30 Ekim 2010 Cumartesi

Yüz yüze bakamaz olmak bu mu?

Pazarlarda tezgâhlar toplandıktan sonra akşam üzerlerinde
Sokaklarda dolaşıp yere atılan sebze ve meyvelerden toplayan kadınlar,
Hiç kimsenin yüzüne bakmazlar…
Utanç onları kocaman dünyada yalnızlaştıracak kadar keskindir.
Bizde onların yüzüne bakamayız aslında…
Yoksulluğun gözlerine bakılmaz çünkü…
Usulca yere eğilip yerde duran sebzelerin arasından seçtiklerini,
Koyu renk pazar çantalarının içine koyarlar…
Öyle zannediyorum ki o kadınların komşuları da
Bu durumdan habersizler.
Belki çocukları,
Belki yatağa bağlı altı temizlenmeye muhtaç babaları da
Bu durumdan habersizler.
Bundan kimsenin haberi yok belki…
Evindeki yıpranmış kilimin, duvar saatinin de haberi yok.
Duvardaki zülfikarın, Ali’nin resminin,
İçinde göz olan avuç içi resminin de haberi yok.
O kadınlar insanlığın günahlarını toplamak için,
Akşamüzerleri yeryüzüne inen mitolojik varlıklar gibi.
Abartmıyorum…
Düpedüz gerçekler işte…
Utancımdan böyle söylüyorum…
                                                     

Tarık TUFAN



29 Ekim 2010 Cuma

Babadan kısa olmak kader değil

Gazi Üniversitesi Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bideci, büyüme-gelişme geriliği sorunu olan çocukların nasıl egzersiz yapmaları gerektiğini anlattı.
  • Kilosu yerinde ve boyu uzun olan bir çocukta büyüme geriliği olabilir mi?
    Bazı durumlarda ağırlığı yaşıtlarına göre fazla olan çocuklar, yaşıtlarına göre daha uzun boylu ve iri olmalarına rağmen erişkin çağa ulaştıklarında daha kısa boylu olabilirler. Şişman çocuklarda, uzun kemiklerdeki büyüme hatları daha erken kapanacağından anne ve baba boyuna göre daha kısa olabilirler. Aslında bu durum kader değil, geç kalmaktır.
  • Nasıl yani?
    Büyümeyi anlık değil, belirli aralıklarla değerlendirmek gerekir. Örneğin; okul çağı döneminde çocuğun gelişimini aileler altı ay ya da yılda bir kontrol ettirmelidir. Bazen de kilosu iyi ya da yaşıtlarına göre fazla olan bir çocuğun boyu yaşıtlarına göre daha kısa olabilir. Çocuğun gelişimini durduran büyüme hormonu eksikliğiyse, bu düzgün bir yeme planı ve hormon takviyesiyle desteklenmelidir.
  • * Masrafı Sosyal Güvenlik Kurumu karşılıyor mu?
    Evet. Bu konudaki tüm tedaviler SGK kapsamındadır. Yani boy kısalığı artık bir kader olmaktan çıkmış, tedavisi mümkün hale gelmiştir.

    * Büyüme hormonunun salgılanması için çocuklar hangi yaş diliminde ne kadar uyumalı?
    Beş yaş ve altı çocuklar için 10-12, beş yaş ve üzerindeki çocuklar için ise 8-10 saat gece uykusu şarttır. Özellikle gece 24.00- 04.00 arasında uykuda olmak çok önemlidir. Anne ve baba çocuğun gelişimini gözardı etmemelidir.
  •  * Pilatesin boy uzattığı söyleniyor. Pilates boy uzatır mı?
    Pilatesin boy uzattığına dair kanıtlanmış bir bilgi yok. Ancak duruş bozukluklarını düzelterek, dik durmaya yarar. Siz de dik durunca belki iki santim boyunuzun uzadığını düşünebilirsiniz. Fakat boy uzunluğu sabah ve akşam bile ölçüldüğünde farklı çıkabilir. Bunun nedeni gün boyu yanlış duruşlar ve yorgunluktur. Duruşunuzu, boyunuzun ölçüldüğü yer bile etkiler. Bu nedenle pilatesin boy uzatma konusunda etkili olduğunu söyleyemeyiz.
  • * Ergenlik döneminde ve boyu yaşıtlarından kısa olan çocukları tedavi ederken en çok hangi spor dalından destek alıyorsunuz?
    Ergenlik döneminde grup sporları ergen için psikolojik ve fiziksel destek sağlayıcıdır. Bu dönemde sıklıkla yapılan sporlar; basketbol, voleybol, sıçrama hareketleri ve yüzmedir. Hiçbir sporla uğraşmıyorsa bile ergenin en azından gün aşırı 45 dakika yürüyüş yapması sağlıklı bir gelişim için yeterlidir.
  • * Basketbol oynayan çocuğun boyu uzar mı?
    Çocuğunun uzun boylu olmasını isteyen aileler için en efsane olmuş konu basketboldur. “Uzun boylu olsun diye basketbola gönderdik” cümlesini hepimiz ebeveynlerden sık sık duyarız. Halbuki çocuk basketbol oynarsa boyu uzun olmaz. Ama eğer basketbolu seviyorsa, gerçekten mutlu olduğu bir sporla uğraştığı için huzurlu olur. Bu da hayatına yansır.
ÜÇ SAAT BİLGİSAYAR ÇOCUĞU OBEZ YAPAR 

* Hareketsizliğin etkilerinden bahsettiniz. Çocuk televizyon ve bilgisayara günde ne kadar vakit ayırmalı?
Gün içinde televizyon ve bilgisayatara iki-üç saatten fazla zaman ayrılırsa çocuğun şişman olma riski yükselir. Bile bile oyalansın diye aileler tarafından bu alışkanlığa izin verilmesi en büyük yanlıştır. Aşırı ve kalorili beslenme şişmanlığı artırır. Şişman çocuklar da dönemde beklediğimiz boy potansiyeline ulaşamayabilirler ve Tip2 diyabet, kalp ve damar hastalığı gibi riskler taşırlar. En kötüsü ise çocuğun yetişkinliğinde de çok aktif olamaması ve hareketsizliği bir yaşam akışı haline getirme tehlikesidir.
 EVDE İP ATLASIN 

* Sporun çocuklar üzerindeki yararından bahseder misiniz?

Yalnızca kilo koruma açısından değil, kemik sağlığı açısından da spor çok önemlidir. Aşırı egzersizden ve ağır sporlardan kaçınmak gerekir. Bazı ailelerde ise çocuk yaşı uygun olmadığı halde sırf ebeveynler spor salonunda olduğu için saatlerce spor yapıyor. Bu durumda tamamen ters etki olabileceğinden bu hatadan da kaçınmak gerekir.
* Çocukların gelişimi açısından evde yapılabilecek en kolay ve sağlıklı egzersiz nedir?
Evde ip atlama ve yer jimnastiği gibi sporlar yapılır. Evde aletlerle yapılan yürüyüş, çocukluk yaş grubunda gelişim açısından çok doğru değildir. Evin önünde uygun alanlar yaratılmalıdır. Çocuk oyunları bahçede ya da sokakta grup olarak oynanmalıdır. Sabah-akşam yarımşar saat ya da haftada üç gün yapılması bile çocuk için yeterlidir.
ÜÇ GÜN BEDEN EĞİTİMİ ŞART
Yüzme:
3 yaşından itibaren
Voleybol, basketbol: 6-7 yaşından itibaren
Tenis: 9 yaşından itibaren
Step: Denge açısından önemli ancak çok önermiyoruz. Dizlerde kayma, eklemlerde dejenerasyon yapabiliyor.
Atletizm: 7 yaşından itibaren
Jimnastik: 7 yaşından itibaren
Artistik Buz Pateni: 7 yaşından itibaren
Güreş: 11 yaşından itibaren
Ağırlık egzersizleri: Yükle ilgili egzersizleri 11-12 yaşından sonra öneriyoruz.
Aerobik: Her yaşa uygun.
Beden eğitimi derslerini kesinlikle öneriyoruz. Çocuklar en ufak bir rahatsızlıkta beden dersinden muaf tutuluyor. Oysa bu doğru değil. Beden dersi özendirici olmalı. Biz hekimlere göre haftada üç gün, ikişer saat kesinlikle beden eğitimi dersi olmalı.
ESRA TÜZÜN / DİDEM SEYMEN / SAĞLIK SERVİSİ /SABAH GAZETESİ 29Ekim2010

27 Ekim 2010 Çarşamba

Sessizliğime geri dönüyorum

Sessizliğimin ve
Sukutumun içine
Bir ses geldi
Seni göremiyor ve Duyamıyorum!
Ben de görünür ve Duyulur oldum
Baktım ki,
Duyulmak ve görünmek
Bir şey ifade etmiyor.
Ben yeniden
Sessizliğime ve
Sukuta geri dönmek istiyorum.

Garip bir duygu,
Kaplıyor sersemce beni
Nedenim yok kalmaya diyorum.
Seslerin birbirine karıştığı
Duyguların insanı içine
çektiği Sesli Dünya
Sessizlik iyidir gitmek istiyorum

Geçmiş hayatım çıkıyor önüme
Sanki bir kelepçe
Tuttu beni
Bırak beni artık
20 dakikalıklardan değilim
Vaktim azaldı.
Ama ha gayret ya
Nedenler
Nasıllar
Niçinler
Hep kovalamadalar
Ve Dedim ya
Devir susma devri
Kendine oyuncak arayan
Ve buldukları ile oynayana gelince
Ölümün ayak seslerini
Duyuyormusun?
Bu duyduğun Yalnız ölümün sesi değil
Bilki bu ses hesap gününün sesi
Dua edeceğim uzaklardan
Dostlara, dost gözükenlere ve
Vefasız olanlara.....

27ekim2010
serdar karamanlı

Ağlaya Bilmek

Ağlayan bir Adam görmek,
Beni hep hüzünlendirir
Bende onla ağlarım,
Ağlayan bir Anne görsem,
İçim Yırtılır.
Ağlayan bir çocuksa eğer,
Dayanamam hiç
Dizimde bağ kalmaz
Eğer ağlayan
Anna ve Baba Mezarın başıda ise
Kavrulan ciğerleri ise eğer
Döküyorlarsa göz yaşlarını
Evlatlarının karıştığı toprağa
Ben de ağlamak isterim
Nuh'un tufanına denk
Ağlayan bir kız ise
Üniversite kapısında
Sormak isterim Ağlatana
Vicdanın nerede?
Ağlamayı unatan ile işim olmaz
İşim olmaz Vicdanını unatan ile
Mümkün olsa ağlamasa
Analar, Babalar ve çocuklar
Mümkün olsa
Mümkün olsa.........

Dün Sünnet olurken Vefat eden EFE İÇİN yazdım.
Yolun açık olsun küçüğüm
Serdar Karamanlı
27ekim2010

26 Ekim 2010 Salı

Suç ve Ceza (Dostoyevski)

Yazar        : Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Kitap Adı  : Suç ve Ceza
Yayınevi    : Antik Klasikler
Rodion 1860′larda Petesburg’da bir hukuk talebesidir. Fakat derslerine devam etmez. Rusya’ya Batıdan gelen bazı fikir akımlarından etkilenir. Bu akımlara göre, insanlar iki kıs­ma ayrılır: Alelade sürü ve Sezar gibi kendi kanunlarını ken­dileri yapan yönetici ruhlar. Rodion, kendisini bu yönetici, üstün sınıfa dâhil etmek ister. Rodion, kafasında bu karışık düşüncelerle bocalarken üstün sınıftan olabilmek için insanların nefret ettiği, yaşlı tefe­ci bir kadın olan Alyona Ivanovna’yı öldürmeye karar verir. Rodion, bu kadını öldürünce ayrıca zengin olacak, onun malına sahip olacaktır. Kendi içinde yaşadığı iç muhasebele­rinin ardından kadının evine gider ve onu balta ile öldürür. O anda, Alyona ile yaşayan masum üvey kız kardeşi de içeri gi­rince onu da öldürmek zorunda kalır. Evden birkaç eşya ala­rak kaçar.
Rodion’un annesi düşkün, müşfik bir kadındır. Kız karde­şi de Svidrigailov adında birinin çocuklarına dadılık yapmak­tadır. Svidrigailov, ona sarkıntılık edince işten ayrılır. Luzhin adında bir burjuva ile evlenmeye karar verir. Rodion, karde­şinin ona parasal ve mesleki anlamda destek olmak için tica­ri bir evlilik yaptığını anlar. Engel olmaya çalışır.
Rodion ara sıra Marmeladov’un kızı Sonya ile görüşmek­tedir. Aile, babanın ayyaşlığından dolayı çok yoksuldur. Sonya bu yüzden kötü bir hayata atılmak zorunda kalır. Babası ölünce, Rodion onlara parasal yardımda bulunur.
Rodion, bu hayat içinde öldürdüğü kadından dolayı vic­dan azabından kurtulamamaktadır. Bir gün bir borç yüzün­den karakola çağrıldığında bu azap ve korkuyu daha derin­den duyar. Arkadaşı Razumihin’in odasında günlerce hasta yatar. Hatalığı sırasındaki sayıklamaları polis olan Porfıy Pet-roviç’i şüphelendirir.
Luzhin’le Dünya’nın evlenme töreni hazırlıkları başlamış­tır. Rodion, eniştesi ile kavga edince, Luzhin, Dunya’yı kovar. Bu olaydan kısa bir süre sonra, Dünya ile Razumihin arasın­da bir aşk başlar.
Polis Porfiy Petroviç araştırmaları sonunda şüpheleri Ro­dion üzerinde yoğunlaşır..Onu tekrar sorguya çeker. Bu sor­gulama sırasında aniden suçun işlendiği sırada binada bulu­nan Nikolai, karakola gelerek cinayeti üstlenir. Rodion, temize çıkmıştır görünürde. Fakat itirafa çok ihtiyacı vardır, suçu­nu Sonya’ya anlatır. Sonya, ahlaksız bir hayat yaşamak zo­runda olmasına rağmen dindar bir kadındır. Suçunu itiraf et­mesini nasihat eder. Polis Porfiy Petroviç de boyacının suçsuz olduğunu anlayıp Rodion’a aynı nasihatte bulunur. Boyacı, çok dindar biri olduğundan başkalarının günahlarının ce­zasını çekerek sevap işlediğini düşündüğü için suçu üslenmiş­tir. Bu arada, sırrı Svidrigailov da öğrenmiştir. Svidrigailov, Dunya’ya şantaj yapar. Kendisi ile birlikte olduğu takdirde Rodion’u ülke dışına kaçıracağını söyler. Dünya, ahlakını ko­rumak için kendisini tabanca ile savunmak zorunda kalır ve Svidrigailov’u vurur. Svidrigailov, Dunya’ya asla sahip ola­mayacağını anlar ve İntihar eder.
Sonunda vicdan azabı Rodion’a suçunu itiraf ettirir. Si­birya’ya sürgün edilir. Sonya onun serbest kalacağı günü bekleyecektir. Rodion, yine de aşırı bir pişmanlık duymamak­tadır. Fakat Sonya’nın sayesinde kendini dîne verebilecektir.

Ben ne düşünüyorum: Hayatın zorlukları ve meşakkatlerine katlanmak hakikaten zor kırklı yaşların arefesindeyim artık. Raskanlikov kendini yargıç gibi kullanıp tefeci bir hanıma kendi yöntemi ile ceza kesmesi ne ise Günümüz Türkiyesinde Özgürlük Mücadelesi verenlere karşı duranlar aynı mesafedeler bana göre. Raskanlikov'un vicdanı onu bırakmadı ve kendince temizlendi bedel ödedi. Ya günümüzdekiler Onlar ne zaman bir vicdanları olduklarını hatırlayacaklar merak ediyorum.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Yüzler

Sabah
İlk Evin Annesi kalkar,
Evin merhametli yüzüdür o
Kahvaltı sofrasını hazırlayınca
Evlatlarını kaldırır şefkale
sonra birer birer yolcular
Okula, İşe
Arkalarından bakar birbir Endişe ile
Dualar eder, arkaları sıra
Sokaklarda insanlar bir koşuşturmadadırlar
Sabah gülen yüzler göremezsiniz,
Otobüste dalgın ve mutsuz kadınlar görürsünüz,
Bir başkası Durağa yürüyordur dalgın dalgın,
Okula geç kalmış küçüğünü,
Okula yetiştirmeye çalışan kadınlar takılır gözünüze,
Ardı sıra peş peşe İnsan yüzleri görmeye başlarsınız,
Banka kuyruğuna erkenden gelen
Koca çınarlar aralarında sıra yazarlar,
Bir tebessüm arasınız yüzlerde,
Sevgilisini bekleyen bir liseli kız
Görünce Sevdiğini
Belki görürsünüz bir tebessümü,
Ama dedeler ve torunları başkadır.
Şevkatle elinden tutan nineler görürseniz
Onların gözlerinde yakalarsınız,
Aradığınız sevgi pırıltılarını
Sabah gülen yüzler göremezsiniz,
Sokaklar da caddelerde
Esed'in Münich metrosundaki
İnsanların Izdıraplı tarifi gelir aklınıza belki,
Otobüsü kaçıran bir adamın
Savurduğu Küfrü duyabilirsiniz,
Sabah hiç kimse kimsenin
Yüzüne bakmaz mı?
Neden bu telaş
Bu endişe neden
Sabah gülen yüzler göremezsiniz,
İnsanlar duyarsınız,
Sevemedikleri eşlerinden bahseden
Niye evlendim diye
Kendine kendine soran kadınlar duyarsınız
Çocukları hatrına katlanandıklarını
Anlatan  kadınlar vardır.
Yolda arkadaşına rüyasını anlatan hanımlar
Vardır,
Eline tutuşturulan poğçayı yemeye çalışan
Çocuklar görürsünüz,
Sabahın en endişesiz Tipleri Turistlerdir.
Sabah gülen yüzler göremezsiniz,
Yolda yürüken kuşların seslerini duymazlar,
Bir çift kumrunun cilveleşmesini göremezler,
Sabah gülen yüzler göremezsiniz,
Yolda temizlik yapan görevlilere
Selam vermez İnsanlar
Halbiki her sabah ayını görevlinin
Yanından geçer ama fark edemez,
Hayatın zorluklarında bahseden İnsanlar
Okursuınuz
Kadın olmanın
Erkek olmanın
Anne ve Baba olmanın
Zorluğundan Yakınan
Kim der ki
Hayat kolay diye
Sabah gülen yüzler göremezsiniz,
Sabah çıkınca evden
Sizi evden uğurlayan Merhametli yüzü
Özlersiniz.
Bu kiminin Annesi olur,
Kiminin Hanımı
Kiminin Babaannesi
Kiminin Annanesidir.
Sabah gülen yüzler göremezsiniz,
Neden göremeyiz ki ?
Gülmek bu kadar zormu?
Tebessüm etmek bu kadar zormudur?

Bu sabah  yürüken gördüklerim ve duyduklarımın iç dünyamdaki yansımalarını yazdım
24EKİM2010
SERDAR KARAMANLI

22 Ekim 2010 Cuma

Sonbahar'da Yaz'ı Hatırlamak ama Kış'a hazırlık yapmak...

Geçen hafta  gelen kuvvetli rüzgarların ardından yağan  yağmurlar yazın bittiğini ve HAZAN mevsiminin başladığını haber verdi. Fark etmişsinizdir. Birazdan, Enteresan tuhaflıkta olan susuz yaz günlerinde yaprakları yemyeşil olan güzelim ağaçların yaprakları, onca yağmura ve ağaçların suya kavuşmasına rağmen, önce sararacak ve sonra dökülecektir. Yazı geçerken BAHAR’daki birikimlerini kullanmışlardı çünkü, Baharı geçerken de suya gark olmuş, yaz için gerekli depolamaları yapmışlardı.
Tıpkı bizim gibi, bizlerinde mevsimleri vardır bilirsiniz. İlk Baharımız neşeli geçer çoğumuz için, sonlarına doğru farklılaşır yaşamımız artık düz bakamıyoruzdur hayata, Okul yaşamımız başlamış eski yaşantımız geride kalmıştır. Oyuncaklarımız bize eski sevimliğinde değildir artık. İlk öğretimin bitmesi ile beraber yaza girmemiş olsakta, sıcaklar başlamış duygu dünyamız doğası gereği farklılıklar göstermeye başlamış, Genç insanlar olmaya adım atmışızdır. Gönlümüzde derslerimizle beraber fırtınalı iç yaşamımızda başlamıştır. Lise eğitiminin ortasını geçerken yaz başlamıştır artık. Sıcak hissedilir her genç insan bir gölge arar kendine "serinliyeceği, içini açabileceği, Sonbaharına ve Kışına DOST olacağı" AYNI GÖKYÜZÜ ALTINDA YAŞAYACAĞI, MESAFELERİ AÇILDIĞINDA AYNI BULUTA BAKMAKTAN NEŞE ALACAĞI, NEFES ALIP VERDİĞİNİ BİLDİĞİ İÇİN Mutluluğunu anlatabileceği bir gölge, bazen bulur veya bulduğunu da zan edebilir.
Ama yaz bitecektir ne çare, Hazan gelir artık yaprak dökümü başlar,  elinde kalanla yetinme zamanıdır artık. Birikimlerin, Kışla değer bulur saçların aynı karlar gibi beyazlar.

Bir ihtiyarla konuşmuştum KAZ dağının eteklerinde şöyle demişti bana 95'lik koca çınar "İnsana eş ihtiyarlıkta lazım evlat!  kışta lazım!" İnşaAllah Mevsimlerinizi iyi değerlendirmişsinizdir.

Okuyarak, bana gönlünüzü açtığınız için teşekkür ederim.

Selam, Hürmet ve Hayır Dualarımla,
Kalbinizin Sahibine Emanet olun
Serdar Karamanlı
7EYLÜL2010