereye götürüyorsun?
Leyla canım ve yüreğim olduğu halde
Leyla mı niçin götürüyorsun?
Mohsen Namjoo

5 Ocak 2011 Çarşamba

BİTMİŞ ŞARKININ ARDINDAN

Bu şarkı biteli çok olmadı mı?
Neden hala çalıyor
Bu eski pikapta
Bu tozlu pilak
Bir Acayip şarkı
Sanırsın bir ömür sürer.

Sürmedi süremez.
Şarkıcıya verilen taviz
Geçmişin hatırına
Ama o kadar aciz ki
Anlamaz anlayamaz
Nefsinin kölesi olmuş garip
Nasıl anlasın?

Bu pikap sahibine derim ki
Bu pikap ve pilağını kır.
Sahibine Ram et.
Direnme
Direnmen Bir şey ifade etmez

Sana dünyanı sağlayana
Sahip çık
Bırak sus pusları
Hesabını düşün
Varsa sevabın sevin
Yok günahın çoksa
Üzül
Ağla, yalvar ve af dile
Umulur ki Af eder,
Hayatın ve Ölümün
Sahibi
Direnme
Sakın direnme
Teslim ol ve
Ona Yüksel....


5 Ocak 2011
Serdar Karamanlı

4 Ocak 2011 Salı

Ölümüme fon müziği arıyorum!

SON NEFESİMİN yaklaştığını anlıyorum. Etrafımdaki her şey soluvermiş. Sağımda solumda gidişimi bekleyen uzak yüzler. Sıradan bir "ihtiyar" gibi ölümümü kanıksayacaklar. Sırası gelmiş bir "hasta" olarak beni paketlemeye hazırlanıyorlar. Tanıdık insan yüzleri bile uzak ve soğuk. Onların umduğu sabah benim için yok artık.
Onların hazır bildiği yarınlar bana uzak. Kanı çekiliyor eşyanın. Uzandığım yatağın içinden tel tel çekiliyorum. Ömür boyu ardımdan sürüklediğim bedenimi tek bir nefesle aşağılara terk edeceğim. Gözlerim kapanıyor. Kimse aldırış etmiyor; ama ben ölüyorum. Teslim oluyor varlığım. Son yorgun kıpırtılarını göğsümde hissediyorum kalbimin.
Yüzüme tutulan aynalara hevessiz bakıyorum. Yüzümden yüz çevrileceğinden öylesine eminim ki. Gücenik bir edayla bakıyorum ölümümü bekleyen sıcacık gözlerin içine. "Neden vazgeçiyorsunuz benden?" Ben vazgeçilmezlerden bilirdim kendimi. Başkalarının ölümüne alışıktım; beni bir "başkası" bilerek ölümüme alışacak başkalarıyla da suç ortağıyım şimdi. Niye itiraz ediyorum o halde bir "başkası"nın daha ölümüne. "Nasıl olur, bu defa ölen benim?" Oysa ne kadar çok yaşayan var; yarını sıradan karşılayacak kadar vurdumduymaz gafiller yaşıyor da, ben niye ölüyorum ki? "Haksızlık değil mi bu?" Beni saran duvarlar anlamsızlığa devriliyor. Dünyanın bütün tavanları çöküyor son an'ımın üzerine. Buharlaşıyor tutunduğum eşyalar. Elim elimden kayıyor. Tenim bana yabancılaşıyor.
Derken, beklediğim fon müziği başlıyor:
  1. Ve'dduha.. "[Seni bekleyen] o aydınlık sabahı düşün. Sanma ki hep gece olacak. Sanma ki hep karanlıkta kalacaksın. Akşamı olmayan o sonsuz sabaha doğru yolculuğunun ilk eşiğini geçmek üzeresin." İçimdeki buzlar eriyor. Tedirginliğim az da olsa dağılıyor. Gözümü kapadığım alem, gözlerimin açılacağı alemi arkada bırakmaya değiyor mu ki? Hangi köşesine düşeceğim hesapların?
  2. Ve'lleyli izâ secâ. "[Üzerinden geçecek] o durgun geceyi düşün. Terk edildiğini sandığın o sessizlik anlamsız değil. Seni saracak o toprak sahipsiz değil. Seni bekleyen derin unutulmuşluk gözden çıkarılmış değil. Hesaba katılmaz olacak olsan da, bir hesap var o 'gece'nin koynunda. Hesaplar sensiz olsa da artık, seni bir hesap eden oldu ve hep olacak." Bana çok mu görülüyor yeni bir sabah daha? İstenmez mi oldum yeryüzünün sevinçleri arasında? Hiçbir yere yakıştırılmayan adam olmak ne acı. Hiçbir sofrada beklenmeyeceğim bundan böyle! Hiçbir kapıyı çalmam umulmayacak yarından sonra. Hep başkaları giderdi, ben kalırdım. Ben niye gidiyorum şimdi? Gözden mi çıkarıldım yoksa? Canım çekiliyor tenimden. Nabzım terk ediyor bedenimi. Göz bebeklerim yuvalarından akıyor şimdi. Yüzüne bakılmaz adam ben miyim şimdi! Bakılacak yüzü kalmayan ürkütücü bir kafatası olmamı niye istiyorsun ey Rabbim! Niye ama, niye? Niye şimdi? Daha sonra olmaz mıydı? Niye ben? N'olur başkası ölseydi!
    Kafa sesi, dağlardan vadilerden taşarak, perdeleri kaldırıp, pencere camlarını kırarak, tatlı bir fon müziği oluyor. Şehrin boş lakırdılarını susturarak, insanların anlamsız vıdı vıdılarını keserek, dolduruyor can kulağımı:
  3. Rabbin seni ne terk etti ne de sana küstü. "Seni başkaları terk etti diye, Rabbin de terk edecek mi sandın? Yüzünü en sevdiklerin bile bakılmaz bilse bile, Rabbin sana küsmedi. Kendi ellerin terk ediyor seni; ama elini elsizken de tutan Rabbin yine tutacak elinden. Kendi gözlerin körleşiyor sana; ama seni gözün yokken de gören Rabbin seni asla gözden çıkarmayacak." Ölmek ha! Sırası mı şimdi? Daha önce hiç yaşamadım ki ölmeyi. Geri dönmeyeceğim yollara hiç adım atmadım ki. Herkesin acıdığı bir adam hiç olmadım ki. Hiçbir günümü yarının kucağına tamamlanmış olarak koyamadım ki. Nasılsa yarın var diye eğretileştirdim, ıskaladım "bugün"lerimi! Dudağımın hepten susmasına razı olacak, o son cümleyi hiç kurmadım ki. Diyeceğim var hâlâ. Defterimi hepten kapatmaya razı olacak en amelimi yapmadım ki! Edeceğim var yarınlarda. Nereye böyle! İstemeden, elimde olmadan hem de. Karşı konulmaz bir sürüklenme bu! Ne istersem onu yapardım şimdiye kadar. Şimdi hiç itirazsız toprağa uzanacağım ha! Ama nasıl? Daha hazır değilim! Hesap vermeyi hep ertelemiştim! Hep "gelecek"ti nasılsa! Şimdi gelecek de geldi mi yani? Ne gelecek benim başıma peki? Ölümden beteri gelmedi kimsenin başına bu dünyada..
    Fon müziğine kulak kesiliyor ruhum:
  4. Senin için bundan sonrası bundan öncekinden daha güzel olacak. "Hep daha iyiye doğru yürüyeceksin. Yaşadığın her an sana yeni şeyler kazandıracak. Varlığın her defasında değişecek, ama her zaman bir öncekinden daha hayırlı olacak. Merak etme, seni bekleyen ?ahiret' arkanda bıraktığın ?dünya'dan daha daha güzel olacak.. Hep kazanacaksın, hep kazanacaksın, hep kazanacaksın." Öyle ki [devam ediyor fon müziği]
  5. Verecek sana Rabbin ve sen razı olacaksın! "Öyle çok verecek ki sana, artık daha isteyemez olacaksın. Öyle fazla verecek ki fazlından, sen başka bir şey daha istemeyi akıl edemeyeceksin. İsteyebileceklerinin hepsi elinde olacak. Hiçbir eksiğin olmayacak. Aradıklarının hepsi yanında olacak. Hiçbir korkun olmayacak. Yitirdiklerin bir bir seni bulacak. Ve artık hiç mahzun olmayacaksın." Duam o ki, Duha Sûresi çınlayacak âlemde. Ağlamaların hepsini bastıracak. Korkuların hepsini susturacak. Hüzünlerin hepsinin yerine müjdeler koyacak.
    Karakalem
   Dr. Senai DEMİRCİ
  20/10/2010

SİYAH


Çağrışımlar.Siyah deyince zihne akın eden olumsuz, belirsiz imgeler.
Siyah neden hep olumsuzluğu çağrıştırır?
Neden atasözleri ve deyimlerimizde siyah renkle olumsuzluk özdeşleştirilmiştir?
Kara baht, kara gün…
Belki önünü görememe, ardını bilememe, sonrasını tahmin edememe ve belirsizliği çağrıştırdığı için…
Simsiyah bir gecede yolda yürürken; bir adım sonrasında başımıza neler geleceğini bilemeyiz.
Sanki aydınlık bir günde aynı yolda yürürken bir adım sonrasında bizi nelerin beklediğini bilebilir miyiz?
Hayır.
Aydınlık ve tedbirler de bunun garantisi değildir.
Siyahın, karanlıkların ve gaybın Rabbi’ne tam bir teslimiyet yeterlidir.
Siyah; güneşin tüm renklerini içine alır, onları yansıtmaz.
O yüzden karanlıktır.
Ama biz o karanlığın içinde güneşin yedi rengini ve binlerce tonunu barındığını biliriz.
Tıpkı Kâbe gibi…
Tüm renkleri kendinde toplar.
Her renkten insanı kendi etrafında cem eder.
Ne kadar da ihtiyaç vardır aslında siyaha, aydınlık kadar karanlığa da…
En başta aydınlığın fark edilebilmesi için karanlığın varlığı şarttır.
Yıldızlar ancak siyah bir gökyüzünde parlar.
Ruhumuzun aydınlanması için, gözlerimizi kapatıp dış dünyayı bir müddet karartarak iç yolculuğumuzu yapmamız gerekebilir.
Bu vesileyle fark ederiz ki günahlarımızın ve ayıplarımızın üzerine Settar olan Allah’ın örteceği o siyah ve zarif örtüye sonsuz muhtacız…

Serpil GÜLLE
Aralık 2010

1 Ocak 2011 Cumartesi

Hayalim...

Bir kilo versem,
Her şeyi yesem
Kobi'de kimmiş
Lebron'da kim

Ver elini bir Üniversite
İyiden bir takım
Sonra da
Benim istediğim takım

Lekers, Phoenix veya Maimi
Bunlarda oynasam
Kupaları alsam
Yüzükleri taksam
Madalyaları assam
16/10/2010
Bera Karamanlı

Yüreğinden tutulunca..

Bulabilirsen,
Yüreğinden tutacak birini
Artık "yaz" aklına gelir mi?
Bakmayın
Yazları seviyorum demelerine
Sonbaharı
Severler aslında
Dinleyince bir dost,
Tutunca yüreğinden bir el
Gör,
Bulutlar misali
Sicim sicim
Ilık ılık
Derinden gelen
Hasret göz yaşlarını,

Birde
Damlayınca yüreğine,
Karışınca göz yaşları
Birbirine
Sıtkın sıyrılır bir an
Bir ah çekersin
Geç kalmışlığına
Kaderin başına getirdiği
Mahrumiyetine kadar
Giden bir ah olur.
Bulabilirsen,
Yüreğinden tutacak birini
Artık,
Yaz aklına gelir mi?
Aralık 2010
Serdar Karamanlı