Oğlum Bera'nın ilk mühendislik deneyiminin mahsulü
14 Haziran 2021 Pazartesi
6 Haziran 2021 Pazar
Başımızı derde ne sokar?
Başınızı derde sokan bilmediğiniz şey değildir.
Bildiğinizden emin olduğunuz, doğru olmayan şeylerdir.
Mark Twain
26 Nisan 2021 Pazartesi
Cam kırıkları..
Cam kırıkları
Karıştırılır Kalp kırıklarıyla
Hâlbuki cam yeniden üretilir
Ya Kalp
Mümkün mü?
Asla eski halini almaz
Alamaz
Nasıl bir hal ise
Kimseler bilmez
Yalnızca bildiğini sanan Milyonlar
Hadsiz akıl verirler.
Kalp ve hayal kırıklığı
Hâlbuki
Hiç bir şeye benzemez
Duygular aklın önüne geçer derler
Yıllar Geçse de ne çaresi bulunur
Ne telafisi olur
Olan olmuştur
Kalp kırığı
Durur
Ve derinleşir
Ne çaresi olur
Ne telafisi olur.....
Serdar Karamanlı
26 Nisan 2021 - 05.36
19 Nisan 2021 Pazartesi
Simyacı...
Dünya edebiyatının fenomenleri arasında yer alan Simyacı, yayımlandığı günden bugüne pek çok hayata dokunmaya devam ediyor. Brezilyalı yazar Paulo Coelho tarafından 1988 yılında yayımlanan eser, Doğu ve Batı dünyasına aynı pencereden ışık tutuyor. Coelho’nun Mesnevi’deki bir kıssadan hareketle kaleme aldığı Simyacı, macera dolu öyküsü ve felsefi yönüyle başucu kitabınız olmaya aday!
Etkileyici hikayesi, sade anlatımı ve derinliğiyle Simyacı, dünya klasiklerinin en sevilen eserlerinden biri. Yayımlandıktan kısa süre sonra 42 ülkede basılan ve 26 dile çevrilen eser, 1996’dan günümüze Türkiye’de de en çok okunan romanlar arasındaki yerini koruyor. Eğer hem bir macera tutkunu hem de felsefe meraklısıysanız Simyacı, sizi de etkisi altına alacak.
Simyacı, Santiago adındaki Endülüslü bir çobanın İspanya’dan başlayıp Mısır’da sona eren yolculuğunu konu ediniyor. Gördüğü bir rüya üzerine sahip olduğu her şeyi ardında bırakan Santiago’nun bu serüveni, onu düşlerine kavuşturduğu kadar hayatın hakikatine de ulaştırıyor. Simyacı’nın sayfalarını çevirdikçe siz de Santiago’yla birlikte kendi içinize doğru bir yolculuğa çıkacaksınız.
Kendi Kişisel Menkıbenizi Keşfetmeye Hazır Olun!
Gezgin olma isteğiyle çobanlık yapmaya başlayan Santiago, uzun bir müddet yalnızca koyunlarının onu götürdüğü yöne gidiyor. Böylelikle farklı yerler
Kitap Bitiş Tarihi : 19 Nisan 2021 08.23
Esenköy/ 2021/6
15 Nisan 2021 Perşembe
Aşı Enstitüsü neden kapanır?
Ülkemizde Devletin himayesinde, Memleket evlatlarının aşı ürettiği enstitü kapatıldığında tarihler 2Kasım 2011 gösteriyordu ve Resmi Gazete’de yayımlanan 663 sayılı kararname ile kapısına KİLİT vuruldu. Şimdi aşı dileniyoruz.
Neden diye soruyorum, neden Siyasal İslâmcılar bu kadar kötülük peşindeler?
Bu kadar yetişmiş bilim insanı varken neden aşı üretimine başlanmadı?
Çalışmalar var mı? Var olduğu söyleniyor, artık o haldeyiz ki doğru söyleselerde inanmıyoruz.
Serdar Karamanlı
15 Nisan 2021
21 Mart 2021 Pazar
Babamız Bir Gün Gerçekten Ölür...
Ali Ayçil
Çoğumuz, babamız henüz hayattayken onun yüzüne bir kere bile dikkatle bakmayız. Baba, “baba” demeye başladığımız günden itibaren sürekli karşımızda duran bir alışkanlıktır. Yıllarca babamızdan değil, bir alışkanlıktan bahsederiz: Annemize, “babam bugün niçin gecikti? ” diye sorarız; kardeşimize, “babam yine su istiyor,” der ve dertleniriz; bazen de,”babama hangi yalanı uydursam,” diye planlar kurarız kafamızda. Baba, her seferinde, bize biraz uzak, biraz yabancı birisidir. Her gün elbiselerini giydirip sokaklara saldığımız o” biraz” yabancının, zamanın karşısında nasıl da eriyip gittiğini fark etmeyiz bile. Oysa ilkin ve hep onun elbiseleri yaşlanır, ilkin ve hep onun saçları ağarır, ilkin ve hep o öksürür. Bir alışkanlığın perde gerisinden baktığımız o yüzde zaman, çizgilerden, girintilerden ve çıkıntılardan yeni bir yüz yapar; bunu da fark etmeyiz. İçimizden az buçuk dikkat kesilenler bilirler ki, baba, gözaltlarındaki torbalarda yorgunluk biriktiren kederli göçmenidir evimizin. Bir an gelir, gözaltlarındaki torbaların bağcığını gözlerinin feriyle bağlayamaz olur artık. O iki bağcık da, hiç ummadığımız bir vakitte, hiç ummadığımız bir yerde çözülüverir. Çözülüverir ve babamız, bizden sakladığı bütün yorgunlukları orta yerde bırakıp, kederli yüzünü terk eder. Biliyor musunuz? Babamız bir gün gerçekten ölür!Babamız bir gün gerçekten ölür, ama biz, onun ölümünü bile birden değil parça parça kavrarız. Eve geç kaldığımızda duyduğumuz tedirginlik, yerini garip bir boşluğa bırakır mesela; Annemiz, “babanız duymasın “ demez olur. Ütü masasında eksik bir giysi vardır artık. Sabahları ceketini tuttuğumuz telaş, akşamları kapısını açtığımız yorgunluk bizi terk etmiştir. Yaşarken bir alışkanlığa kurban giden babamızı, öldüğü günden sonra tekrar toplamaya, bir arya getirmeye başlarız. Onun, yırtık bir resim gibi günlerimizin şurasına burasına dağılmış ne çok yüzü varmış meğerse. Haber izleyen, kızan, surat asan bıyık altından gülen baba yüzlerinin hepsi de neredeyse bir tek kavşakta birleşmektedir ama: Evde. Bizim babamız bir ev adamıdır. Aslınca onlarca yıl hâkimi değil, mahkûmu olmuştur yaşadığı evin. Son bir gayretle yaşadığı konağı ve toprakları terk etmeye çalışan Tolstoy’un deliliğine soyunamayacak kadar karısı ve çocukları tarafından teslim alınmış, inceden inceye tutkusuzlaştırılarak vasat bir adama dönüştürülmüş ve hayatının yeknesaklığı içinde bir gün, kefen parasını biriktirmiş olmanın huzuruyla evine veda etmiştir.Artık içimizden hiç kimsenin, bize veda eden babanın yerine baba olamayacağını, vaktin çıkıp çıkmadığını onun sesiyle soramayacağını anladığımızda, çaresizce bir şey yaparız: Kendimizi babamızın hiç ölmediğine, şeceremizin hiç dağılmayacağına inandırmak için, onun en sevdiğimiz fotoğrafını büyüterek, annemizin ya da en büyük kardeşimizin odasındaki duvarın yerine konduruveririz. Konduruveririz ve o resme bakarken ilk kez babamızın yüzüyle yüzleşiriz. Böylelikle ilk kez, babamızın gözlerinde bir göç öncesinin alınganlığını görürüz; saçlarının fazlasıyla beyazlaşmış olduğunu görürüz. Görürüz ki, onun alnı yaşadığımız coğrafyanın kaderiyle aynıdır. Sanki hiç mola verilmemiş bir savaşın cephe yerine benzeyen bu alın aslında bizzat hayatın alnıdır. Onu yeniden aramıza çağırmakla, yüzünü her gün görebileceğimiz bir yerde ağırlamakla, bir süreliğine de olsa, ölü babamızla ilk kez içtenlikle baba-evlat haline geliriz. Konuk ettiğimiz insanlara anlatırız onu, kim olduğunu soran çocuklara; öyle ki, onun kim olduğunu sormayanlara içlendiğimiz bile olur. Duvarda, bazı yanlarını yeni yeni hatırladığımız, çerçeve içinde bir babamız vardır artık.Ama gün gelir, mevsimler duvardaki fotoğrafı da soldurmaya başlar. Babamızın gözaltlarını tutan o incelmiş bağcıklar, bir kere daha unutkanlığımız tarafından kopmaya terk edilir. Aramıza heyecanla çağırdığımız sevgili ölümüzün yüzü, mahkûm olduğu çerçevenin içinde tekrar bir gölgeye, bir alışkanlığa dönüşür. Bir evden bir eve taşınırken, eşyalarımızın arasında can çekişir durur; yeni evimize uygun olup olmadığını düşündürecek kadar uzaklaşır aramızdan. Nihayet, yeni evlerimiz, bu yakışıksız yabancının resmini duvarları için uygunsuz bulmaya başlar. Yeni evlerimizin duvarları, su kenarlarını, tarlaları, yorgun işçi tulumlarını, bir memurun çantasını, bir askerin kaputunu, bir kasketin alınlığını ve bütün o eski alışkanlıkları kabul etmez olur artık. Bir gün, biz yine fark etmeden, duvardaki yerinden de devrilir babamız; ikinci kez ölür!
18 Mart 2021 Perşembe
Gergerlioğlu şimdi ne anlama geliyor?
Türkiyemiz, Vatanımız, Tüten Son Ocağımız ve Ana Kucağımız Memleketimiz ve onun gerçekliğinden kopmuş Siyasal İslâmî geleneğin hedefleri saptırma çabalarından bir tanesi daha Ömer Faruk Gergerlioğlu vakası.
Geçmiş de İslâmî geleneğin önemli kuruluşlarından Mazlumder'in başkanlığını da yapmış, bu işide yaparken İNSAN ayırmamış her hak arayanın yanında olmuş, Milletin seçtiği vekili Türkiye Büyük Millet Meclisinden atmak.
Akıl tutulması bu olsa gerek. Fakirlik, yoksulluk ve yoksunluk artarken AKP nin yaptığı ve yapacağı işlere vicdan sahibi her Memleket evladının dur demesi gerekiyor.
Gerçekten çok üzgünüm, artık onlardan nefret dahi etmiyorum.
Türkiyemiz de İslâm anlayışı, siyasal islam eliyle yerle bir edildi. Yeni kuşaklar için din diye bir şey olmayacak. Bunun sorumlusu da mevcut iktidar olacak, ne üzüntü verici bir durum. Belki de bu hayırlı olandır kim bilir?
Serdar Karamanlı
18 Mart 2021

