Gideceksin biliyorum,
Dur diyemeyeceğim
Hakkın var gitmeye
Gitme demeye
Hakkım yok biliyorsun.
Sevildin belki duymadın
Ama sessizce sevildin.
Babaların sevgisi böyledir,
İfadesiz, kocaman
Milyonlarca balonu ucururcasına
İçine kâinat sığmaz
Bu sessiz sevginin.
İfade edilmeyen bu derinlik
Deniz gibi hayatını kuşatır,
Sen göremezsin ama
Oradadır.
Bilirsin
Bilmelisin
İfade edemeyen yürekler
Hep çok severler.
Aslında bu ifadesizlik
Korkudur
Biliyorum gideceksin,
Gitmeli ve yeni hayatını
Denemelisin.
Ve başarmalısın.
Hep bileceksin
Hatta unutmayacaksın
Belki görmeyecek
Belki duymayacak
Ama
Hep denizin içinde
Derinde de olsa
Denizimde
Kalacaksın.
Geri dönmen gerekirse
Denizin kenarında ki
Liman hep açık olacak
O liman hep senin olacak.
Haydi şimdi açıl
Çık Denize
Fenerin yol gösterecek
İfade edemeyecek
Ama sen ışığını
Hep göreceksin
Hep hissedeceksin
Liman yaşadığı sürece
Hep içinde olacaksın.
Yolun açık, bahtın güzel olsun.
Serdar Karamanlı
3 Mart 2020
3 Mart 2020 Salı
18 Şubat 2020 Salı
İnsancıklar..
Dostoyevski’nin henüz yirmi dört yaşındayken kaleme aldığı ilk roman olan İnsancıklar; Rus edebiyatında “İşte yeni Gogol!” diye sevinçle karşılanan yazarın edebiyat dünyasına attığı ilk adımdır.
İnsancıklar‘ın mekanı, pek çok Dostoyevski öyküsünde olduğu gibi yine Petersburg. Büyük ustanın, o güçlü üslubuyla anlattığı; sıradan, pek fazla dikkat çekici olmayan, fakir insanların dostluk ve sevgi öyküsü.
18 Şubat 2020 Salı / 07.52
Bayrampaşa /İstanbul 2020-4
9 Şubat 2020 Pazar
Ölmesi Gereken Kız..
“ŞİMDİ NE YAPACAKSIN?”
“KEDİ OLACAĞIM, FARE DEĞİL.”
Lisbeth Salander uzun süredir ortalıkta yoktur. Üstelik evini bile satmış, ardında da hiç iz bırakmamıştır. Kimsenin haberi olmasa da tek bir şeye odaklanmıştır: Artık av değil, avcı olacak ve kız kardeşi Camilla’yla kozlarını paylaşacaktır.
Mikael ise Lisbeth’in bu sessizliğinden büyük endişe duyuyor ama ona bir türlü ulaşamıyordur. Deİsveç sokaklarında ölü bulunan evsiz bir adamın kimliğiyle ilgili yardıma ihtiyacı vardır çünkü resmî kurumlarda adama dair hiçbir kayıt yoktur. Bu adamı ilginç kılan şeyse cebinde Mikael’in telefon numarasının bulunması ve ölmeden önce de bazı devlet yetkilileriyle ilgili merak uyandıran iddialarda bulunmuş olmasıdır.
Lisbeth geçmişinden kalan son parçanın peşinde, Mikael ise yozlaşmış düzenin yine tam ortasındadır. Ama bu kez birbirlerine daha önce hiç olmadığı kadar ihtiyaçları vardır çünkü ikisi de ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştır.
“Ölmesi Gereken Kız, serinin özünden hiçbir şey kaybetmeden hak ettiği mükemmel kapanışı yapıyor.”
Le Monde
Kavak dostum İsveçli Bacı esiyor, gürlüyor ve kayboluyor. Ama sessiz sedasız her zaman ki gibi.
Kavak dostum 3 kitap bende seni bekliyor ☺️
“KEDİ OLACAĞIM, FARE DEĞİL.”
Lisbeth Salander uzun süredir ortalıkta yoktur. Üstelik evini bile satmış, ardında da hiç iz bırakmamıştır. Kimsenin haberi olmasa da tek bir şeye odaklanmıştır: Artık av değil, avcı olacak ve kız kardeşi Camilla’yla kozlarını paylaşacaktır.
Mikael ise Lisbeth’in bu sessizliğinden büyük endişe duyuyor ama ona bir türlü ulaşamıyordur. Deİsveç sokaklarında ölü bulunan evsiz bir adamın kimliğiyle ilgili yardıma ihtiyacı vardır çünkü resmî kurumlarda adama dair hiçbir kayıt yoktur. Bu adamı ilginç kılan şeyse cebinde Mikael’in telefon numarasının bulunması ve ölmeden önce de bazı devlet yetkilileriyle ilgili merak uyandıran iddialarda bulunmuş olmasıdır.
Lisbeth geçmişinden kalan son parçanın peşinde, Mikael ise yozlaşmış düzenin yine tam ortasındadır. Ama bu kez birbirlerine daha önce hiç olmadığı kadar ihtiyaçları vardır çünkü ikisi de ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştır.
“Ölmesi Gereken Kız, serinin özünden hiçbir şey kaybetmeden hak ettiği mükemmel kapanışı yapıyor.”
Le Monde
Kavak dostum İsveçli Bacı esiyor, gürlüyor ve kayboluyor. Ama sessiz sedasız her zaman ki gibi.
Kavak dostum 3 kitap bende seni bekliyor ☺️
9 Şubat 2020 Pazar / 18.10
Bayrampaşa /İstanbul 2020-3
3 Şubat 2020 Pazartesi
Fatihler , Korsanlar, Tüccarlar...
Avrupa tüm
Ortaçağ boyunca değerli maden yokluğu yüzünden büyük sıkıntı çekti. Ancak
beklenmedik bir anda, 16.yüzyılın ortasından başlayarak, Amerika kıtasındaki
sömürgeleri, özellikle de Meksika ve Peru, İspanya'ya tonlarca gümüş akıttı.
İspanya sınırlarını da aşan bu günüş bolluğunu, Venedik elçisi Vendramin,
"evlerin çatısına yağan ve ilk düştüğü yerdekilere hiçbir yarar sağlamadan
süzülüp aşağı akan yağmura" benzetiyordu. Değerli madenler bu şekilde,
Batı'dan Doğu'ya ilerleyerek, bir ülkeden diğerine hızla yayıldı. Bu arada
Avrupalıları imrendiren Doğu malları da -baharat, ipek ve özellikle de
porselen- aksi yönden (Doğu'dan Batı'ya) hareket ederek bütün dünyada yoğun bir
ticaretin gelişmesini sağlıyordu. Bu ticari gelişmeye olanak sağlayan temel
araç da, İspanya'da sekizlik real ya da peso, Anglo-Sakson ülkelerde sekizlik
sikke ve İtalya'da piastra diye adlandırılan kaba ve ağır bir madeni paraydı.
Türkiye'den İran'a, Hindistan'a, Çin'e kadar, bu sikke en çok aranan şey oldu
ve kıtalar-arası karşılıklı ticaret yöntemini çalıştırmak için gerekli olan
paraya çevrilebilir değir sağladı. İspanyol-Amerikan gümüşünün heyecan verici,
ilginç öyküsü ve sekizlik real'in başarısı Cipolla tarafından kitapta büyük bir
ustalıkla anlatılmaktadır.
Ekonomi Savaşları hep vardı ve devam ediyor. Emperyalizm
yeryüzü halklarını sömürmeye, katletmeye ve alın terini hiçe saymaya devam ediyor edecek. Çünkü mazlum ülkelerin yöneticileri bu gidişe son verme konuşmaları yaparak yönetime geliyor bir süre sonra onlarda zalimlere dönüşüyor. 2020 nin dünyası ile 1530 ların dünyası arasında insan farklılığı yok.
Evet teknoloji gelişti fakat insan aynı kaldı.
3 Şubat 2020 Pazartesi / 08,31
Bayrampaşa /İstanbul 2020-2
Aşkımız eski bir roman....
İstanbul’da bir kanun adamı, sokaklarda bir suç bilgesi. Başkomser Nevzat, karmaşık cinayetleri çözerken insan ruhunun derinliklerinde gezinmeye devam ediyor...
Edebiyat bazen çok tehlikeli olabilir. Anna Karenina, Madam Bovary, Esmeralda ve daha birçok kadın roman kahramanı... Bu muhteşem kadınlara ulaşmaya çabalarken, önce doğru düşünme yeteneğini, sonra da yaşamını yitiren bir adam...
Kimsenin önemsemediği overlokçu bir kızın cinayeti bile önemli sırlar içerir. Katil ve maktul apaçık ortadaymış gibi görünse de hakikat çok derinlerde gizlenmiş olabilir. Ama ne kadar gizlenirse gizlensin, Başkomser Nevzat gibi vicdanlı polisler olduğu sürece karanlık aydınlanacak, adalet mutlaka yerini bulacaktır.
Aşk hiçbir zaman masum değildir. Petersburg’un soğuğundan, İstanbul’un sıcağına gelen bir Rus bilim insanı. İstihbarat servislerini birbirine düşürecek kadar gizemli bir kayboluş. Mutluluğu ararken kendini ölümün kıyısında bulan çaresiz bir âşık...
En zevkli anlar kanlı gerçeklere dönüşebilir…
Cinayetleri çözmek için sadece aklından ve deneyimlerinden değil, yaralı yüreğinden de güç alan Başkomser Nevzat, belki de en çok bu yüzden ayrılıyor benzerlerinden, belki de en çok bu yüzden seviliyor, okunuyor ve hatırlanıyor. Aşkımız Eski Bir Roman, onun bu zorlu serüveninde yepyeni bir halka...
... mesleğini doğru yapmak için cesaret yetmez, aynı anda kocaman bir yürek ister. Ama o yürek çelikten yapılmıyor. Bir süre sonra el bombası gibi gümlüyor. O yüreği zamansız gümletmeyelim Ali. Zalimleri sevindirmenin âlemi yok.
(Tanıtım Bülteninden)
31 Ocak 2020 Cumartesi 07.30
Bayrampaşa /İstanbul 2020-1
16 Ocak 2020 Perşembe
Ölme pahasına fedakarlık...
İki yaşındaki çocuğu hastaneye getirdiklerinde durumu iyi değildi. Anne-babası kaygılı gözlerle, tahlil ve filmlerini inceleyen doktoru beklediler. Sonunda, doktor yanlarına geldi. Tane tane anlattı durumu onlara: “Kızınızın kurtulması mümkün. Ancak, bunun için, en kısa sürede, bu hastalığı daha önceden geçirmiş birini bulup, ondan kan nakli yapmak gerekiyor.”
Anne-babanın yüzünde birden bir ümit ışığı yandı. Çünkü beş yaşındaki oğulları da bebekken bu hastalığı geçirmişti ve daha sonra mucize eseri iyileşmişti. Bunu doktora söylediler. Doktor da ümitlenmişti. Ancak, bu kan nakli için minik delikanlının ikna edilmesi gerekiyordu.
Doktor, karşısına oturttuğu çocukla, büyük bir adamla konuşuyormuş gibi konuştu ve ona durumu anlattı. Küçük kardeşine kanını vermek ister miydi? Çocuk bir müddet düşündü, sonra derin bir nefes alıp: “Kardeşim kurtulacaksa, kanımı veririm.” dedi. Gerekli işlemler hemen yapıldıktan sonra, çocuğu kardeşinin yattığı odaya götürdüler. Kanı alınıp doğrudan hasta kardeşine aktarılacaktı. Kan nakli sırasında minik delikanlı kardeşinin yüzüne baktı sürekli. Onun yanaklarına renk gelirken, kendisinin yüzü soldukça soluyordu. Sonunda gülümsemesi de söndü.
“Hemen mi öleceğim?” diye sordu titrek bir sesle doktora. Doktor ona, ölmesinin söz konusu olmadığını anlattı. Ama odayı dolduran büyükler, küçük çocuğun küçük yanlış anlamasının gerisindeki büyük ruhu görerek gözyaşlarına engel olamadılar.
Minik delikanlı, vücudundaki bütün kanın alınıp kardeşine verileceğini zannetmiş, buna rağmen kardeşini kurtarmak için kendi canını feda etmek istemişti...
23 Aralık 2019 Pazartesi
Ermiş...
"İnsan için tüm amaçlarını susuzluktan çatlamış dudaklara ve tüm yaşamı bir çeşmeye dönüştüren bir armağandan daha büyüğü yoktur kuşkusuz. Benim şerefim ve ödülüm işte bu armağanda yatıyor. Ne zaman içmek için çeşmeye gelsem, diri suyun kendisini susamış bulmamda..." Yıllar boyu kendisine yurt olan kentten ayrılırken, Ermiş'ten geride bıraktığı halka hitap etmesi istenir. Kent halkı ona aşk, evlilik, suç, ölüm, güzellik ve daha pek çok konuda sorular yöneltir. Aldıkları karşılık, hoşgörü ve sevginin biçimlendirdiği bir insan yaşamı üzerine hazine değerindeki öğütlerdir. Haklıyla haksızın, suçluyla suçsuzun, dimdik ayakta duranla düşmüşün aslında aynı insan olduğu bir yaşamdır bu...
(Tanıtım Bülteninden)
22 Aralık 2019 Pazar / 23.40
Bayrampaşa /İstanbul 2019/19
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




