18 Haziran 2011 Cumartesi

Aslında bize neler oluyor

  "Modern insan, sonuç merkezli bakar hayata" (1) buna karşılık Kur'an bize en başa bakmamızı salık verir.Ağacın, Dalına bakmak yerine köküne bakmamızı tavsiye eder. Sonuç merkezli bakmamız,  hayatımızda neye tekabül eder peki, zenginliğe, şan, şöhret, iktidar ve güce takabül eder.

Modern insanlar, onca servet veya yukarıda saydığımız hasletlere gıpta ve iştahla bakar. Peki gelinen sonuç nedir? Her türlü Şehvetini tatmin eden, buna karşılık yükselirken hangi emeği zayi ettiği, kimlerin göz yaşlarını zayi ettiği, hangi kanın üzerinden geçtiği ve hangi alın terinin bu servetin inşasında bulunduğuna bakmaz. Çünkü sonuçta rahatlığa kavuşmuştur. Bu sebeple hayatın diğer yüzü ile ilgilenmezler. 

  Allah'ın bakmamızı tavsiye ettiği yerden bakmaz, görmemiz gerekeni görmez ve yapmamız gerekeni yapmamamız karşılığında, daha bencil, egoist ve ben merkezci hayatlar sürmeye başlıyoruz. Fark ettiniz mi bilmem batılı hayat kültürünün özenilecek bir tarafı kalmadı aslında " Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını"(2) diye bizlere hatırlatır bu toprakların yazarları, kulak vermemiz ve gönlümüzü hakka, adalete en önemlisi iyileğe açmamız istenir.

Serdar KARAMANLI
1- Mustafa İSLAMOĞLU
2- Necip Fazıl KISAKÜREK

Başıboş

Vatanımda sular akar, başıboş;
Herkes, birbirini kakar, başıboş.
Bozkırlardan topal bir tren geçer;
Çocuk, merkep, öküz bakar, başıboş.
Yanmaz da yürekler, güneşe atsan;
Bir kibrit, bir orman yakar, başıboş.
Tarih, kutuplara kaçmış bir fener,
Buz denizlerinde çakar başıboş.
Yirmidokuz harflik sözde aydınlar,
Yafta yazar, isim takar, başıboş.
Allahım sen acı bu sâf millete!
Akşam yatar, sabah kalkar, başıboş...
 ( Necip Fazıl Kısakürek )

16 Haziran 2011 Perşembe

Babama Mektup


Babama Mektup

Cem Yayınevi / Kafka Kitapları Dizisi


'Çok sevgili baba,

Geçenlerde bir kez, senden korktuğumu öne sürmemin nedenini sormuştun. Genellikle olduğu gibi, verecek hiçbir cevap bulamadım, kısmen tam da sana karşı duyduğum bu korku yüzünden, kısmen de bu korkuyu gerekçelendirmek üzere, konuşurken toparlayabileceğimden çok daha fazla ayrıntı gerektiği için...'

Franz Kafka,1919'da dinlenmek üzere gittiği Schelesen'de Julie Wohryzek adında bir kızla tanışıp nişanlandı. Aynı yıl kaleme aldığı Babaya Mektup, yazarın bu nişana karşı çıkan babası Hermann Kafka'ya yanıtıdır. Kafka'nın yayınlamak amacıyla değil, babasıyla ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirmek için yazdığı, ama hiç göndermediği bu mektup, hem Kafka'nın yaşamöyküsüne açıklıklar getirmesi, hem de kimi izleklerinin ipuçlarını barındırması açısından büyük önem taşır. 


Ben ne düşünüyorum ; 


Mektup yazmayalı 20 yıl olmuş. Kitabı bitirdiğimde farkına vardım. Geçen yirmi yılı iç dünyamı inşa eden veya yıkan insanlara mektuplar yazıp göndersem mi? diyede düşünmedim değil hani. 
Ne enteresan olurdu, belki karşılıklı mektuplaşarak yüz yüze konuşamadığımız birçok meseleyi yaza bilir miydik? Duygularımızı yazarak daha rahat dile getirir miydik? 
Aslında şöyle dedim ama öyle söylemek istemedim, şöyle söylemek istedim. 
Biliyorum seni üzdüm ancak, böyle gerekiyordu. Sebebi de buydu.
Ne bileyim örnekleri çoğalta biliriz. Altını üstünü hep beraber kendi seciye ve karakterimize göre doldura biliriz.
Şevket ağabeyin yazdığı gibi Tükenmez kalemle yazılıyor hayatımız. Silinemiyor elbet. Sevdiklerimize davranırken onların alıcılarında dekoder (çözücü) veya benzeri aletleri olamayacağını düşünüp, ona göre hareket etsek dahamı iyi olur acaba
 Hz. Muhammet S.A.V buyurduğu gibi "her kişiye anlayacağı şekilde konuşun" ....

Selam, Hürmet ve Kalbi muhabetlerimle
Serdar Karamanlı


1 Haziran 2011 Çarşamba

Kur'an-ı Kerim Meali



Diyanet İşleri Başkanlığı, Vakfının yaptırdığı çalışma
Kur'an-ı Kerim Meali, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyelerinden; 
Prof.Dr. Hayrettin KARAMAN, 
Prof.Dr. Ali ÖZEK, 
Prof.Dr. İbrahim Kafi DÖNMEZ, 
Prof.Dr. Mustafa ÇAĞRICI, 
Prof.Dr. Sadrettin GÜMÜŞ 
Prof.Dr. Ali TURGUT tarafından hazırlanmıştır.



Ben ne düşünüyorum; Ben müslümanım diyip de hala Allahımızın bizim için Muhammed as. indirdiği kitabımızı okumadınız ise, kendinize bir iyilik yapıp hiç olmaz ise bir sefer okuyun. Anlamam demeyin, onu sizin kalbinize ilham eden olacak ama bir şartı var. Anlamak ve yaşamak isterseniz. Benim bu meali kaçıncı okumam olduğunu hatırlamıyorum. Çünkü devamlı okuduğum bir kitap hiç saymadım. Her okuyuşumda farklı arızalarımı çıkarıyor ve her seferin de "yuh ya bunu neden görememişim" diye kendime sitem ediyorum. İnşaAllah faydam olur. Ben bu kitabı bulamam derseniz Kardeşiniz size hediye edebilir. Bunun için havale veya kargo şirketine gerek yok. Bana telefon edersiniz, bir çay ısmarlamanız karşılığında adresinize teslim getiririm. Bu vesile ile de görüşmüş ve halleşmiş oluruz. Sizin için yapabileceğim bir hizmet olursa, beni istediğiniz zaman arayabilirsiniz. Kalbi hürmetlerimle.....

Serdar Karamanlı

Aramıza yeni katılan Takipçimize....

Gönül dünyamıza ve sevdiklerimizin dünyasına hoş geldiniz. Yüzünüzü bizden saklamayınız. Yüreğimiz bir çok şeyi kaldırdığı gibi sizide kaldırır. Umarım, sizinde bizi taşıyacak yüreğiniz vardır.Yeniden hoş geldiniz........

Babalar ve Oğullar

Kitap adı : Babalar ve Oğullar
Yazar      :  IVAN SERGENYEVİÇ TURGENYEV
Yayın Evi:  Antik Dünya Klasikleri



Romandaki baba ve oğul karakterleri iki Rus jenerasyonu arasındaki artan bölünmüşlüğü, Yevgeny Bazarov ise nihilist görüşleri ve eski düzen karşıtlığı ile "ilk Bolşevik" leri temsil eder.

Turgenyev, Babalar ve Oğullar'ı 1830'ların liberalleri ile güçlenen nihilist hareket arasında artış gösteren kültürel hizipçiliğe tepki olarak yazdı. Her iki akım da Rusya'da batı kökenli sosyal değişimin arayışı içersindeydi. Ayrıca, bu iki düşünce tarzı Rusya'nın istikbalinin kilise etkisindeki geleneksel yörüngede devam etmekte olduğuna inanan Rus-Ortadoks görüş ile çelişmekteydi.

Ben ne düşünüyorum ; Çağlar değişsede, insan gelişsede o içten içe olan çekişme hiç bitmiyor. Geçenlerde bir arkadaşıma yazdığım not gibi, "mezar taşları, insana cevap vermiyor. Bir sıcaklık duyamıyorsun." yapmak istediğimiz güzel şeyleri ertelemeyelim. Aklımızdan geçen fitne, fesat ve kötülükleri ise engelleyelim. Yaşamı daha güzel hale getirelim......
Dostlar kitaplara küsmeyin.....

Serdar Karamanlı

25 Mayıs 2011 Çarşamba