11 Aralık 2016 Pazar

Hitler'e Suikast


Tüm dünya tarafından büyük bir tehdit haline dönüşen Naziler, acımasız ve bir o kadar üst düzey savaş gücüne sahip orduları ile karşısına çıkan bir çok devleti tarihin derinliklerine gömmüştür. 
Hitler'e Suikast filmi konu olarak Nazi'lerin büyük lideri Hitler'e yapılmaya çalışılan fakat başarısız olan bir suikasti anlatmaktadır. Polonya'nın işgali üzerinden 2 ay geçmiştir. 8 Kasım 1939 tarihinde Münih'te bulunan Bürgerbraukeller salonun da Hitler bir konuşma yapacaktır. Nazileri hiç sevmeyen ve eline geçen her fırsatta Nazilere bir zarar vermeye çalışan ünlü direnişçi ve aynı zamanda marangoz olan Georg Elser bu konuşmayı bir fırsat olarak görür. Konuşma yapılacak salona bomba yerleştiren Elser için planı kusursuz işlemektedir. Fakat o gün Hitler konuşmasını çok kısa tutmuş ve salondan erken ayrılmıştır. Sonuç olarak Elser'in yaptığı suikast planı başarısızlıkla sonuçlanmıştır fakat bundan kimsenin haberi yoktur. Ta ki Elser'in İsviçre sınırında yakalanmasına kadar. Uzun süre işkenceler görmesi üzerine dayanamayarak herşeyi anlatan Elser herşey , bütün planları gün yüzüne çıkarmıştır.

Sil Baştan - Ken Grimwood

Ken Grimwood'un sıradışı eseri Sil Baştan, zihninize şu soruyu kazıyor: Geçmişte yapmış olduğunuz hataları bilerek hayatınızı tekrar, tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız ne yapardınız?
43 yaşındaki Jeff Winston bu şansı birkaç kez elde eder. Heyecanını yitirdiği evliliği ile geleceği olmayan işi arasında sıkışıp kalmıştır ve hiç beklenmedik bir anda ölüverir. Tekrar hayata gözlerini açtığında ise takvimler 1963 yılını göstermektedir. O sabah 18 yaşında, üniversite yatakhanesinin duvarlarına bakarak uyanır. Her şey eskisi gibidir... tek bir fark dışında: Jeff geleceği avcunun içi gibi bilmektedir. Futbol ligi final maçlarından at yarışlarına kadar kimin kazanacağını, Wall Street'te köşeyi dönmek için hangi şirketlere yatırım yapmak gerektiğini... 
Yalnız, bilmediği bir şey vardır: Neden hayatını sil baştan yaşamak zorundadır?
Sevdiği her şeyi ve herkesi kazanıp kaybetmeye daha ne kadar devam edecektir?

11 ARALIK  2016
2016/23 İSTANBUL



Ne acayip bir yaşamın içerisindeyiz. Dönüp dönüp aynı şeyleri yaşıyoruz. Kur'an dan bir Ayet aklıma gelmişti aklıma kitabı okurken, Yaradan yarattığını bilmez mi?


12. O günahkârların, Rableri huzurunda başlarını öne eğecekleri, «Rabbimiz! Gördük duyduk, şimdi bizi (dünyaya) geri gönder de, iyi işler yapalım, artık kesin olarak inandık» diyecekleri zamanı bir görsen!

Mahsumiyet Kehanetleri - William Black

Görmek bir kum tanesinde bir dünya,Dünyayı bir kum tanesinde görmek,
Ve bir cennet bir yaban çiçeği’nde,Ve cenneti bir kır çiçeğinde
,
Tutmak sonsuzluğu avucunda,Sonsuzluğu avucunda tut,
Ve ebediyeti bir saatin içinde.Ve ebediyeti bir saatte…
Kapatılmış bir kızıl gerdan kafese… Kafese kapatılmış bir kızıl gerdan,
Boğar tüm Cennet’i öfkeye.
Kumru ve güvercinlerle dolu bir kumru evi
Titretir Cehennem’in tüm bölgelerini.
Bir köpek, kapısında açlıktan ölen efendisinin,
Haber verir çöküşünü devletin.
Hor kullanılan bir at yol üstünde
Yakarır insan kanı için Cennet’e.
Her feryadı yaban tavşanının, izi sürülen,
Bir elyaf koparır beyinden.
Bir tarla kuşu, kanadından yaralı,
Susturur bir Kerub’un şarkısını.
Kışkırtılmış ve kavgaya hazırlanmış dövüş horozu
Ürkütür yükselen güneşi.
Her kurtun ve aslanın uluyuşu
Ayağa kaldırır Cehennem’den bir insan ruhunu.
Yabani geyik, orada burada gezerken,Orada burada gezerken yabani geyik
Uzak tutar insan ruhunu üzüntüden.Uzak tutar insan ruhundan kederi.
Hor kullanılan kuzu halk kavgalarına yol açar, Hor görülmüş bir kuzu yol açar isyana
Ve yine de kasabın bıçağını bağışlar. Yine de bağılar kasap bıçağını.
Küçük çitkuşu’nu inciten adam
Sevgi görmeyecektir insanlardan.
Kim getirirse öküzü gazaba
Kadınlar sevmeyecektir onu asla. Asla sevilmeyecektir kadınlar tarafından
Sineği öldüren oyunbaz oğlan
Tadacaktır düşmanlığını örümceğin.
İşkence eden kişi mayısböceği’nin perisine
Bir kameriye örer sonsuz gecenin içinde.
Tırtıl, yaprağın üstündeki, Yaprağın üstündeki tırtıl,
Yineler sana annenin dertlerini.
Güve’nin ya da kelebeğin canına kıyma, Güve ya da kelebeğin kıyma canına,
Çünkü kıyamet yaklaşmakta. Çünkü kıyamet yaklaşmakta.
Atını savaş için eğiten kişi, Atını savaş için eğiten
Geçemez asla kutup engelini.
Dilencinin köpeğini ve dul’un kedisini besle,
Sen şişmanlarsın böylece.
Akşamın sona erişiyle uçup giden yarasa
Terketmiştir inanmayan beyni bunu yapmakla. Bunu yapmakla terketmiştir inanmayan beyni
Baykuş gece vakti ziyarete gelen Ziyarete gelen baykuş gece vakti
Dem vurur inançsızın korkusundan. Dem vurur inançsızın korkusundan
Sivrisinek, yaz türküsünü söyleyen, Yaz türküsünü söyleyen sivrisinek
Zehir elde eder iftiracının dilinden. Zehir üretmekte iftiracının dilinden
Zehiri semenderin ve yılanın Zehri, semender ve yılanın
Teridir kıskançlığın ayağının. Teridir, kıskançlık ayağının
Zehiri balarısının Zehri bir bal arısının
Kıskançlığıdır sanatçının. Kıskaçlığı demektir sanatçının.
Bir gerçeği kötü niyetle söylemişsen
Daha kötüdür uydurabileceğin tüm yalanlardan.
Neşenin ve kederin örgüsü çok incedir,
Kutsal ruh için örülmüş bir giysidir;
Her kederin ve özlemin altında
İpekle örülmüş bir neşe yatar aslında.
Ki böyle olması hakçadır;
İnsan neşe ve keder için yaratılmıştır;
Ve bunu gereken şekilde bildiğimizde,
Güvenle ilerleriz dünya’nın içinde.
Bebek daha fazlasıdır kundak bezlerinden;
Her tarafında bu insanlar diyarının
Eller doğdu ve yapıldı araçlar,
Dillerinden her çiftçi anlar.
Her gözün döktüğü gözyaşı
Bir bebeğe dönüşür sonsuzlukta;
Ve yakalanır ışıltılı dişilerce,
Ve döndürülür tekrar kendi zevkine.
Melemeler, böğürmeler, kükremeler ve havlamalar
Cennet’in kumsalını döven dalgalardırlar
Bir bebek sopanın altında ağladığında.
Öcünü yazar ölümün diyarlarına.
Kişi küçük çocuğun inancıyla alay ettiğinde
Alay edilecektir onunla yaşlılıkta ve ölüm’de.
Kuşku duymayı öğreten kişi çocuğa
Çıkamayacaktır çürümüş mezar’dan asla.
Küçük çocuğun inancına saygı duyan kişi
Yenecektir ölümü ve Cehennem’i.
Çocuğun oyuncakları ve sağduyusu yaşlı adamın
Ürünleridir iki mevsim’in.
Soru soran kişi, ki oturuşu pek muzipçedir,
Yanıt vermesini asla bilmeyecektir.
Şüphe taşıyan sözleri yanıtlayan kişi
Söndürür bilginin ışığını.
Cırcırböceği’nin çığlığı ya da bir bilmece
Uygun bir yanıttır bir şüphe’ye.
Karınca’nın inç’i ve kartal’ın mil’i
Gülümsetir topal felsefeyi.
Kişi gördüklerinden şüphe duyuyorsa
Ne yaparsan yap, inanmayacaktır asla.
Eğer güneş ve ay şüpheye düşselerdi
O dakika sönüverirlerdi.
Prens’in kaftanları ve palavraları dilencinin
Zehirli mantarlardır keselerinde cimri’nin.
Dilencinin paçavraları, kanat çırparak havada,
Bölerler gökyüzünü parçalara.
Daha değerlidir yoksulun çeyrek peni’si
Tüm altınlardan Afrika sahillerindeki.
Cimrinin topraklarını alıp satar az bir para,
İşçinin ellerinden zor alındığında;
Ya da, eğer yukarıdan korunuyorsa,
Alıp satar tüm o memleketi.
Kılıç ve tabancayla kuşandığında asker
Yaz güneşine felçli bir halde hücum eder.
Bilinen en güçlü zehir
Sezar’ın defne tacından gelmiştir.
Çarpıtamaz insan ırkını
Zırhın demiri kadar kimse.
Altın ve mücevherler sabanı süslediğinde
Kıskançlık boyun eğecektir barış sanatlarına.
Bir tutkunun içinde olmak sana iyi gelebilir.
Ama tutku senin içindeyse bu hiç iyi değildir.
Bir memleketin kaderini belirler kumarbaz ve fahişe,
Devlet onlara resmi izin verdiğinde.
Orospunun sokaktan sokağa seslenişi
Örecektir yaşlı İngiltere’nin kefenini.
Kazananın haykırışı, bedduası kaybedenin
Danseder cenaze arabasının önünde ölü İngiltere’nin.
Her gece ve her sabah
Doğar bazıları acıya.
Her sabah ve her gece
Doğar bazıları tatlı hazza.
Doğar bazıları tatlı hazza,
Doğar bazıları sonsuz geceye.
Yönlendiriliriz bir yalana inanmaya
Göz’ün içinden görmediğimizde,
Ki bir gece doğmuştur, can vermek için bir gecede,
Ruh uyurken ışık huzmelerinde.
Tanrı belirir ve ışıktır Tanrı
Gecenin içinde barınan o zavallı ruhlara;
Ama bir insan biçimini sergiler
Günün diyarlarında yaşayanlara.
William Blake
Çeviri: Sertan Balkan

8 Aralık 2016 Perşembe

Hükümdar


NOTLAR KISMI BANA AİT DEĞİL. FAKAT  OKURKEN ALTINI ÇİZDİĞİM YERLER İLE BİREBİR ÖRTÜŞÜYOR. İNSANLIK TARİHİ
ŞAŞIRTICI BİR ŞEKİLDE TEKERÜR EDİYOR. AYNI OLAYLARI FARKLI ŞEKİLLERDE AYNI İNSAN TİPLERİ İLE YAŞAMAYA DEVAM EDİYORUZ.
8 ARALIK  2016
2016/22 İSTANBUL
Niccolo Machiavelli
Bir Rönesans dönemi düşünürü olan Niccolo Machiavelli (1469-1527) on beş sene boyunca Floransa Cumhuriyeti’nde diplomat olarak görev yapmış ve döneminin en önemli siyasi liderleri ile tanışma fırsatı bulmuştur. Machiavelli yirmi yaşındayken küçük bağımsız devletlerden oluşan İtalya, Fransa’nın işgaline uğramış ve yönetici aile olan Mediciler düşürülerek yeni bir cumhuriyet kurulmuştur. Yeni cumhuriyet yönetiminde, eğitimi sayesinde kendine yer bulan Machiavelli, on beş sene içinde yüksek düzeyli bir sivil memur durumuna yükselerek Floransalı bir elçi olarak diplomatik hizmetlerde bulunmuştur. 
Ancak Fransız askerlerinin ve birleşik güçlerinin İspanya ordusuna mağlup olması ile Mediciler iktidara yeniden gelmişlerdir. Kırk yaşlarındaki Machiavelli eski yönetimin adamı olarak ihanetle suçlanarak hapsedilir ve işkence görür. Daha sonra Machiavelli’nin hapis cezası sürgüne çevrilir ve şehir surlarının dışına gönderilir. Machiavelli eserlerini bu dönemden sonra vermiştir.


NICCOLO MACHIAVELLI'nin Hükümdar isimli kitabından aldığım notlar;
Verasete dayalı hükümdarlıkları devam ettirebilmek, yeni hükümdarlıkları muhafaza etmekten daha kolaydır. Çünkü hükümdarın yapması gereken atalarının usullerine bağlı kalmak ve zamanla ortaya çıkan meselelerde bu usullere uygun hareket etmektir. Öyle ki ortalama bir beceriye sahip bir hükümdar, olağanüstü ve karşı konulamaz bir güç onu tahtından etmedikçe gücünü yitirmez. Böyle bir durum gerçekleşse dahi hakimiyetini gasp eden kimselerin en küçük bir hatasıyla tahtını geri kazanması mümkündür.
İnsanlar durumlarını iyileştirmek adına daima efendilerini değiştirmeye hazırlardır ve bu umut onları yöneticilerine karşı silahlandırmaya götürür. Ancak bu insan yalnızca kendilerini kandırırlar ve eskisinden de kötü hale geldikleri tecrübelerle sabittir.
Yeni hükümdar, gerek askerleriyle, gerek istilanın sonucu doğan sayısız aksiliğin baş göstermesiyle yeni halkını baskı altında tutmak zorunda kalır. Ülkeyi kuşattığınızda zarar verdiğiniz insanların tümü size düşman olur. Hatta size amacınıza ulaşmada yardımcı olan kimselerle dostluğunuzu da sürdüremezsiniz.
Ordunuz ne kadar güçlü olursa olsun, bir ülkeyi ele geçirmek için o ülke halkına iyi niyet beslemek durumundasınızdır.
Yunanistan'la ilgili olarak Türklerin izlediği yol bu idi. Eğer oraya gidip yerleşmeseydiler, aldıkları tüm önlemler boşa gider ve toprakları ellerinde tutamazlardı.
İnsanlara ya iyi davranmalısınız ya da onları tamamen ezmelisiniz. Çünkü halk hafif baskılara karşı intikam almaya meyillidir, ancak ağır darbelere karşı direnç gösteremez. dolayısıyla bir insana zarar verildiğinde bu öyle ağır olmalıdır ki, misillemeye imkan dahi bulamasın.
Eğer zorluklar önceden sezilirse çaresi kolaydır, ancak yaklaşması beklenirse, çareler gecikir ve aksaklıklar umutsuz vakalara dönüşür.
Başkalarını güçlendiren kendi sonunu hazırlar.
Bilinen tüm hükümdarlıklar iki farklı şekilde idare edilmiştir. Ya başta mutlak güç sahibi bir hükümdar vardır ve yönetime yardımcı olan bakanlar onun kulları gibidirler ya da hükümdar ile yönetimi paylaşan baronlar vardır. Bu baronlar görevlerini soylarından gelen bir yetkiyle ifade ederler. Bu kimselerin toprakları ile kendilerini yönetici olarak kabul edip onları seven halkları vardır.
Fethedilen ülkelerin alışmış oldukları yasalar varsa ve özgürlük içinde yaşıyorlarsa, bu ülkeleri elde tutmanın üç yolu vardır. İlki bunları yıkmak; ikincisi bölgeye gidip orada ikamet etmeye başlamak; üçüncüsü de orada yaşayan bir kaç güvenilir kişiye oranın yönetimini teslim edip, kendilerini vergiye bağlamaktır.
Halklar değişken ve kararsızdırlar. Onları ikna etmek kolaydır ancak ikna oldukları şeye bağlamak güçtür. bu sebeple emirler öyle bir sağlanmalıdır ki, insanlar artık inanmıyor olsalar da, zorla uymak zorunda kalsınlar.
Yeni düzen getirmek isteyen kimseler büyük zorluklarla karşılaşırlar ancak yolun üzerindeki tüm zorlukların üstesinden gelmek için cesaret yeterlidir. Bu güçlükler aşıldıktan sonra tehlike kalmaz. Saygı kazanıp etkinliklerini kıskananlar yok edildiğinde geriye kudret, güven, onur ve zenginlik kalır.
Hükümdarlık barış zamanlarında askerler, savaş zamanlarında da düşmanlar tarafından yağmalanır.
Yaşadığımız ve yaşamamız gereken hayatın arasında o kadar büyük bir uçurum vardır ki; olması gerekenin yolunu tutmak için olanı bırakan kişi kendisini korumak bir kenarda dursun, yıkıma götürür. Daima her şeyi mükemmel bir iyilik standardında tutmak isteyen kişi kötülüklerin arasında kaybolur gider. Bu nedenle varlığını sürdürmek isteyen bir hükümdarın koşulların gerektirdiği gibi davranıp, ne zaman iyi ne zaman kötü olacağını öğrenmesi gerekir.
Korkulan biri olmanın, sevilen biri olmaktan daha güvenli olacağı söylenebilir. çünkü insanoğlunun nankör, vefasız, kaypak, yüreksiz veya açgözlü olduğu ileri sürülür; güçlüysen yandaşın çok olur, sana kanlarını, mallarını, canlarını, çocuklarını sunarlar ancak gün gelir de birine muhtaç olursan sana sırt çevirirler.
Şunu bilmelisiniz ki rekabetin iki yolu vardır; biri hukukla diğeri zor kullanarak. İlki insana ikincisi ise hayvanlara özgüdür ancak ilki sıklıkla yetersiz kalır ve ikinci yola başvurmak icap eder. Bu yüzden bir hükümdar bu iki yoldan da nasıl faydalanılacağını bilmelidir.
Bilgin bir hükümdar verdiği bir sözün aleyhine sonuç doğuracağını anlarsa ve bu sözü yerine getirmesini gerektiren sebepler ortadan kalkmışsa sözünü tutmak zorunda değildir; böylesi daha yerinde olacaktır. İnsanın mayasında kötülük olmasaydı, bu bakış açısı doğru sayılmayabilirdi ancak özünde kötülük olduğu ve verdikleri sözleri tutmadığı için sizin de tutmanız şart değildir. Bir hükümdarın sözünü tutmamasını açıklayacak haklı sebepleri her zaman vardır. Bu konuya dair hükümdarın sözlerine sadık kalmayışından ötürü çok sayıda vaadin ve anlaşmaların iptal edildiğini gösteren zamanımıza ait sayısız örnekler verilebilir. Tilkiliği en iyi biçimde hayata geçirebilen, en başarılı olandır.
Bir hükümdarın çekinmesi gereken iki şeyden biri halkı, ikincisi ise dış güçlerdir.  Biri içeriden diğeri ise dışarıdan gelebilecek tehlikelerin kaynağıdır. Hükümdar güçlü bir ordu ve sağlam müttefiklerle kendini dış güçlerden koruyabilir. Güçlü bir ordusu varsa iyi dostları da olacaktır.
Halkı ve askerleri aynı anda memnun etmek çok zordur. Halk barışı ve dolayısıyla hırstan uzak hükümdarları severken; askerler kavgacı, cesur, zalim ve zorba olan ve bu özelliklerini halkın üzerinde de tatbik eden hükümdarları tercih ederler. Böylece hem çifte maaş alırlar hem de aç gözlülük ve zalimliklerini doyurabilirler. Bundan dolayı kendi sonunu getiren imparatorlar her daim tabiatları ve eğitimleri yönünden otorite sağlama konusunda yetersiz, özellikle askerleri memnun etmeye meyilli olup halkı incitmeyi önemsemeyen kişiler olmuştur.
Üç türlü zeka ölçeği vardır; ilki, kendiliğinden anlayanlar, ikincisi, kendilerine gösterileni anlayanlar, üçüncüsü ise ne kendiliğinden ne de başkalarının gösterdiğini anlayanlar. Bunlardan ilki mükemmel, ikincisi iyi, üçüncüsü değersizdir.

http://siyaset-muhammediye2.blogspot.com.tr/2014/03/siyasal-dusunceler-tarihi-niccolo.html